Klasik müzik alanında yaptığı başarılı çalışmalar ile adını altın harflerle tarihe yazmış bir isim: Ludwig van Beethoven.

Alman disiplini ile yoğurulmuş hayatında her daim başarı ile zorlukların üstesinden gelmiş bir sanatçı. 1770 yılında Almanya’nın Bonn şehrinde doğmuştur. Alkolik ve aynı zamanda hasta bir babanın ve rengi hastası bir annenin çocuğudur. 3 kardeşi sağır, 2’si kör ve 1’i zeka özürlüdür. Yaşamı boyunca sağlık problemleri ile mücadele etmiş olan sanatçının ilk müzik öğretmeni ise babasıdır. Babası sarayın müzik işleri ile ilgilenirken annesi ise temizlikle uğraşmıştır. 4 yaşında babasının eğitimi ile müzikle tanışan Beethoven hakkında bilinen bir diğer gerçek ise babasının zor bir eğitime tabi tuttuğudur.

1779 yılında, Christian Gottlob Neefe ile çalışmaya başlamıştır. Küçük yaşta olmasına rağmen sürekli kendisini geliştiren Beethoven, 1783 yılında ilk bestesini yapmıştır. 1787 yılında Mozart’la çalışmak umuduyla Viyana’ya gidip Mozart ile bir süre çalışma fırsatı bulsa da annesinin hastalığı nedeniyle Bonn’a dönmüştür. 1789 tarihinde Bonn Üniversitesi’ne kaydolmuştur.  Mozart ile çalıştığı dönemde Mozart; “Bu çocuğa iyi bakın onu bir gün tüm dünya tanıyacak” diyerek Beethoven’in yeteneğine ışık tutmuştur. Beethoven, Bonn Üniversitesi’nde eğitim aldığı üç yıl boyunca Fransız devriminin de etkisi ile özgürlük üzerine yoğunlaştı ve müziğinin özgürlükçü olmasına dikkat etti.

Bonn’da geçirdiği günlerden sonra Viyana’ya dönen Beethoven, hayatının geri kalan kısmını burada yaşamıştır. Piyanist ve öğretmen olarak hayatına devam eden sanatçı istediği üne de burada kavuşmuştur. Soylu insanların müzik eğitimlerine yardımcı olarak adını duyurmaya başlayan sanatçının asıl sorunu ise duyma yetisindeki sorunlar olmuştur.

Önceleri kulak uğultusu ile başlayan ve zamanla ilerleyen rahatsızlığı usta müzisyene zor anlar yaşatsa da sanatından geri tutamamıştır. Konserler, bestelenen eserler derken halka açılmaya başlayan sanatçıyı, 1808 yılında geçirdiği kulak rahatsızlığı 1819 yılında tamamen sağır etmesine neden olmuştur. Duymamanın getirmiş olduğu zorluklar ile insanlarla iletişimini yazarak sürdürmeye devam eden sanatçının önüne engel geçemediği tek şey sanatı ve müzik olmuştur.

Sanatçının dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. İlk senfonisini 1800 yılında yazan sanatçı, sadece bir opera (Fidelio) bestelemiştir. Napolyon’a Avrupa’ya demokrasi getirdiği için adamış olduğu “Eroica” adlı 3. Senfonisi’ni Napolyon’un kendini imparator ilan etmesi üzerine geri almıştır. Günümüzde en çok bilinen senfonisi ise 9. Senfoni’dir. Beethoven’ın eserlerine bakıldığında, geçirdiği rahatsızlık zamanına denk gelmesi işini ve müziği ne kadar sevdiğinin ve saygı gösterdiğinin en büyük kanıtı niteliğindedir. Müziğine ilham olması ve ruhunu dinlendirmesi  açısından oturduğu semtte 2-3 saat süren yürüyüşlere çıkan sanatçının, günümüzde o yıllarda yürüdüğü yol, Beethoven yolu olarak bilinmektedir.

Sanatçı hayatı boyunca yaşadığı aşklara rağmen evlenmemiştir. 1827 yılında 56 yaşındayken siroz hastalığı ve diğer hastalıkların da sebebi ile hayata veda etmiştir. Öldükten sonra sanatçının naaşı Wahring mezarlığına defnedildi. 1888’ de ise Viyana Merkez Mezarlığı’na Schubert’ in mezarının yanına aktarıldı. Sanatçının cenaze törenine ise otuz bine yakın insan katılmıştır.

kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here