Bilinen sayılar ile otuz üzeri kadını katletmiş biri, nasıl kadınların gönlünü fethedebilir? Ya da bir insanın vahşi bir seri katil haline gelmesinde yaşadıkları ne derece etkili olabilir? Yazımızda bu sorular çerçevesinde tüm zamanların en popüler seri katiline, Ted Bundy’e yer vereceğiz. Gelin kendisini ve yaşadıklarını birlikte inceleyelim.

24 Kasım 1946’da ABD Vermont’ta dünyaya gelen Theodore Robert Bundy, evlilik dışı bir ilişki neticesinde dünyaya gelmişti. Annesi Louise Cowell, o dönemde böyle bir hamileliğin hoş karşılanmayacağı gerekçesi ile Ted dahil olmak üzere ablası olarak tanıtıldı. Gerçek babasını tanımadı, onun bildiği şekilde büyükannesi ve büyükbabası onun ebeveynleriydi. Annesi Louise ile Tacoma’ya taşındıktan sonra Louise, Johnnie Culpepper Bundy adında biriyle tanıştı. Birbirlerine aşık oldular ve evlendiler. Theodore bu evlilik ile nam saldığı ismine kavuştu: Ted Bundy.. Kardeşleri dünyaya geldi ve üvey babası ile ilgili bir sorunu olmamasına rağmen onunla bağ kuramamıştı. Çünkü ona göre Johnnie sadece ablasının eşiydi. Buna rağmen ailenin büyük çocuğu olarak kardeşleri için örnekti, kiliseye gidiyordu ve derslerinde oldukça başarılıydı.

İçine kapanık ve sessiz bir çocuk olarak bilinen Ted, ergenlik çağına geldiğinde çevresindekiler tarafından utangaç ve özgüveni olmayan biri olan tanınıyordu. Araştırmacı gazeteci Michaud, kitabında Bundy’i şu şekilde analiz ediyordu:

“Asla çevresindeki çocuklar gibi hissetmiyordu, onlar gibi olmak için rol yapıyordu sadece. Ama içindeki korku, kaygı ve zaman zaman bir kedinin hassasiyeti onu farklı düşüncelere sevk ediyordu. Hissedebiliyordu, ancak ileri ki hayatında ne tür bir nefrete ve vahşete dönüşeceğini kendisi bile bilemezdi.”

“İnsanların neden birbirleriyle arkadaş olmak istediğini bilmiyorum, bir insanı diğeri için çekici kılan şey nedir bilmiyorum, sosyal etkileşimi ne sağlar bilmiyorum.’’

Bundy lise yıllarında da utangaç ve asosyal biri olarak kalmıştı. Bu dönemde hırsızlık ve röntgencilik gibi suçlar işlemişti. Üniversite döneminde psikoloji ve hukuk alanlarında eğitim gören Bundy, siyasete de atılarak bu dönemde sahte bir kültürleşme çabası içerisine girmişti. Sonrasında hayatı, ilk aşkı olan Stephanie Brooks (takma ad) ile değişti. İlişkileri neticesinde Stephanie, Ted’in olgunlaşamadığı ve kişilik bozuklukları olduğu gerekçesi ile ondan ayrılmıştır. Bu konuda çeşitli rivayetler olsa da Ted’in arkadaşı Ann Rule’a göre Ted’in öldüreceği kadınlar için bir model oluşmuştur: Ortadan ikiye ayrılmış siyah saçlı, genç kadınlar..

Herkes tarafından iyi bir siyasetçi olacağı düşünülen Bundy için hayat farklı ilerlemişti. 1974’ten 1978’e kadar Amerika’nın çeşitli yerlerinde kadınları öldürdü, şiddet uyguladı ve tecavüz etti. Zekasını ve çekiciliğini kullanarak kadınları etkileyen Bundy, cinayetlerinde çeşitli aletler kullanıyordu: Levye, buz kıracağı, kelepçe vb.. Çevresindekilere göre Bundy eğitimli ve sempatik bir erkekti, bu suçları işleyeceğini kimse tahmin edemezdi. Annesinin durumu ve eski sevgilisi tarafından reddedilişi onda kadınlara yönelik büyük bir nefret oluşturmuştu. İntikam almak istiyordu.

Ardı arkası kesilmeyen cinayetler ve delil yetersizliği sonucunda yakalanamayan Bundy, bir gün Carol DaRonch isimli bir kadının yanına polis kılığında yaklaşmıştı. Karakola gitmek üzere arabasına binen kadın bir süre sonra şüphelenmesi üzerine kendisini arabadan atarak polise gitti ve Bundy’nin eşkalini verdi.

Aylar sonra yakalanan Ted, genç kızı kaçırmaktan suçlu bulunmuş; kendi savunmasını en iyi kendisinin yapacağını savunarak avukat istememiştir. Sonrasında hukuk kitaplarına bakmak için kütüphaneye gittiği sırada oradan kaçmayı başarmıştır. İki hafta sonra tekrar yakalanan Bundy, bir sonraki duruşmaya kadar tutuklu kaldığı yerde kazı yaparak yine kaçmıştır. Zamanlaması ve uyguladığı plan sayesinde kaçtığı saatlerce fark edilememiştir.

Florida’ya kaçan Bundy seri cinayetlere devam ederek 12 yaşında bir kızı öldürür. Bu onun son cinayeti olur ve nihayetinde yakalanır. 25 Haziran’da başlayan dava süreci 29 Temmuz 1979’a kadar devam eder. Tekrar kendi savunmasını yapmak isteyen Bundy, iyi bir savunma ile mahkemeye çıkar fakat cesetteki ısırık izinin Bundy’nin dişleri ile uyuşması üzerine bu sefer aklanamaz. İdam kararı verilir ve şikayette bulunması üzerine 10 yıl sürecek temyiz süreci başlar.

“İdamınıza karar verilmiştir, ölene kadar vücudunuza mevcut sistemle elektrik verilecektir. Genç adam, kendinize iyi bakın. Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın. Şu anda yaşadığımız gibi, bu mahkeme salonunda insanlığın tamamiyle heba edildiğine tanık olmak bu salondakiler için trajedidir. Zeki, genç bir adamsınız. İyi bir avukat olabilirdiniz, arkamda çalıştığınızı görmek beni mutlu ederdi. Fakat ortak, yanlış yoldan gittiniz. Kendinize iyi bakın. Size karşı düşmanlık beslemiyorum, bunu bilmenizi isterim. Kendinize iyi bakın.”

Temyiz süresi boyunca kahraman ilan edilen Bundy, kadınların ilgi odağı olur ve pek çok hayran mektubu alır. Kadınlar onu görebilmek için duruşmalarına katılmaktadır. Öyle ki, duruşmalar devam ederken hayranlarından biri olan Carol Ann Boone ile evlenir. Ekim 1982’de bir kız çocuğu dünyaya gelir. Sonrasında Bundy’den boşanan Boone, kendisinin ve kızının soyadını değiştirmiştir.

Yıllar içerisinde Florida Devlet Hapishanesi’nde ölümü bekleyen Bundy, pek çok FBI ajanı ile görüşerek faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasına yardımcı olmuştur. İdam edilmeden bir gün önce Dr. James Dobson ile röportaj yapan Bundy, şiddet içerikli pornografi tüketiminin kendisindeki şiddeti, şiddet şeklini belirlediğini ve sapkın davranışlara yönlendirdiğini iddia etmiştir. Medyadaki şiddetin, özellikle sekse bulandırılmış şiddetin yeni Ted Bundy’ler yaratmaya iteceğini söyler. Ted Bundy, 1989’un 23 Ocak günü; 42 yaşında elektrikli sandalyede idam edilir.

”Biz seri katiller sizlerin oğulları, eşleriyiz. Biz her yerdeyiz.”

Kaynak: 1,2,3,4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here