Süper kahraman filmleri, 2000’li yılların başından beri Amerikan sinemasının en önemli lokomotifi. X-Men (2000) ile başlayan bu furya, 2008 yılında ilk Iron Man filmiyle Marvel’ın kendi sinema evrenini kurmaya başlamasıyla yükselişe geçti. Marvel, daha öncesinde sinema alanında kendisini kanıtlayamamıştı ve DC’nin Batman ve Superman uyarlamalarının karşısına bir rakip çıkaramamıştı.

21. yüzyılda süper kahraman filmlerinden sonra sinema sektörünün en önemli ikinci yakıtı ise hiç kuşkusuz animasyon filmleri. Pixar’ın öncülüğünü yaptığı bu akım, çocukların yanı sıra yetişkin seyircileri de sinemalara çekmeyi başardı. Bunun başlıca sebepleri ise yaratıcı hikayeler, zeki bir mizah duygusu ve teknik mükemmellikti. Bu yazıda inceleyeceğim film ise bu iki film türünü bir araya getirerek, oldukça parlak bir sonuca ulaşan Spider-Man: Into the Spider-Verse.

Animasyonun senaryosu The Lego Movie’nin (2014) senarist/yönetmeni Phil Lord’un ve Rodney Rothman’ın elinden çıkmış. Filmin yönetmen koltuğunda ise Bob Persichetti, Peter Ramsey ve Rodney Rothman oturuyorlar.

Ülkemizde sürpriz bir şekilde dublajın yanı sıra altyazılı olarak da vizyona giren filmin zengin seslendirme kadrosunda; Shameik Moore, Jake Johnson, Hailee Steinfeld, Mahershala Ali, Lily Tomlin, Zoë Kravitz, Nicolas Cage, Liev Schreiber ve Chris Pine gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusu kısaca şöyle özetlenebilir; Miles Morales, polis babası ve hasta bakıcı annesiyle beraber yaşamayan bir lise öğrencisidir. Derslerinde çok başarılı olduğu için şehrin en iyi okullarından birinden burs kazanan Miles, okulundan ve arkadaşlarından ayrıldığı için mutsuzdur. Babasıyla iyi anlaşamayan Miles, babasıyla küs olan amcasıyla daha iyi anlaşmaktadır. Bir gün amcasıyla dolaşırken tesadüf eseri bir örümcek tarafından ısırılır. Ve beklendiği üzere süper güçler kazanır. Süper kahramanlığa alışma sürecinde Miles’a, kötü adam Wilson Fisk’in açtığı boyutlar arası geçiş kapısı sayesinde bir araya gelen farklı Örümcek Adamlar ona yardımcı olacaktır.

Örümcek Adam, hiç kuşkusuz sinema sektörünün en sık önümüze sürdüğü yemeklerden biri. Isıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen kahraman, son 16 yılda 3 farklı aktör tarafından canlandırıldı. Bu durumun seyirciler üzerinde belli bir bıkkınlık oluşturduğu malum. Bu sebeple Örümcek Adam’ı yetenekli genç aktör Tom Holland’ın canlandırdığı oldukça başarılı Spider-Man: Homecoming’e (2017) bile dudak büken seyirciler olmuştu. Spider-Man: Into the Spider-Verse, seyircilerin Örümcek Adam’ın önceki serüvenlerini ezbere bildiğini varsayarak hikayeye tabiri caizse bodoslama giriyor. Marvel Sinematik Evreni’ne bağlanmayacak olan film, farklı Örümcek Adam serilerinden gelen çok sayıda karakteri uzun uzun tanıtmadan aksiyonun içine katmış. Yetişkin Örümcek Adam, Robot Örümcek, Örümcek Kız, Karanlık Örümcek Adam, Örümcek Domuz gibi bu karakterler anlık esprilere konu olmuşlar. Ve filmin mizah dozajını yükseltmişler. Çokça eleştirilen Spider-Man 3’nin (2007) aksine bu karakterlerin olabildiğince ciddiyetten uzak ve eğlenceli bir şekilde yansıtılması filmin lehine olmuş bir durum.

Daha öncede yazdığım gibi film, Örümcek Adam külliyatına hakim olduğumuzu varsayarak göndermeler üzerinden ilerliyor. Önceki filmlerdeki akıllarda yer eden aksiyon sahnelerinden, çizgi romanlara, televizyonda yayımlanan çizgi filmine kadar süper kahramanın tarihindeki pek çok önemli noktaya eğlenceli atıflar yapılmış. Bunun yanı sıra filmin bir animasyon olmasının getirdiği avantajlardan da faydalanılmış. Filmlerde çekilmesi imkansıza yakın gözüken kimi aksiyon sahneleri gösterilebilmiş. Konuşma balonlarının kullanımında ve kadrajlarda ise çizgi roman üslubunun örnek alındığı açıkça belli oluyor.

Süper kahraman filmlerinin ciddi havasının dışına çıkan, eğlenceli bir süper kahraman animasyonu olan Spider-Man: Into the Spider-Verse’ü türü seven seyircilere öneririm.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here