Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

Sanata verdiği değer ve her daim değer ve her daim ayakta alkışlanacak yeteneğine rağmen mütevaziliği ile Türkiye’de en saygı duyulan sanatçılardan biridir Şener Şen. Her rolünde ayrı etkilemeyi başarır, gönülden sevdiği ve ruhunu vererek yaptığı işinde seyirciyi hayal kırıklığına uğrattığına neredeyse hiç rastlanmamıştır. Ruha hitap etmek deyimini izleyiciye her daim yaşatabilen Türk tiyatrosunun temel kadrosuna adını altın harflerle kazıtan tiyatrocunun başrolde yer aldığı Zengin Mutfağı oyunu ise bugünlerde çok konuşulmakta.

Şen’in ilk kez 1978’de efsanevi Lütfu Usta karakteriyle karşımıza çıktığı ve seneler sonra yeniden sahnelere döndüğü, Vasıf Öngören imzalı oyunu Ataşehir DasDas sahnesinde seyretme imkanı buldum. Tek odalık, oldukça başarılı bir eski mutfak dekoru ile Barış Dinçel tarafından hazırlanmış sahnede sergilenen oyun, 1 saat 15 dakika sürüyor. Siyasetle hiç arası olmayan, geçim derdindeki aşçı Lütfü Usta’nın gözünden anlatılan eser, 70’lerin Türkiyesinde hüküm süren atmosferi zengin bir fabrikatörün mutfağında gözler önüne seriyor. Özellikle başkaldırının doruk noktalara çıktığı 15-16 Haziran İşçi Yürüyüşleri’nin başlamasıyla halk içinde filizlenen bizlere karşı bizlerden olmayan kutuplaşmasını ustalıkla anlatıyor Usta’nın yıllardır çalıştığı mutfağında yaşadığı anılar.

Mutfağın sakinleri; ustanın yanında çalışan hizmetçi kız ile ağabeyi tutkulu bir işçi örgüt üyesi (Ahmet) olan nişanlısı Selim ve konağın şoförü Seyfi. Başlarda siyasi bir taraf tutmayan ve bu işlerle hiçbir ilgi alakası olmayan insanların, düşmanlaştırma ve sahiplenme arasında gidip gelen düşüncelerin hüküm sürdüğü çalkantılı ortamda taraf seçme durumunda kalması, oyunun temel noktalarından olmakla birlikte, siyasal fikirlerin günlük hayata ne denli yansıdığının da en önemli göstergelerinden biri. Zaten mutfak gibi her insanın hayatında yeri olan, günlük bir mekanda bile siyasetin ilişkileri, atmosferi belirleyen etken haline gelmesi 70’ler Türkiyesinin durumuna dair önemli bir noktaya işaret ediyor. Hak peşinde koşan işçiler ve sermaye sahibi faşistler olarak ikiye ayrılan toplum, dolayısıyla da mutfak sakinleri, insanların birbirine nasıl aniden düşman kesilebildiğinin, ideolojik farklılıkların insani sevginin üzerine nasıl karanlık bir bulut gibi çökebileceğinin muazzam bir kanıtı oluyor. Özellikle kendisini bir hiç gibi görürken aniden güç sahipleri tarafından kol kanat gerilen ve pohpohlanan Selim gibi karakterlerin, ‘biz buraların sahibiyiz’ edasında davranışlarla öz benliğinden ne kadar uzaklaştığı oyunda altı çizilen, günümüz dünyasında da sıklıkla örneklerine rastlanan bir toplumsal sorun.

Vasıf Öngören’in Brecht’in epik tiyatro modeliyle yazdığı, yani seyircide dramatik duygular yaratmaktansa toplumsal bir duruma dikkat çekmeye çalıştığı Zengin Mutfağı, yetmişlerdeki toplumsal ayrışmayı bir mutfak sınıfları içinde yaşatan metniyle amacına zaten ulaşıyor. Oyunculara gelindiğinde ise Şener Şen muazzam yeteneğiyle tartışmasız ön plana çıkıyor. Ona eşlik eden genç oyuncuların (Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan, Kutay Sandıkçı) ise başarılı bir performans sergilemelerine rağmen, belki de Şener Şen gibi büyük bir ustayla oynamanın getirdiği yük sebebiyle, parladıkları söylenemez.

Genel olarak heyecanlı olmaktan çok, hoş vakit geçirttiren, Türk tarihinin en önemli toplumsal olaylarından birini, günlük hayat örneklerine dikkat çekerek seyirciye açıklayan, düşündürücü ve izlemesi keyifli bir oyun Zengin Mutfağı. DasDas’ta sergilenen oyun kendi başına bir şaheser olmasa da, Şener Şen’in 77 yaşında herkese örnek olması gereken bitmek bilmez enerjisi, saygı duyulacak yeteneği ve oyun sonunda herkesi gülümseten mütevazılığı ile izlenmesi mutluluk veren bir eser.

 

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here