“Kelimelerin şiirleri, notaların müziği şekillendirmesi gibi ben de renklerle resmi şekillendiriyorum.”

Barcelona’da doğan Katalan ressam Joan Miro’nun adını daha önce hiç duymuş muydunuz? Soyut bir biçimde; kuş, kadın, yıldız, güneş ve ay temalı resimler üzerinde çalışan Miro, 20. yüzyılda yetişmiş, sürrealist resmin ustalarından yalnızca biri.

İlgili resim

1893 yılında Barcelona’da doğan Joan Miro, çocukluğundan beri sanatla ilgiliydi. Henüz 7 yaşındayken resim yapma tutkusuyla dolup taşıyordu. Oldukça fakir bir çocukluk geçirmesine rağmen, olabildiğince resim derslerine katılıyor ve kabiliyetiyle öğretmenlerini etkilemeyi başarıyordu.

Montroig: Village and Church, 1919 by Joan Miro
Montroig: Village and Church, 1919

1912 yılında, tifo hastalığını atlattığı sırada ressam olmaya karar verdi. Öyle çalışkan ve öyle meraklıydı ki ilk kişisel sergisini 1918 yılında açtı. Galerideki resimleri; Fovizm, Kübizm, Katalan Folklor Sanatı, Roma Foresk Sanatı’ndan izler taşıyordu. Ne var ki bu genç sanatçının ilk sergisi, eleştirmenlerce alaya alınmıştı.

Görsel sonucu
Horse, Pipe and Red Flower, 1920

1920 yılına gelindiğinde ise Paris’e seyahat etmiş ve ünlü ressam Picasso ile tanışma fırsatı bulmuştu. Genç ressam Miro için Picasso ile tanışmak bir onurdu.

joan miro y picasso ile ilgili görsel sonucu
Picasso ve Miro

Picasso ve André Breton gibi sanatçılar ile dostluk kuran Miro, artık saygınlık kazanmaya başlamıştı. Sanatı ile yalnızca ressamları değil yazarları ve şairleri de etkiliyordu. Michel Leiris, Max Jacob, Armand Salacrou, Roland Tual, Ezra Pound ve Ernest Hemingway onun arkadaşları haline gelmişti.

joan miro the farm ile ilgili görsel sonucu“The Farm” ya da orijinal ismiyle “La Masia” adlı eserini Ernest Hemingway’e sattı. Miro, bu eseri; ailesinin Tarragona, Katalonya’daki çiftliğinden esinlenerek yapmıştı. O, değişik ayrıntı ve objeleri gerçeküstü bir tarzda bir araya getiriyordu. Bu nedenle de resmi şiirleştiren sanatçı olarak anılıyor.

harlequin's carnival ile ilgili görsel sonucu
The Harlequin’s Carnival

Adeta bir çocuğun zihnini andıran soyut tabloları ile kendini kanıtlamaya ve olgun dönem eserlerini vermeye başlamıştı. 1925 yılında yaptığı “The Harlequin’s Carnival” adlı eseri, ters mekan etkisi veren ilk sürrealist resimlerden biriydi. Bu resimde özel, sembolik bir anlam yoktu. O, sadece parlak bir hayal gücünü tuvale yansıtıyordu.

composition joan miro ile ilgili görsel sonucuÇizgi, şekil ve renk bakımından Henri Matisse’den izler taşıyan “Composition” isimli eserini ise 1933 yılında tamamlamıştı.

Bu arada Pilar Juncosa ile evlendi. 1931 yılında da Dolares adını verdikleri bir kız çocukları oldu ve kısa bir süre sonra da İspanya İç Savaş’ı patlak verdi. Böylelikle Miro’ya yeniden Paris yolu gözüktü.

Savaşın Miro’da bıraktığı yıkım ve acıyı 1937 yılında tamamladığı “Still Life with Old Shoe” adlı eserinde görebiliriz.

still life with old shoe joan miro ile ilgili görsel sonucuEvinden, memleketinden kopmuş gibi hissediyordu Miro. Bir parça ekmek, bir çatal ve elma, bir şişe içki, son olarak da eski bir ayakkabıyı çizmişti. Bu basit unsurlar ile resmetmenin sınırlarını zorlamak istiyor ve 17. yüzyılın önemli sanatçılarından Velazquez ile karşılaştırılmayı amaçlıyordu. Savaşın tahribatı ona memleket özlemi çektiriyordu. Ancak, onun zihninde dönenler, normal bir ressamınkinden çok daha farklıydı. Başka bir ressamın aynı şartlar içinde, memleketini alegorik bir şekilde resmetmesini ya da duygu yüklü bir eser vermesini bekleriz. Sözkonusu Miro olunca işler tamamen farklıydı. O, onda iz bırakmış sembolleri, değişik ve alakasız parçaları resminin kompozisyonu haline getiriyordu. “Korkunç bir drama yaşıyoruz, İspanya’da olup biten her şey hayal edemeyeceğiniz kadar dehşet verici.” diyordu o günler için.

1940’da savaşın sona ermesiyle ülkesine temelli döndü.
1941’de ise II. Dünya Savaşı bütün hararetiyle devam ederken o, Constellation” ismini verdiği küçük eserlerden oluşan serisiyle evrendeki sembol ve elementleri yaratıcı bir şekilde ele aldı.

constellations miro ile ilgili görsel sonucu
İlgili resim1944 yılına gelindiğindeyse Miro, arkadaşı Jose Lloréns Artigas ile seramik çalışmaya başladı. Daima kendine yeni bir şeyler katmayı, yeni teknikler ve tarzlar üzerinde durmayı çok seven bir sanatçıydı. Her zaman sanatı için yeni ufuklar arardı.

cincinnati hilton hotel joan miro ile ilgili görsel sonucu
Hilton Hoteli’nde bulunan duvar panosu, Cincinnati.

1950’li yıllarda, kamusal alanda sergileyebileceği duvar resimleri üzerine yoğunlaştı. Seramik sanatını kullanarak duvar resimleri yapıyor ve böylelikle halka daha kolay ulaşabiliyordu.

İlgili resim“Wall of the Moon and Wall of the Sun” adlı duvar resmini Paris’te bulunan UNESCO binası için yaptı. Bu yıllarda hemen hemen hiç resim yapmadı. Gravür, litograf ve seramik üzerine çalışmalarda yoğunlaştı.

1960 yılında ise Miro, uzun süre uzak kaldığı resim sanatıyla yeniden uğraşmaya başladı.

İlgili resim
“Blue I, II, III” isimli çalışmalarını bu tarihlerde çıkardı. Miro’nun 1960’larda edindiği stil, bazılarına göre onun çalışmalarının birkaç dakikalık uğraş gerektirecek kadar basit olduğu düşüncesini perçinlemişti. Bu eserlerin yapımı, Miro’nun çok zamanını alıp almadığı sorulduğu zaman verdiği cevap şu olmuştu: “Evet, bu çizgileri, fırçayla çizmek sadece az bir zamanımı aldı. Fakat bu fikri oluşturma süreci benim aylarımı belki de yıllarımı almıştır.”

Burada önemli olan nokta, Miro’nun yapım sürecinde değil de yapacağı eseri kafasında oluşturma sürecinde ne kadar titiz davrandığıdır. Elbette, bu Miro’nun özensizce resim yaptığı anlamına gelmiyor. Yalnızca onun tekniği çağdaşlarından ve diğer tüm ressamlarınkinden oldukça farklıydı.

1960-1970 yılları arasında da heykel sanatı ile ilgilendi.

İlgili resim
The Sun, The Moon and The One Star, 1968

“Miro’s Chicago” adı ile de anılan bu eserini 1968 yılında yapmıştı. Onun ilk dönem heykellerinden biriydi.

pair of lovers playing with almond blossom ile ilgili görsel sonucu10 yıl sonrasında yaptığı “Pair of Lovers Playing with Almond Blossoms” isimli eseri geçen zaman içerisinde heykel sanatında Miro’nun ne kadar yol kat ettiğini görmemiz açısından önemli. Resim yaparken kullandığı gerçeküstü fantazilerle soyutluğun birleşimi, heykel sanatında da gözümüze çarpmakta. Paris’te bulunan bu eser, organik formu sayesinde çevresinde bulunan cam binalarla kontrast bir duruş sergiliyor. Miro, farklı üsluptaki sanatını resim ve seramikte olduğu gibi heykel sanatında da konuşturmayı başarmıştı.

Joan Miro, Picasso’dan sonra 20. yüzyılın en büyük İspanyol ressamlarından biridir. Gerçeküstü resim dediğimizde aklımıza hep Dali’yi getiririz. Joan Miro ise bazen gerçeküstü, bazen soyut, bazen figürcü, bazen dışavurumcu bazense bunların hepsinden oluşan değişik, renkli ve cazibeli resimleriyle çok ayrı bir ressam. O; yaptığı resimlerin ilgi çekici karışıklığının kaynağı olarak, genç ve fakir bir delikanlıykan açlık yüzünden yaşadığı halüsinasyonları göstermiş, onlardan etkilendiğini ve ilham kaynağının bu şekilde oluştuğunu söylemiştir. Nadide bir zihnin, yetenekli ellerle buluşması sonucu bugün Joan Miro’nun şaheserlerini tanıma fırsatı buluyoruz. 1983 yılında hayatını kaybeden ressam, tıpkı küçük bir çocuk gibi, 80 yaşına kadar öğrenme arzusundan ve tutkusundan hiçbir şey kaybetmeden son nefesine kadar çalışmaya ve üretmeye devam etti.

İlgili resim