Günümüz toplumunu oluşturan büyük bir kitle çevrelerine karşı bir “saydamlık” içerisindeler. Yalancı yüzler ve yanlış ifadelerin arkasına saklanmaktansa insanın çevresine karşı saydam olması daha mı sağlıklıdır? Teknolojinin gelişip hayatımızda büyük bir yer etmesi ile “saydamlık” ve “gizlilik” içe içe geçerek yeni bir yaşantı şekli/modeli sunar oldu. Bu modelin ise en büyük besin kaynağı “sosyal medya”dır. Artık insan, dünyayı bir camın arkasına saklanarak izlemeye başladı ve o cam ise bir an yanımızdan ayırmadığımız telefonlarımızın ekranlarından başka bir şey değil. Kullanılan sosyal medya ile herkes ulaşılabilir hale geldi. Bu da “özel alan ve hayat” algılarımızı yeniden yazmamıza sebebiyet veriyor. Böylece insan, ardına saklandığı camın diğer yüzünden kendini dünyaya olduğundan bambaşka biri olarak göstermeye başladı. Günümüz gelişen şartlarının oluşturduğu bu topluma “Şeffaflık Toplumu” adını veriyor sosyolog Byung-Chul Han.

Kaleme aldığı eserinde gelişen iletişim teknolojilerinin hayatımızda nasıl bir değişiklik meydana getirdiğinden, insanı nasıl şeffaflaştırdığından ve bu durumun toplumu nasıl değiştirdiğinden bahsediyor. Yeni bir oluşum kazandığına inandığı toplumu “olumluluk, teşhircilik, teklifsizlik, ifşa ve kontrol…” gibi isimlere ayırıyor. Bu kategorilerin şeffaflık toplumunun bir parçası olduğunu söylüyor.

Şeyler, her türlü olumsuzluktan arındıklarında, sermayenin ve iletişimin pürüzsüz akıntılarına direnç göstermeksizin katıldıklarında şeffaflaşır. Her duruma karşı gösterilen olumluluk insandaki mesafe algısını zedeler. Günümüz toplumunu sarmış durumda olan şeffaflık duygusu karşısında mesafe tutkusunu canlı tutmak gerekir. Eğer ki mesafe ve utanç sermaye ve iletişimin hızlandırılmış dolaşımına dahil edilirse o zaman insanların çekileceği mahrem alanları ortadan kalkmış olur. Böylelikle dünya utanmasız ve daha çıplak bir hal alır. Günümüzde mesafe tutkusunu yitirmeye yüz tutmuş bir zaman dilimi içerisindeyiz. Şeffaflık toplumunun bir parçası olan olumluluk toplumu her olumsuzluğa karşı olduğu gibi olumsuz duyguya da karşıdır. Bu da zamanla insanın acıyla başa çıkma ve buna biçim verme yetisini kaybetmesine sebep olur. Olumluluk toplumunun genel yargısı “Like/Beğenim”dir. İletişimi sekteye uğratacağı düşüncesiyle her türlü olumsuzluktan kaçınır ki bugün Facebook’un “Dislike/Beğenmedim” seçeneği sunmamasının altındaki asıl sebep budur.

Şeffaflık toplumu haz düşmanıdır. Sırlar, saklanmalar ve gizlenmeler arzuyu kışkırtarak hazzı yoğunlaştırır. Buda “apaçıklık toplumu”nun yapısına karşıdır. Gizlilik ve sır çoğunlukla merak uyandırır ve arzuyu da peşinde getirir. Augustinus, Tanrı’nın merak arzusu uyandırmak için Kutsal Metin’i müphemleştirdiğini söyler. Oysaki şeffaflık toplumunun oluşturan apaçıklık toplumuna göre karanlık ve gizliliğin getirdiği merak arzusu hazzı da beraberinde taşır. Haz ise kötüdür. Mecazi dil kelamı bir arzu nesnesi haline getirir.

İletişim işaretlerle gerçekleşir, bu da ruhun yükünü azaltır. Modern dönemde teatral mesafe yerinin giderek teklifsizliğe bırakmaktadır. Günümüz dünyası yapıp-etmelerin ve duyguların yorumlandığı bir tiyatro değil, mahremiyetlerin sergilendiği ve tüketildiği bir pazardır. Mahrem duygu ve hissiyatlar ortaya konulup sergilendiğinde yani ruh çıplaklaştığında ruhun şeffaflığına erişildiği düşünülür. Teklifsizlik toplumuna göre toplumsal ilişkiler, bireylerin iç ihtiyaçlarına ne denli yaklaşırsa o denli gerçek ve güvenilir hale gelir.

En çok da sosyal medya insan üzerinde etki yaratmıştır. İnsanı esir alarak var olan potansiyel gücüyle ona istediğini yaptırabilir ki yaptırıyor da. İçinde bulunduğumuz durumun farkında olmadan masumca kullandığımız sosyal medya aslında bizleri kendi çarkında istediği yönde çevirmektedir. Bizler ise bu durumda ipleriyle oynatılan kukladan farksız olmaktayız. Byung-Chul Han ise sosyal medyayı günümüz toplumu ve kullanılış biçimi açısından şöyle değerlendirir:

“Sosyal medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları internette dışarısının ortadan kaldırılmış olduğu mutlak bir yakın alan oluşturur. Burada insan yalnızca kendisi ve kendisi gibi olanlarla karşılaşır. Değişimi mümkün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık. Bu dijital mahalle insana sadece hoşuna gideceği kesimlerini sunar dünyanın. Böylelikle de kamusal alanı, kamusal ve hatta eleştirel bilinci ortadan kaldırarak dünyayı özelleştirir. İnternet mahrem bir alana, rahatlık ortamına dönüşür. Her türlü uzaklıktan arınmış yakınlık da şeffaflığın dışavurum biçimlerinden biridir.”

Kaynak: Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here