Jerzy Kosinski’nin İkinci Dünya Savaşı’nı konu alan dünyaca ünlü aynı adlı romanından uyarlanan The Painted Bird, Venedik ve Toronto gibi festivallerdeki gösterimlerinin ardından beklenmedik şekilde övgüler toplamıştı.

Daha önceki filmleriyle pek ses getirmeyen Çek sinemacı Václav Marhoul’un üçüncü filmi olan The Painted Bird’ün senaryosunda da yönetmenin imzası bulunuyor. Oyuncu kadrosunda; Stellan Skarsgård, Harvey Keitel ve Udo Kier gibi yıldız isimlerin de bulunduğu yapım, aynı zamanda Çekya’nın bu yılki En İyi Uluslararası Film dalında Oscar aday adayıydı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Avrupa’da geçen filmde, annesi ve babası tarafından zorlu savaş koşulları yüzünden terk edilen küçük bir Yahudi çocuğun mücadelesini ve sancılı büyüme öyküsünü izliyoruz. Gittiği yerlerin çoğunda dışlanan, eziyete maruz kalan çocuk, bu süreçte gördüğü insanlık dışı muameleler ve tanık olduğu yaşantılar sonucunda ağır bir dönüşüm geçirecektir.

the painted bird ile ilgili görsel sonucu

Sinema tarihi boyunca savaş filmleri, çoğunlukla üretildikleri ülkelerin propagandalarının ya da geçmişlerindeki günahlar yüzünden günah çıkarmalarının elverişli bir aracı olarak kullanılmışlardır. Pek sık olmasa da bu amaçlar için birer maşa olmayan ve savaşın dehşetengiz etkilerini saf bir şekilde yansıtmayı beceren yapımlar da ortaya çıkıyor. The Painted Bird de isimsiz ana karakterinin öyküsünü kitabın bölümleri gibi parçalara bölerek bütün çıplaklığıyla anlatıyor.

Savaşın iki cephesine de yakın durmamaya özen gösteren bir yaklaşımın benimsendiği filmde, bir anda tek başına kalan küçük bir çocuğun savaş yüzünden deliren bir dünyadaki var olma mücadelesine tanık oluyoruz. Uzun yolculuk boyunca çeşitli köylerde ve kasabalarda dolaşarak her türlü insanla karşılaşıyoruz. Savaşın getirdiği ağır maddi ve manevi sorunlar yüzünden beli bükülen ve bu yüzden gittikçe gaddarlaşan insanların birbirlerine ve çocuklara yaşattıkları oldukça cesur bir tavırla anlatılmış.

Savaşın cephelerdeki etkisi yerine halk üzerindeki tahribatının üzerine gidilerek zorda kalan insanın doğasındaki vahşetin kimi zaman toplardan ve tüfeklerden daha tehlikeli olabileceği ustaca yansıtılmış. Film bu noktasıyla yine bu yıl üretilen Beanpole filmiyle de benzeşiyor.

the painted bird ile ilgili görsel sonucu

Şiddet ve cinsellik kullanımı konusunda taviz verilmeyen yapımın siyah beyaz olması da sadece bir teknik oyuncak olarak kullanılmamış. Bu tercih filmdeki bazı sert sahnelerin, gerçekliğin ucuz bir sömürüsü gibi gözükmemesini sağlayarak onlara estetik bir hava katmış. Bu sayede ortaya çıkan kartpostal tadındaki kimi sahnelere rağmen film yine de duyguları ıskalayan görsel bir şov olma tuzağına da düşmemiş. İçerik ve biçim arasındaki bu bıçak sırtı denge tutturularak savaşın gencecik bir ruhtan alıp götürdüklerinin acı bir portresi oluşmuş.

Başroldeki çocuk oyuncu Petr Kotlar, ana karakterimiz olan isimsiz çocuğun yaşadığı zorluklar karşısındaki öfkesini, hüznünü ve suskunluğunu oldukça başarılı bir şekilde yansıtmış. Stellan Skarsgård, Harvey Keitel ve Udo Kier gibi deneyimli isimler de kısa rollerinde farklı bir tat katmışlar.

Kültleşmiş bir romandan uyarlanmasına rağmen risk alarak, sinemanın araçlarını ustaca kullanan The Painted Bird, geleneksel ve kof bir uyarlama olmanın fersah fersah ötesine geçiyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here