Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

20.yy bestecilerinden biri olan Anton Webern (1883-1945) kısa yapıtlar oluşturan ve yapıtlarında sade bir dil kullanan, yapıtları çok sık seslendirilen bir bestecidir. Kendisi, on iki nota düzeninin fikir babası olan Arnold Schönberg‘in öğrencisi idi. Henüz genç bir öğrenciyken Viyana Üniversitesinde müzik bilim öğrenimi almıştır. 1908-1914 yılları arasında Viyana, Prag ve Almanya’nın bazı kentlerinde tiyatro orkestraları yönetmiştir. O dönemlerde aynı zamanda eserler yazan besteci, Op.1 Passacaglia, Op.1 Yaylı Dörtlü İçin Beş Bölüm, Op.6 ve Op.10 Orkestra parçalarını bu dönemde yazmıştı.

Webern’in opus numarası taşıyan ilk yapıtı, 1908 tarihinde yazılmış olan ve Wagner, Brahms, Strauss ve Schönberg gibi bestecilerin etkilerini taşıyan Passacaglia‘dır. Passacaglia, Webern’in kişiliği hakkında önemli noktalar taşır aynı zamanda. Besteci bu eserinden sonraki çalışmalarında ise ağırlıkla varyasyon (çeşitleme) ögesini kullanmaya başlar. Webern’i gerçek anlamda Webern yapan şey ise gereksiz büyüklüklere hiçbir zaman ihtiyaç duymamasıdır. Her zaman elindeki şeyi geliştirme yoluna gitmesi ve gösteriş meraklısı olmamasıdır.

Anton Webern, 1918 yılında Arnold Schönberg’in kurduğu Özel Müzik Seslendirme Derneği‘nin şefliğini üstlendi. 1923-1930 yılları arasında İşçi Korosunu yönetmiştir. 1930 yılında Avusturya radyosunun yeni müzik programlarını düzenlemişti. 1934 yılında siyasal haklardan yoksun bırakılarak her hangi bir etkinlik göstermesi yasaklanmıştı. II.Dünya Savaşı boyunca Nazilerden saklanarak yaşamaya çalışan besteci, savaşın sona erdiği 1945 yılının sonlarında bir gece balkona çıkarak sigarasını yaktığı sırada, bir ABD’li askerin uyarısını duymadığından kurşunlanarak öldürülmüştür.

Gençlik zamanlarında bestelediği, opus sayısı taşımayacak kadar az birkaç yapıtı ile ilgili şöyle bir şey söylemek gerekirse, Anton Webern’in yazmış olduğu 31 yapıtın arka arkaya seslendirilmesi durumunda yaklaşık olarak dört saatlik bir süre tuttuğu hesaplanmıştır. Arnold Schönberg’in nitelemesiyle yani “bir sayfada bir roman yazan” Webern’in ne kadar tutumlu ve sade bir dili olduğu anlaşılmaktadır. Lakin bahsedilen bu tutumluluk durumu, aslında müziğin yenilikçi özelliklerini sergilemektedir. Eserleri özet olarak sunuşu, adeta bir varyasyonun, bir çeşitlemenin codasını dinler gibi bir etki yaratması, yinelemelerden kaçınması bestecinin temel özelliklerinden sadece birkaçı idi. Anton Webern’in başka özelliklerinden biri de orkestralamasındaki tutumluluk, melodik temanın değişik çalgı topluluklarına dağıtılmış olmasıydı. Böylece birbirini takip eden tonlar aynı tını içerisinde duyulabilirdi.

Sonuç olarak yapıtları sağlam bir denge üzerine oturan dokular olmuştu. Anton Weber’in yapmış olduğu bu dengesine ilişkin olan yaklaşımı, özellikle keman, klarnet tenor saksafon ve piyano için Op.22 Dörtlü’de veyahut soprano, mi bemol klarnet ve gitar için Op.18 Üç Şarkı’da belirgin bir şekilde görülmektedir.

Kaynak: Ahmet Say-Müzik Tarihi

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here