Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali‘nde yapan Sorry We Missed You, ülkemizde ilk olarak Filmekimi‘nde gösterildi. Yönetmenliğini Ken Loach‘ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosundaki isimler ise Debbie Honeywood ve Kris Hitchen gibi pek tanıdık olmadığımız sanatçılardan oluşuyor .

İsmini en çok, 2016 yılında çıkan filmi I, Daniel Blake ile duyuran yönetmen Loach, kurulu düzen ve mekanikleşen sistem eleştirisi yapan filmler üretmeyi imzası haline getirmiş. Bu filminde de günümüz İngiltere’sinde yaşayan çekirdek bir ailenin sorunları üzerinden, çok sağlam bir sistem eleştirisi ortaya koyuyor.

Ricky ve Abbie, geçim sıkıntısı yaşayan bir ailenin ebeveynleri olarak karşımıza çıkıyorlar. Çocuklardan büyük olan, bu sıkıntılara kendi ergen sorunlarını eklerken; küçük olan da tüm bu olanlardan en fazla seviyede etkilenerek hikâyeye katılıyor. Ailenin tek isteği, normal yaşam standartlarında zorlanmadan yaşayabilmek ama bunu yapabilmek için bir çok şeyden ödün vermeleri gerekiyor. Verilen ödünlerin sonucu ağır oluyor ve aile dağılma noktasına geliyor. Yönetmen Loach, bunun için tabii ki de hükümeti ve hükümetin sözde düzen adı altında kurduğu sistemi suçluyor.

Standart çekirdek bir ailenin lükse kaçmayan masraflarını karşılayabilmek için Abbie ve Ricky, günün on iki saatini ve haftanın altı gününü çalışarak geçiriyorlar. Öyle ki bazı günleri birbirlerini bile göremeden bitirirlerken; yönetmen de işçi sınıfının çalışma saatlerindeki acımasızlığa dikkat çekiyor. Bu kadar çok çalışmalarına rağmen aldıkları karşılık ise geçinmelerine ucu ucuna yetiyor. Bunun yanı sıra, çalışma şartları da oldukça ağır ve izin almak neredeyse imkansız. Patronlar, çalışanlarından hep en fazlasını bekliyorlar fakat haklarının karşılığını verirken; onları hep en azına layık görüyorlar.

Yönetmen Loach, evin ergen çocuğu Sebastian karakteri üzerinden ise İngiltere’nin eğitim sistemini hedef alıyor. Üniversite eğitiminin paralı olmasının yanı sıra; üniversite mezunlarına istihdam sağlanamamasını eleştiriyor. Ergen Seb, genç neslin umutsuzluğunu ve gelecek kaygısını temsil ediyor. Seb’in problemleri, zaten geçim sıkıntısı içinde olan ailenin gerginliğine tuz biber olurken, yönetmen de Hollywood’un aile kutsaldır ve aileler hep mutludur portresini yıkıyor.

Kısacası Loach, İngiltere’nin “royal family”den ibaret olmadığını, İngiltere’nin gerçek yüzünü; insanların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek seyircilere gösteriyor. Filmlerindeki karakterleri, çeşitli yaşlarda ve meslek gruplarındaki insanlardan seçerek; sosyal statüsü ne olursa olsun yaşamına normal bir şekilde devam etmeye çalışan her gruptan insanın yaşadığı sorunları göstererek, sistemin çıkardığı zorluklara değiniyor. Bunu yaparken filminin türünü dram kategorisine soksa da anlatımını acındırma duygusundan uzakta gerçekleştiriyor. Hatta seyircide acıma duygusunun oluşmaması için müzik bile kullanmıyor. Metaforlara ihtiyaç duymadan, dolaylı anlatımlara girmeden, direkt olarak vermek istediği düşüncelerini aktarıyor.

Yönetmen Loach; insanlar, daha rahat ve kolay yaşayabilelim diye bir sistem kurması için devlet kavramına ihtiyaç duyarken; devletlerin en basit şekilde yaşamayı bile zorlaştıran sistemler kurmasını, ağır bir şekilde eleştiriyor ve bu eleştirisini anlatabileceği en basit yollarla anlatıyor. Sorry We Missed You filmini izlerken yönetmeninin kim olduğunu bilmeseniz bile, eğer Loach’ın filmlerini daha önce izlediyseniz, Ken Loach tarafından çekildiğini çok rahat anlayabilirsiniz.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here