Uzun uzun düşünürsünüz. Bazen ise çığlık çığlığa bir sessizlik kaplar sizi. Bu duyguları bize fazlasıyla yaşatan sanatçıyı, ”Şarap Sesli Kadını” sizler için araştırdık.

Müzikle küçük yaşlarda tanışan Birsen Tezer, kendini anlatırken ”Kendimi bildim bileli müzik hayatımda vardı.” der. 3-4 yaşlarında annesini, babasını, eve gelen misafirleri bir koltuğa oturtur, annesinin çakmağını kendine mikrofon yapar onlara mini konserler verirmiş. Hep bir piyanonun hayalini kurarmış. Doğum gününde “elbise mi yoksa melodika mı?” diye sorduklarında -mali şartlardan dolayı piyano olamayacağından- “melodika!” diye bağırırmış. Okulda da devam etmiş bu durum. Teneffüslerde öğretmenlerinin ricası üzerine onlara mini konserler verirmiş. Okuldaki müzik grubunun da solistliğini yapmış ve katıldıkları yarışmalardan hep ödüllerle dönmüş. Müzikle bu kadar iç içeyken haliyle küçüklüğünden beri aklında hep konservatuvar var olmuş. Üniversite sınavlarına girip radikal bir kararla Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ne gitmiş. 4 ay okuluna devam ettikten sonra burada daha fazla kalamayacağını anlayınca, sınavlara tekrar hazırlanıp İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kazanmış. Birsen Tezer’in içi artık çok rahattı çünkü olmak istediği yerdeydi.

Konservatuvarda okurken bir enstrüman seçmesi söylendiğinde küçüklüğünden beri aklında olan piyanonun seçenekler arasında olmadığını görünce çok üzülmüş. Bir Türk enstrümanı seçmesi gerekiyormuş fakat karşısında duran enstrümanlara karşı en ufak bir bilgisi dahi yokmuş. Abartısız bir şekilde o anda ”o piti piti karamela sepeti” tekerlemesini söyleyip çıkan aleti seçmiş. Kanun ile ilk tanışması böyle olan Tezer, kanun eğitimini dönemin ustası Erol Deran’dan almış. ”Bu eğitimin ileride yapacağım müziğe katkısının bu kadar fazla olacağını tahmin edemezdim.” demiştir.

Üniversiteden mezun olduktan sonra günün mali sıkıntılarından dolayı bir grubun solistliğini kabul eden Birsen Tezer’in aklı hep devlet korosundaymış. Fakat şartlar onu günümüzde ”piyasa müziği” olarak adlandırılan çatıya çekmiş. Bu çatıda olmaktan asla pişman olmadığını her fırsatta dile getirir Birsen Tezer.

Birsen Tezer ile tanışmamız ise, Bülent Ortaçgil’in ”Kimseye Anlatamadım” adlı şarkısını birlikte söylemelerine dayanır. Bülent Ortaçgil, Birsen Tezer’in küçüklüğünden beri hayran olduğu isimdir ve şimdi onunla çalışmak inanılmaz bir mutluluktur. Daha sonrasında yine bir Bülent Ortaçgil şarkısı olan ”Çığlık Çığlığa”yı söyler ve herkesin hafızasına kazınır. Kendisinin Bülent Ortaçgil ile arkadaşlığı halen devam etmektedir. Birsen Tezer, “Onun şarkılarını söylerken başka bir aşkla söylüyorum.” der ve Ortaçgil’in hayatında ne kadar önemli bir kişilik olduğunu belirtir.

Sahnede olmayı ”orada bulunduğum andan itibaren kendimi kendim hissettiğim, artı veya eksi bütün duygularımı ortaya dökebildiğim, o duygu alışverişini kendiliğinden paylaşabileceğimi düşündüğüm tek yer’’ olarak tanımlar. Bu yüzdendir ki Birsen Tezer diğer birçok sanatçıdan ayrılır. O hiçbir maddi geliri düşünmeden, yaptığı işi ticarete dökmeden, ön plana çıkma isteği olmadan işini yapar. İşini her zaman kutsal sayar. Sadece görmek isteyen görür, duymak isteyen duyar… Bir şey kanıtlama ihtiyacı asla lügatında yoktur.

Yazdığı şarkı sözlerinden ve yorumladığı şarkılardan anlayacağımız üzere Birsen Tezer’in hayatındaki bir diğer uğraş, şiir. Şiir ve şarkıyı hayatının merkezinde bulunduran Tezer, çantasında her zaman şiir kitabı taşırmış. Bazen küçük küçük yazarmış da.

Birsen Tezer hakkında bir diğer ilginç bilgi ise, kayıtlarının doğal olması için, stüdyoda sadece tek bir seferde söyleyip onları tamamlamasıdır. O mükemmelliğin peşinde değildir çünkü; sadece yaptığı işe sonsuz saygı besler ve kendi olmaya çalışır.

Kafasında herhangi bir albüm çıkarma düşüncesi olmamasına rağmen 2009’da ”Cihan” adlı albümü yayınlanır.  Bir şeyler üretmeye başlayıp ürettiklerini insanlarla da paylaşma istediği duyunca bu albüm ortaya çıkmış. Albümün isminin ise ayrı bir hikâyesi var. ”Biz bir edip olarak küçük bir dünya oluşturduk. Bu dünyada sadece müzik düşündük, söyledik ve çaldık. O her zaman müziğin düşünüldüğü küçük dünyayı anlatmak için adı ‘Cihan’ oldu.” der. Albümde Bülent Ortaçgil, İlhan Şeşen, Erkan Oğur gibi birçok sanatçının eseri bulunur.

4 yıl sonra gelen ”İkinci Cihan” albümü ise, ”Cihan’dan Öte” anlamına gelen bir albümdür. Birsen Tezer’in buradaki tercihi ağırlıklı olarak kendi şarkılarından yana kullanmıştır. ”Cihan”dan sonra ”İkinci Cihan” ile yeniden patlayan Birsen Tezer, uzun bir sessizlik döneminin ardından artık herkes tarafından bilinen, bilinmesi gereken önemli biri haline gelmiştir.

O’nu dinlemeye gidenlerin genellikle söylediği tek şey canlı performansı stüdyo performansından daha güzel olan bir başka sanatçının olmadığıdır. Aslında konserlerinde genel olarak hep aynı şarkıları söyler ama siz her dinlediğinizde sanki ilk defa duyuyorsunuz gibi olursunuz. Gerçekten de canlı performanslarını herkesin en az bir kere dinlemesini önerip yazımızı bu ‘Şarap Sesli Kadının’ birkaç parçasıyla sonlandıralım.