Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

“Kadın beyni, esrar dolu bir evrendir. Onların ne zaman neyi anladığını bilemeyiz. Sen de git toreronla* konuş, anlayacaktır seni.”
*torero: boğa güreşçisi

İspanyol sinemasının yıldız ismi Pedro Almodovar imzalı film “Hable con Ella” yalnızlığın, iletişimin, arkadaşlığın ve aşkın filmi. Çoğu filminde, kadın bakış açısı ile onların dünyasına giren Almodovar’ı kadın duyarlılığının yönetmeni olarak biliriz. Melodram ögelerini sıklıkla kullanarak kadınların sorunlarına, iç dünyalarına ayna tutar. Hable con Ella ise Almodovar’ın diğer filmlerinden farklı olarak erkek dünyasına girer. Erkek kimliği analizinin yapıldığı filmde, yine de maço erkek tipi değil duygusal ve kaybeden erkek tipi görülür.

hable con ella ile ilgili görsel sonucu

4 karakterin geçmişi ve geleceği etrafında şekillenen film, Pina Bausch’un, Cafe Müller isimli gösterisiyle başlar. Benigno ve Marco karakterleri ise gösteriyi izleyenler arasındadır. Marco, gösteriyi göz yaşları içinde izlemektedir. Benigno yanındaki bu adamla konuşmak, onun da gösteriden çok etkilendiğini söylemek ister ama cesaret edemez.

cafe müller ile ilgili görsel sonucu

Surat ifadelerinden ve hareketlerinden acı çektikleri belli olan iki kadının, dans ettiği ve bir adamın ise dağınık şekilde bulunan sandalyeleri kadınların önünden çektiği Cafe Müller gösterisi, aslında filmin başlangıcına öylesine koyulmuş bir gösteri değildir. Yönetmen Almodovar, burada filmin diğer karakterlerine gönderme yapmıştır. Gösteride acı içinde kıvranarak dans eden iki kadın, aslında komadaki iki kadını temsil etmektedir. Bunlar Alicia ve Lydia’dır.

Benigno isimli karakter, hastanede çalışan bir sağlık görevlisidir. Komada yatan balerin bir kızın yani Alicia’nın bakımını sağlamakla görevlidir.

Marco ise bir gazetecidir. Lydia isimli matador bir kadın ile sevgilidir. Lydia bir gün çıktığı bir boğa güreşi müsabakasında ağır bir şekilde yaralanmıştır. Artık yatalak bir haldedir. Komaya girmiştir. Komaya giren Lydia da Alicia’nın bulunduğu hastaneye getirilir.

Aylar önce Cafe Müller gösterisinde yan yana oturan bu iki adamın hikayesi işte böylelikle kesişir. Kız arkadaşı Lydia için hastanede bekleyen Marco, bir gün Alicia’nın odasının önünden geçer. O sırada ise Benigno, Alicia ile ilgileniyordur. Benigno ve Marco’nun birbiriyle tanışmaları ve hikayenin ilerleme süreci de aslında böyle başlar. Benigno, kadınlar konusunda uzmandır. Onların ne hissettiklerini, ne düşündüklerini anlayabilen, feminen bir karakterdir. Marco ise tam bir maskülen karakterdir. Olaylara duyguları ile yaklaşmaz. Çünkü onun daha çok somut bir bakış açısı vardır. Bu nedenle Benigno, kadınlar hakkında bildiklerini, kendi tecrübelerini paylaşır Marco ile. Günden güne ikili arasındaki arkadaşlık böylelikle ilerler. Benigno, Marco’ya sevgili Lydia ile ilgilenmesi gerektiğini öğütler. Lydia komada olsa bile seni duyabilir, hissedebilir der Marco’ya. Marco yine de her şeye rağmen arkadaşı Benigno gibi, komadaki sevgilisi Lydia ile konuşamaz. Onunla iletişim kuramaz bir türlü. İşte bu yüzden “Konuş Onunla!” der Benigno, Marco’ya.

“-Konuş onunla, ona her şeyi anlat.

-İsterim ama o beni duyamaz.

-Nereden biliyorsun?

-Beyni ölmüş, Benigno!

-Kadınların beyni bir gizemdir. Konuş onunla, dikkatini çekmek, hatırasını yaşatmak için, hala yaşadığını ve birisinin onunla ilgilendiğini göstermek için.”

hable con ella benigno ile ilgili görsel sonucu

Alicia’nın hemşireliğini yapan Benigno, Alicia’ya 4 yıldan uzun süredir takıntılı bir şekilde aşıktır. Alicia sağlıklı bir genç kız iken dans okuluna devam ettiği sırada, hasta annesiyle ilgilenen Benigno tarafından gizlice takip edilir. Kısa bir süre sonra trafik kazası geçirmesiyle ve komaya girmesiyle Benigno, Alicia’ya yakın olma fırsatını bulur. Benigno, utangaç ve içine kapanık bir karakterdir ve onun bütün meşgalesi aşık olduğu kadının ihtiyaçlarını sabah akşam demeden karşılamaktır. Alicia’nın komada ve beyninin kısmen ölü olduğu gerçeği Benigno için önemli değildir. O her şeye rağmen Alicia ile şevkle konuşmaktadır. Bu yüzden Alicia’nın çok sevdiği ama yapamadığı şeyleri o yapar. Sessiz sinemalara ve tiyatrolara gider. Alicia’ya anlatabilmek, onunla konuşabilmek için.

Bir gün Benigno, “El Amante Menguante” yani “Küçülen Aşık” isimli bir sessiz filme gider. Filmde olaylar da zaten buradan sonra akmaya başlar. Benigno’nun gittiği kısa filmi Alicia’ya anlattığı sahnede, artık Almodovar’ın kendi elinden çıkan bu kısa filmi izlemeye başlarız.

El Amante Menguante isimli kısa filmi ile yönetmen, asıl filmin gidişatının nasıl olduğunu izleyiciye bırakır. Sessiz filmde bulunan Alfredo ve Amparo adlı karakterler üzerinden Benigno ve Alicia bağlantısını kurmamızı bekler. Sessiz filmde, Alfredo sevgilisinin keşfettiği bir formülü içmesi sonucu gün be gün küçülür. En nihayetinde bir parmak adama dönüşen Alfredo, hayatına bu şekilde devam edemeyeceğini fark eder. Amparo’nun vajinasına girerek çok sevdiği kadının içinde sonsuza dek yaşamak ister. Benigno, Alfredo karakterinde kendini görür kısaca.

“Benim gibi ufak tefek biri Alfredo.”

konuş onunla ile ilgili görsel sonucu

“…ve Alfredo sonsuza kadar onun içinde kalır.”

“Aslında hikayeden ayrılmıyoruz, hemşirenin hikayesi sürüyor. Sadece 7 dakika boyunca Küçülen Aşık ile Benigno’nun hikayesi birleşiyor. Zaten senaryo üzerinde çalışırken sessiz filmi bu sıralarda öne çıkarmayı düşünmüştüm. Gerçekte Alicia’nın odasında olanları sakladım. Bunu izleyiciye göstermek istemedim ve bu yüzden de Küçülen Aşık’ı bir perde olması için yarattım. İzleyici sessiz filmde olanların, filmin karakterlerinin de başına geldiğini anlayacaktır. Ben sadece göstermek istemedim.” Diyor filmin bu kısmı ile ilgili yönetmen Pedro Almodovar.

Filmin bundan sonraki kısmında ise kafamızda devamlı şu soru yankılanıyor. “Benigno gerçek bir aşık mıydı yoksa saplantılı bir psikopat mı?” bunun ayrımını yapmak çok zor. Bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmış. Benigno’nun geçmişinden, Alicia’ya olan değişik saplantılı hallerinden ve aslında ölü sayılan biriyle devamlı olarak konuşmasından dolayı onun normal olmadığını söyleyebiliriz belki de.

Benigno’nun izlediği sessiz filmi, Alicia’ya anlatmasından bir ay sonra hastane yönetimi, Alicia’nın bu süreçte hiç adet görmediğini fark eder. Alicia hamile kalmıştır. Elbette bunun üzerine Benigno’ya hapishane yolu görünür.

O 4 yıl boyunca saf duygularla platonik bir şekilde aşıktır Alicia’ya. Yine de ölü sayılan bir insana tecavüz etmiş olduğu gerçeği gün gibi ortadadır. Yönetmenin, filmde asıl tecavüz sahnesini göstermemiş olması, olayı izleyiciye itici bir şekilde nakletmek istememesinden kaynaklanıyor belli ki. Yönetmen bu nedenle araya sessiz film koyma gereği hissetmiştir. Benigno’nun bu eyleminin masumlaştırıldığını ve onun mağdur olarak gösterildiğini anlıyoruz. Onun mağdur olduğu bir gerçek ama yine de bu tecavüz gibi çirkin bir olayı kapatabilir mi? İşte tam bu noktada film izleyiciyi rahatsız etmeye başlıyor. Kendimizi sorgulamaya ve empati kurmaya çalışıyoruz. Ne yaparsak yapalım Benigno’yu anlamak imkansız gibi…

Marco karakteri ise bu arada sevgilisi Lydia’ya karşı sessizliğini korumaya devam etmişti. O, Benigno’nun aksine Lydia’yla iletişim kuramamıştı. En nihayetinde Lydia’yı eski sevgilisine bırakıp eskiden yaptığı gibi seyahate çıkmıştı. Ancak Benigno’nun hapse girmesiyle İspanya’ya geri dönmek zorunda kaldı.

O ve Benigno arasında kısa sürede oluşan arkadaşlık ilişkisi filmin bundan sonraki kısmında bize daha güzel yansıtılıyor. Benigno’ya acımaya başlıyoruz istemsizce. Ziyaretine gelen tek yakını Marco. Kimsesi yok. Aslında onun her şeyi Alicia’ymış. Hayatında tutunduğu tek dalı. Ancak Benigno, işlediği suçtan ötürü Alicia hakkında bilgi almaktan bile aciz.

hable con ella marco y alicia ile ilgili görsel sonucu

“-Her zaman arkadaşım mısın?

-Elbette, bu yüzden buradayım!

-O zaman Alicia’ya ne olduğunu öğren. Yaşıyor mu, çocuğu oldu mu? Kız mı, erkek mi, sağlıklı mı? Bilmem gerekiyor.”

Benigno’nun hayatını trajediye çeviren bu olay, aslında Alicia için yaşam kaynağı olacaktı. Alicia doğum yaparken komadan uyanmıştı. Bu zaten tıbben mümkündü. Komadan uyanan birçok hastaya rastlanmıştı. Belki de bu yüzden konuşuyordu onunla Benigno. Bir gün uyanır ve Benigno’nun bütün konuştuklarını hatırlar diye. Filmde bu kısım da cevapsız bırakılıyor. Alicia gerçekten hatırlıyor muydu onu hayata döndüren bu aşık adamı? Ama şu bir gerçek ki, Benigno bütün yaşam enerjisini ve kendini Alicia’ya adamıştı. Onu hayata döndüren ise her şeye rağmen yine Benigno idi.

Alicia’yı hayata döndüren olay Benigno’nun hayatına son vermesine sebep olacaktı. Hapishanede kaldığı süreçte Alicia’dan haber alamadığı için bu şekilde yaşamak istemediğine karar verdi ve hak etmediği bir şekilde Alicia’nın hayata döndüğünü öğrenemeden intihar ederek yaşamına son verdi. Yer yer sevimli bulduğumuz, yer yer tiksindiğimiz baş karakter, filmin son kısımlarında ise acıma duygumuzu körüklemeyi başardı böylelikle.

Film, Benigno’nun hikayesine yoğunlaştıkça fazlasıyla tutkulu bir aşığın nasıl hastalıklı bir ruh yapısına büründüğü gözlerimizin önüne seriliyor. Alicia’ya ve Lydia’ya yoğunlaştığımızda ise aslında hayatımızın nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu görüyor ve bu durumdan dolayı hayatın bir diğer yönüne, hastalığın ve ölümün olduğu o karanlık tarafa da empati yapıyoruz.

Müzikleri ile de biz izleyicilere anlatmak istediği duyguları içimize işleterek veren, duygu yüklü bir İspanyol filmi “Hable con Ella”. Başlangıçta durağan sahneleri ile yavaş yavaş aksa da sonlara doğru, tempolu ilerleyiş ve şaşırtıcı sonu sayesinde sizi her dakika filme kilitlemeyi başarıyor. İnsan vücudunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne serişi ve bunu yatalak bir insanın hayatını anlattığından dolayı izleyiciye olağan bir şekilde nakledişi hayranlık uyandırıcı. Boğa güreşçisi Lydia’nın, güreşe çıkmadan önceki hazırlanış sahnesi ise İspanyol kültürünü barındıran ögeleri açısından filmin en hoş sahneleri bize kalırsa.

Kadın kimliği ve erkek kimliği ayrımını çarpıcı bir hikaye yoluyla bize anlatan film, oldukça değişik bir sonla bitiyor. Film, Marco ve Benigno’nun birbirlerinden habersiz bir halde aynı salonda tiyatro izlemeleri ile başlamıştı. Film biterken de yine Marco’yu aynı salonda bir başka gösteriyi izlerken görüyoruz. Gösteri bitiminde arka sıralarda oturan bir kız gözüne çarpıyor. Alicia… Hayatta olan ve artık sevdiği tiyatrolara, sessiz sinemalara yeniden gidebilen bir Alicia var karşımızda. Kim bilir, Marco da belki Lydia ile konuşsaydı o da Alicia gibi hayata dönebilir miydi acaba? Bu sorunun cevabı size kalmış.

İlgili resim

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here