Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

Ecinniler, Dostoyevski’nin romanından uyarlanan Albert Camus tarafından yazılan bir oyun. Camus, Dostoyevski ile ortak noktaları olan ve romanda sıkça vurguladığı nihilizmi ön planda tutarak, kahince olduğu söylenen bu romanın üç buçuk saatlik bir oyununu ortaya koymuştur.

Bu dönemin Rusya’sında bir tarafta devrimciler, nihilistler; diğer tarafta nihilistlere ve bağnaz devrimcilere karşı olan Slavcılar vardır. Bu bölünmeden türeyen karakterlerimiz dönemin kaygılarını oldukça fazla sahnelerler. Aynı zamanda Dostoyevski’nin her romanında olduğu gibi büyükçe bir inancın sancıları dolaşır evlerde, odalarda…

Camus’nün de sahneye yansıttığı bu sancı iki karakterimiz üzerinden ortaya koyulur: Stavrogin ve Kirillov. Camus için de bu oyunda önemli olan bu iki karakterdir. Bu iki karakterden Stavrogin ona ait olmayan bir hayatı tanrıtanımaz ve avare bir şekilde yaşarken kendiyle yüzleşir. Kirillov ise bizler yalnız ve özgürüz  diyerek bu hayata ait bir şekilde tanrının var olmadığının bir kanıtı olarak kendi canını toplum için ipe sunan bir İsa’dır. Sınırsız bir özgürlükten yola çıkarak sınırsız bir zorbalığa varan, eşitliği köleleşmede arayan, aydınların ve cahillerin yok edilip herkesin eşit seviyede tutulup öğrenimden uzak köleleşerek eşitlenebileceğini savunan sahte devrimcilere karşı verilen bu politik mücadele sahnede aşkla, tanrıyla, iç hesaplaşmayla, günah çıkartmalarla yoğrulan bir savaş halini almıştır. Düştükleri çukurdan çıkıp aydınlığı görmeye hasret bu insanlar, onları çukurdan çekecek bir tanrı ararken Kirillov, bu toplumun karanlık günahları için kendini feda eden bir İsa olmayı seçmiş, tanrı bir insan değil insan bir tanrı olmuştur. Stavrogin kendiyle garip bir hesaplaşmaya girmiş, aslında tanrının var olması gerektiğini bilirken tanrıyı reddetmiştir. İşlediği günahların yüküyle gururundan sıyrılıp bir türlü aşağılayamamıştır kendini. Ve en sonunda onun için “insan varoluşun bunca düşü arasında delirmeli, olmuyorsa kendini asmalı.” denir. Birçok intihara sahne olan bu oyun, suçsuz yere öldürülen ve kendini asan birçok karakterden oluşur. Hepsi yazgılarının sonunda sancılı bir ayinle noktalarlar monologlarını. Nöbetler geçirten şey bu sefer sadece aşk değil, inançsızlığın yarattığı arınmadır. Bu öyle sancılıdır ki, reddediş adeta bir kabulleniş gibi çıkar ağızdan. Şiddetle ve öfkeyle, bazısında sakince ve kararlı…

Kirillov’un intiharı bu saçma dünyayı tanımlayan bir anlamsızlığın bütünüyken, Dostoyevski ile özdeşleştirilen Şatov’un, delirmeye yakın kendini asan Stavrogin’in, ezilen ve sürekli eğreti bir hayatın kurbanı Trafimoviç’in, hayatı sürüncemede kalan Lebyatkinlerin, kana susayan sahtekar devrimcilerin absürt dünyasının özeti salonda spor yapan ve yakın zamanda sebebi saçma bir anlaşmaya bağlı intiharını gerçekleştirecek bir nihilist olan korkusuz Kirillov’da saklıdır.

“Tüm yaşamım boyunca tanrı beni altüst etti. …özgür olması için insan korku ve acının doğurduğu bir hayalet olan tanrının üstesinden gelmeli, kendini öldürmeli.”

“(Bir patlama sesi duyulur. Sessizlik. Oyun yerinde el yordamıyla yapılan hareketler. Peter bir mum yakar, Kirillov’un cesedi aydınlanır.)”

Albert Camus’nün Ecinniler üzerine verdiği röportaja ulaşarak sahnede üç buçuk saat süren bu oyun için sarf edilen çabaya ve Dostoyevski’den uyarlanan bu romanın taşıdığı politik kaygılara daha yakından şahit olabilirsiniz.

Keyifli okumalar!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here