Bertan Ekici, 1996 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı bölümünden 2019 yılında mezun olan Ekici, kısa film, performans ve video sanatı alanlarında eserler üretmekte. Çalışmalarının ana temaları ise toplumsal cinsiyet rolleri, yabancılaşma, ataerkil-anaerkil yapı çatışmalarını işlemekte. Üniversite dönemi boyunca birçok farklı projede görev almış ve 2019 yılında ilk kısa filmi olan Hot Sushi Plate’i çekmiştir. Çalışmaları sanat galerilerinde de sergilenen genç yetenek önümüzdeki dönemlerde film festivalleri ve farklı sergilere dahil olmayı amaçlıyor. Sanatçının son filmi Hot Sushi Plate hakkında konuşup daha sonra da kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar!

Senaryo yazımını ve yönetmenliğini Bertan Ekici’nin gerçekleştirdiği Hot Sushi Plate isimli kısa film; tecavüz, intikam, kişinin kendini ait hissettiği ortamdan uzaklaştırılması, kadın bedeninin arzu nesnesi haline getirilmesi gibi kavramları mitolojik bir öykü ile birleştirerek izleyiciye aktarıyor. Filmi izleyen herkesin kadın karakter ile tanrıça arasında bir bağ kurması, aynı zamanda geçmişten beri var olan ve günümüzde de varlığını sürdüren; tecavüz, kadına şiddet gibi konulara tepki çekmek istenmekte. Japon mitolojisinde ağzından, göğüslerinden, göbeğinden ve genital bölgelerinden pirinç başta olmak üzere yiyecekler yaratıp sunan Ukemoçi No Kami adında bir tanrıça vardır. Amaterasu (Güneş Tanrıçası), ziyaret etsin diye erkek kardeşi Tsukuyomi’yi Ukemoçi No Kami’ye gönderir, tanrıça da misafirine jest olsun diye ağzından, göbeğinden, genital organlarından yiyecekler yaratıp ikram eder. Fakat Amaterasu’nun kardeşi ilk ataerkillerden olduğu için, yiyeceklerinin, bir kadının vücudundan gelmesini “kirlenme” olarak algılar ve yemek tanrıçasının onu “aşağılamaya çalıştığını” düşünür. ( Ne var ki tarihsel açıdan önce anaerkil dönemlerin yaşandığını ataerkil toplumların ise daha sonra baş gösterdiğini göz önünde bulundurursak erkeğin gücünü kullanarak anaerkil sistemi sona erdirme çabasına bir gönderme olarak algılayabiliriz.)  Tüm bunların ardından tanrıçamız ölürken, Tsukuyomi bir cehenneme gönderilerek cezalandırılır. Buradan anlayabiliriz ki tanrılar ve tanrıçalar aslında ölümsüz değillerdir.
Filmdeki kadın karakterimiz film boyunca hem kendi amacı için mücadele verecek hem de tanrıçamızın intikamını alacaktır.

 

Öncelikle merhaba, sizi daha iyi tanımak isteriz. Sizi sanata yönlendiren ve hayatınızın bir parçası haline getiren şey neydi?

Sanat her zaman hayatımın bir parçasıydı aslında yetiştirilme tarzımdan dolayı olabilir fakat üretmeye üniversite hayatımda bir ödev için başladım diyebilirim. Hep, benim zamanımın bir gün geleceğine inandım ve o gün gelene kadar yeni deneyimler yaşayıp kendimi geliştirmeye özen gösterdim. İlk üretimimi kendi hayatımdan yola çıkarak bir otoportre performansı ile gerçekleştirdim. Çok heyecanla ve amatörce başlayan bu işin sonuçlarını gördüğüm zaman ise bir daha asla bırakamayacağımı anladım. Çünkü sanata dair bir şey üretmiş olmak bana bu yaşıma kadar hiçbir şeyden alamadığım hazzı verdi.

Pekala bu hazzı verirken size özellikle neler ilham kaynağı olmuştu? Neler sizi etkilemişti?

Aslında konu sanat oluca her şeyden etkilenebilmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. Herkesin bildiği usta isimlerden tabii etkilendim fakat ben onları bir nokta olarak görüyorum, onlar cümlelerini tamamlamış ve noktayı koyabilmiş kişiler ardından yeni cümleler yazıyorlar… Ben de bir nokta koyabilmeyi isterim tıpkı onlar gibi. Aile kavramına çok bağlıyım. Aile, insanlar arası ilişkiler bana her zaman ilham olmuştur kişileri gözlemleyip analiz yaparak yaratıcılığımı canlı tutuyorum. Nesnelerden bile ilham alınabilir bence. İlk kısa filmimi uzaktan bakınca bi’ geyşayı andıran duvara ters konmuş bir vileda sopasından esinlenerek yazmıştım. 🙂

Bir eser üretirken, çalışma yaparken genel anlamda aslında üretim yaparken karşılaştığınız zorluklar neler oluyor?

Sanatçılardan sürekli üretim bekleniyor fakat bir şeyleri üretirken gereksinim duyulan yapımsal destekler söz konusu olduğunda çoğu kişi bir kenara çekilebiliyor. Bu durumda biraz yalnız hissedebiliyoruz kendimizi tabi yardım etmeyi bekleyen destekler de yok değil. Gereken şey doğru zili çalmak olabilir. Benim sanatçı olarak yaşadığım en büyük sorun bu olabilir fakat yine de pes etmek yerine bireysel işler üretip güçlü metinler ve güçlü performanslar ile devam etmeyi seçiyorum. Çünkü prodüksiyonlu işlerin yanında bireysel işler de en az diğerleri kadar değerli bence. Umarım genç sanatçılara da daha çok mekan destekleri, yapım destekleri gibi teşvik edici yardımlar yapılır.

Çalışmalarınızda ana tema olarak seçtiğiniz toplumsal cinsiyet ve kadına şiddet gibi sorunlara sanatla savaş açıp galip gelebileceğinize inanıyor musunuz?

Kesinlikle inanıyorum. Çünkü sanat aslında bireylerin tercih ettiği bir silah bence. Kendini ifade etme biçimi. Sanat bazı şeylerin kökten değişmesinde en etkili eylem olabilir. İnsanların toz pembe dünyasında görmezden geldikleri şeyleri en çarpıcı halleriyle gözlerinin içine sokmak ister istemez herkesin içinde bir etkiye neden olur. Bu da zamanla evrilecek bir toplumsal görüşün başlangıcını tetikleyebilir.

Çalışmalarınızı mitoloji ve metaforlar üzerinden eklemlendirmek nasıl aklınıza geldi? 

Mitolojiye oldum olası merakım vardı. Ve okuyup içine girdikçe gerçekten çok ilgi çekici ve beni hayretlere düşüren hikayeler olduğunu görüyorum. Aslında mitolojik hikayelerde geçen üstün anlatımın günümüzde de bir şekilde hayatın içinde karşımıza çıktığını düşünüyorum şekil değiştirerek tabi. Mitolojiyi günümüz modernliği ile işlemeyi çok seviyorum hem eskiyi hem de yeniyi bir araya getirerek ortaya çok farklı şeyler çıkabiliyor. Ayrıca metinlerimi ve anlatımımı da güçlendirdiğini düşünüyorum.

Patika eserinizde kendi hayatınızdan, kendinizden birtakım şeyler yansıtmışsınız, sanatçının eserini değerli kılan bu durum mudur?

Böyle bir şeyi kesin olarak söyleyemem. Fakat ben samimiyeti ve içtenliği seven biri olarak bütün işlerimde kendi bilinmeyen taraflarımı yansıtmayı seviyorum. Bazı şeyler için hayata kızıyorum evet ve bunu sanat ile harmanlayarak en hırçın halime bürünüyorum. Böyle yaptıkça da işlerimde ister istemez ruhumdan parçalar oluyor. Bu tamamen bir tercih meselesi. Üretilmiş her şey şüphesiz çok değerlidir…

Çalıştığınız son proje hakkında da bizlere bilgi verebilir misiniz? Son çalışmalarınızda izleyici nelerle karşılaşacak? 

Haziran 2019’da Mukbang isimli bir video ürettim. Bu videoyu üretirken daha karanlık ve gergin bir yol çizmeye karar verdim. Toplumsal cinsiyet rollerinin dışında kalmış bireylerin koca bir ağız içinde çiğnenerek yenilebilir ve yutulabilir bir forma getirilişini anlatarak izleyiciyi rahatsız etmeyi amaçladım diyebilirim. Ne var ki Mukbang videoları son dönemlerde oldukça sık karşımıza çıkıyor karşısındaki kişiyi yemek yerken rahatlatma amacı güden bu video tarzına da bir gönderme olmuş oldu.

View this post on Instagram

#Mukbang Bertan Ekici 2019 Video teaser

A post shared by Bertan Ekici (@bertanlicious) on

Bugüne kadar yaptığınız çalışmaları konu ve kapsam bakımından nasıl değerlendirirsiniz?

Ben önce performans sanatı ile başladım daha sonra video sanatı ve kısa filmle devam ettim şu an hepsini hayatımın sonuna kadar devam ettirmeyi isterim. Çalışmalarımın konuları genelde beni en çok sinirlendiren şeyler oluyor. Yabancılaşma, yalnızlık, toplumsal cinsiyet rolleri, tecavüz, karşısında durulması gereken şeyler… İşlerimi yaparken daha çok rahatsız edici materyaller kullanmayı seviyorum. Görüntüye, renge, detaylara ve performansa çok dikkat ediyorum. İş üretimi bir kenara sergi başlangıcım GaleriBu Pavilion “things of now” sergisiyle başladı ve şu an yenileriyle devam ediyor.

Son olarak bizlere sanat kariyerinizdeki hedeflerinizden ve hayallerinizden bahseder misiniz?

Aslında istediğim şey sonuçları ne olursa olsun sanat ile iç içe olmaktı. Ben hayatımda en büyük korkularımla yüzleşip, zorlu yollardan geçerek bir bakıma hayallerimi gerçekleştirmek için en büyük adımı attım.
Gelecekte sanat üretmeye devam etmek, galeriler ile içli dışlı olmak, sanat hayatında aktif bir rol oynamak, farklı kısa filmler çekmek daha sonra uzun metraj film çekmek istiyorum. Kendimi sanattan yapılmış dev bir hamurun içinde yoğurup baştan yaratmak istiyorum.

Yolun başında olan genç sanatçı arkadaşlarımız için neler söylemek istersiniz?

Ben de yolun henüz çok başında bir sanatçı olarak aslında bazı gerçekleri yeni yeni kabulleniyorum. Bir şeyler üretmek gerçekten çok zor. Fikir bulma aşamasından itibaren gerçekleştirilmesi gereken süreçler kişiyi oldukça zorluyor. Ekipman destekleri, sponsorluk, kendinizi ifade etme şekilleri yeni bir proje üretecek genç birini korkutan en büyük şeyler. Her ne kadar yapım desteği bulmak zor olsa da ben bireysel yapılan ve emeğin son damlasına kadar harcanan projelerin de en az diğerleri kadar değerli olduğunu düşünüyorum. Püf nokta sanırım asla bırakmamak ve deneye deneye kendinin en derinine inerek içindeki olağanüstü kişiliği keşfetmek…

Bu keyifli röportaj için kendisine teşekkür ederiz.

Sanatçının eserlerini ve kendisini takip etmek için: instagram.com/bertanlicious/

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here