O ne bölümdü öyle! Vay arkadaş! İnsanlar ne senaryolar yazıyorlar. Bayramınızın tam ortasında gelen Netflix içeriği sizi şaşırttı mı? Beni gayet şaşırttı. Hem de Black Mirror! Şu anda merak ediyorum, kaç kişi bayram telaşından başını kaldırıp bakmıştır. Bayram sırasında okuyan bir okuyucu değilseniz siz de bayram sonrası Black Mirror’ın yeni sezonunun ne kadar ilgi çektiğini göreceksiniz muhtemelen. Ancak ben şu anda sizler için bayram seyran demeden bir inceleme yazmak adına klavye başındayım. SİZİN İÇİN!

Twitter trend topic olmayı başarmış dizimizin ilk bölüm incelemesini şöyle hafiften hafiften ısıtıp koyuyorum. Şimdi ben bu dizi hakkındaki yazıyı şöyle başlı başına başlıklara ayırdım. Sizlerin bilmek isteyecekleri varsa o da bu başlıklara ayrılır diye düşündüm. Striking Vipers birkaç konu hakkında konuşulması gereken bir bölüm çünkü.

Konusu Nedir Bu Bölümün?

İki arkadaşın 20’li yaşlarda oynadıkları Striking Vipes isimli bir konsol oyununu 10 yıl sonra tekrar sanal gerçeklik eklentisi ile oynamalarını konu alıyor. Dövüş oyunu olan bu oyunda öyle bir şey yapıyorlar ki sonraki sefer oynayışlarında da aynı şeyi yapmaları hikayeyi bambaşka bir boyuta götürüyor. Bu gidişat ikilinin özel hayatlarında da sorun hale gelmeye başlıyor ve durumlar bizi Black Mirror’a has bir ahlaki sorguya itiyor.

Striking Vipes

Spoiler vermeden değinmek istediğim bir konu var ve konuyu bu oyun üzerinden anlatarak dizinin size sorduğu soruyu deşmek istiyorum. Öncelikle oyunun isminin size çağrıştırdığı oyun tanıdık geldi mi? Birbirinden renkli ve farklı karakterleri ile oynadığımız Street Fighter’a çok benziyor değil mi? Karakter dizaynlarında da zaten Ken ve Ryu görüntüsünün yakalandığını göreceksiniz.

Peki bu Street Fighter’ı sanal gerçeklikle oynasaydınız? Online olarak arkadaşınızla girdiğiniz o oyunda, bir kız arkadaşınız veya erkek arkadaşınızla oynamaya başladığınız bu oyunda dövüşmeye geldiğinizi fakat dövüşmekten başka şeyleri de yapabildiğinizi hayal edin. Her yere dokunduğunuzu… Arkadaşınıza dokunduğunuzu…

Peki, bu oyunlarda sanal bir gerçeklikte yaptıklarımızın bize hissettirdikleri ne boyuta gelebilirdi?

Sanal Gerçeklik Ne Kadar İleri Gider? Sanal Gerçeklikte Hissettiklerimiz, Sanal Mı Olurdu?

Bölümü izlerken karakterlerimizin yerine kendimizi zaman zaman koysak da zaman zaman yok artık dediğimiz yerler oluyor. Bunları derken de bölüm boyunca gerçekten kendinize şu soruyu soracaksınız. Bir oyun bana bunları hissettirebilir mi? Hissetsem de bu hisler gerçek olur mu? Olursa ne kadar olur?  Çünkü dizinin, hikayeyi tamemen bu konu üzerinden sürüklerken, bu hislere sizi de boğduğunu hissedebiliyorsunuz. Bir oyunda gezdiğiniz dünya ile gerçek dünya arasında hangisini tercih ederdiniz? Hangi dünyada hissettikleriniz daha gerçek. Elbette ki hepimizin ilk cevabı gerçekten gerçek olan dünyadır. İçimizde bir yerde sanal olana karşı isteğimizi susturuyorsak? Sanal hislerimiz gerçeğinden daha keyifli olabilir mi?

İşte koca bölümü incelerken cevabını bulacağınız ve sıklıkla karşınıza çıkacak şeyler bunlar. Spoiler verip sizinle dizinin üzerine tartışmak yerine diziyi izlemek için isteğinizi harmanlayıp sizin de bu keyifli bölümü izlemeniz için sizi hazırlamayı tercih ettim.

Umarım yazımdan keyif almışsınızdır.
Umarım bölümü izlerken keyif alırsınız.
Ve umarım bölümün ardından da, bir daha oyunlarda karşı cins karaktere sahip bir hesap açmazsınız!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here