Geçtiğimiz yıl Sam Smith, bir ayrılık yaşadı ve bunu atlatırken çok zorlandı. O sıralarda da yeni albümü The Thrill Of It All üzerinden çalışmaya başlamıştı: “Karanlık bir yerdeydim ama şimdi daha mutlu olmaya başlıyorum.”

Son yılların en başarılı isimlerinden olan Sam Smith, yaşadığı ayrılığın onda bıraktıklarını, ayrılıktan sonra neler yaptığını ve ikinci albümünü NME ile yaptığı röportajda anlattı. “Haftada 3-4 kez gey kulüplerine gidiyordum, çok fazla sigara ve içki içiyordum. Eğlenceliydi, hatta süper eğlenceliydi ama ben değildim. O sırada kendime saygılı şekilde davranmıyordum. Hepsi bir adamla ayrıldım diyeydi. Ona aşık değildim, daha çok, olabilecek şeylerin umuduna üzülüyordum. Bu daha çok üzüyor çünkü mükemmel olabilecek bir şeye çok yakındım. Ayrılık beni öldürdü çünkü bu ilişkinin olmasını istiyordum.”.

Albümün ilk teklisi “Too Good At Goodbyes” da gospel müziğinin etkilerine şahit olmuştuk. Bu etki albüm boyunca devam ediyor. Smith, albümü “tehlikeli” olarak nitelendiriyor ve “Kolayca dinlenilebilecek biri olmak istemiyorum.” diyor.

Albümdeki Burning parçası hakkında ise “Şu anda o şarkıyı söylemek sadece acı verici. Şöhret ve biten ilişkim hakkında. Geçen sene artık kendimi umursamadığım bir noktaya geldim. Tamamen umursamazdım ve vücudum, zihnim, kalbim hakkında düşünmüyordum, gerçekten yanıyordum. Müziğimde bir daha bu kadar kişisel olur muyum bilmiyorum çünkü bu müziği yapmak için tuhaf bir yere gitmek zorundaydım. Biraz karanlık bir yerdeydim. Bu albümü yaparken kendimi sevmiyordum ama şu an daha mutluyum.

Eylül ayında Live Lounge’da gerçekleştirdiği performansında  George Michael’ın Father Figure ve Faith adlı parçalarını sergileyen Sam, Michael’ın “tüm zamanların en sevdiği sanatçısı” olduğunu söyledi. 15 yaşındayken, Michael’ın Wembley Stadyumu’ndaki performansını izleyen Sam şunları söyledi: “Pop müzik yapmaya karar verdiğim andı. Live Lounge şarkı söylerken en gergin olduğum andı çünkü hakkını vermek istiyordum. Benim için bir idolden fazlasıydı. Ona çok fazla bağlanıyorum çünkü eşçinselliğini saklamayan bir şarkıcıydı. Bana rehberlik yapması için onu örnek aldım çünkü bu şekilde örnek alabileceğim çok fazla insan yok.”.

Söylediğine göre “HIM” şarkısı onun hikayesi değil, bir çocuğun babasına eşcinselliğini açıklayışının hikayesi. “Ben eşcinselim, müziğim eşcinsel ve konuştuğum şeyler eşcinsellik hakkında… Gerçek bir sanatçıysanız, sizi etkileyen şeyler hakkında konuşmalısınız.”.

“Bu sıralarda bu konular hakkında konuşmak daha önemli. Amerika’da olanlar beni korkutuyor ve ben insanları rahatsız etmek istiyorum.” diyor Sam. “Bu konular hakkında konuşmalıyız. Müzik endüstrisinde, herhangi bir endüstride, yeterince eşcinselliğini açıklayan insan yok. Ve biz önde olmalı, konuşmalı, bağırmalıyız ki hiçliğin ortasında yaşayan o küçük çocuklar duyabilsin ve ilham alabilsin.”.

Sam Smith, endüstrideki erkek algısını yıkan,savunmasız ve duygusal bir isim. “İçimde her zaman biraz depresyon var ve sürekli onunla kavga ediyorum.” diyor ve devam ediyor: “Kasvetli bir yapım var. Kolayca hüzünlenebiliyorum. Her zaman söylediğim gibi, her şeyi tamamen hissediyorum. Hiçbir şey gibi hissederken bile, tamamen hiçbir şey hissediyorum.”.

“Özgüven eksikliği olan biriyim. Bence kesinlikle ilgi isteyen biriyim çünkü sahneye çıkıp da insanların önünde şarkı söylemek istiyorsam bir şeyler eksiktir. İçimde bir boşluk var gibi. Sahnedeyken, tamamen dolu hissediyorum. Sahneden indiğimde ise bir şeyler beni terk ediyor ve ne olduğunu bilmiyorum. En üzücü anlar şovdan sonraki zamanlar. Bence o anlar insanları uyuşturucuya ve içkiye başlatan anlar; o anlar pop yıldızlarını öldüren anlar.”

Son olarak albümde yer alan favori şarkısı “Palace” şarkısı hakkında konuştu. “Bir aşk şarkısı. Kalbim bir saray ve sarayın her kapısı eski bir sevgilinin olduğu bir odaya açılıyor, kalbime ait bir hayalete. Şarkı sevdiğim herkesle karşılaşmam hakkındaydı ve gerçek aşkın -eğer yaşadıklarımız gerçek aşksa- asla bir zaman kaybı olmadığını söyleme şeklimdi.”.

Sam Smith, günümüzün en beğenilen ve en başarılı pop müzik sanatçılarından biri. Duygularını müziğiyle yansıtmaktan korkmayan, hatalarını kabullenen ve insanlara ilham olmak için çalışan bir isim ve görünüşe göre adını daha çok duyacağız.