20. yüzyılda sürrealizmin temsilcileri olan eserleri ile ünlü İspanyol kökenli ressam Salvador Dali; sıradışı kişiliği ile her zaman dikkatleri üzerine toplamış ve bu kişiliği giyimine, davranışlarına, sanat akımlarına yansıdığı kadar duyguları ve yaşadığı aşkta da kendini göstermiştir. Öyle ki Dali, hayatı boyunca hiçbir kadınla ilişkiye girmemiştir.

Dali, anne ve babasının ilk çocukları Salvador’un ölümünden tam 9 ay sonra dünyaya gelmiştir. Ailesi bu ölümü; bir doğumla ve ağabeyinin adını yeni çocuklarına vererek unutmaya çalışmıştır. Bazı kaynaklara göre Dali bu olanları idrak edebileceği yaşa geldiğinde ölüm ve cinsellik arasında kendisine korkunç gelen bir bağ kurmuş ve sonucunda büyük bir travma yaşamıştır. Bir diğer rivayete göre ise babası Cadaqués, o dönem çokça yaygın olan frengiden korumak için evin her yerine cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile ilgili kitaplar koymuştur ve Dali’nin kadınlara ve cinselliğe olan korkusu başlamıştır.

Ünlü ressam bu korkusu hakkında şu sözleri sarf etmiştir: “Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.” 

Başarılı ressam, hayatının birkaç döneminde Paris‘te bulunmuştur. 1929 yılında yakın arkadaşı olmuş olan ve sürrealist akımın önde gelen sanatçılarından Fransız şair Paul Eluard‘ın yanında Paris’te iken hayatının aşkı ile tanışmıştır. Asıl adı Helena Ivanovna Diakonava olan Gala; aslında Paul Eluard’ın eşidir ve Cécile isimli bir kız çocukları vardır.

Gala ve Paul, Dali’nin evine, İspanya‘ya ziyarete gittiklerinde Gala ve Dali arasındaki aşk o gece başlamıştır. Hızla büyüyecek olan bu aşkın temelleri, ertesi gün buluşmak için sözleştikleri Cap de Creus isimli plajda atılmıştır.

Kadınlara ve aşka o güne kadar yaklaşamayan Dali’nin buluşmaya gitmek için hazırlanırken tıraş esnasında kendi kanını balık kuyruğu, keçi gübresi ve yağ ile karıştırarak sürdüğü iddia edilir. Ne yapacağını bilemediğinde kahkahalara boğulan Dali, sevdiği kadının yanında da bu savunma mekanizmasını kullanmıştır fakat ondan oldukça etkilenen Gala bunu yıkmıştır. Dali’den on yaş büyük olan Gala, o gün eşini ve çocuğunu Dali için terk etmiştir.

Uzun süren birliktelikleri 1934 yılında evlilik ile resmi hale gelmiş hatta 1958’de bir katolik düğünü ile nikahlarını tazelemişlerdir. Duygusal korkularını aşık olduğu kadın ile yenen Dali tüm bunların yanında cinsel korkularını hiçbir zaman yenemeyerek elli yılı aşkın ilişkilerinde Gala ile de birlikte olmaktan kaçmıştır.

Gala’nın güçlü dürtüleri zamanla bu durumdan sıkılmasına sebep olmuştur ve eski eşi dahil olmak üzere birçok kişiyle evlilik dışı birliktelik yaşamıştır. Dali ise gözlerini bu özgür ruha kapamayı ve kabullenmeyi tercih etmiştir.

Sanatının en büyük ilham kaynağının Gala olduğunu söyleyen Dali, esin perisi ve modeli ile birçok ünlü eser ortaya koymuştur. Acıdır ki bir süre sonra eşinin başka erkeklerle olan birlikteliklerini izlemeye karar veren Dali, bir gün gizlice Gala’yı izleyerek hissettiği tüm acıyı da sanatına yansıtmıştır.

Sanatındaki etkisi sayesinde Dali bu durumu alışkanlık haline getirmiş fakat artık bunun hastalıklı bir ilişki olduğunu düşünmeye başlamıştır. Bu yüzden Gala’ya bir şato alarak kendisi dahi eşini randevu ile görmüştür.

1982 yılında Gala’nın ölümü ile hayatla bağlarını koparmış kendisi de yedi yıl sonrasında sefil bir şekilde yaşamını yitirmiştir. Geriye Gala ile yaşadığı destansı aşkın yarattığı eserler kalmıştır. İşte bu tablolardan bazıları;

THE GREAT MASTURBATOR / 1929 

Dali’nin çocukluğunda yaşadığı travma sonucu aseksüel oluşu ve hayatı boyunca ilişkiye girmemiş olması, bu konudaki bilinçaltını da tablolarına yansıtmasına sebep olmuştur. Hayat eşi Gala ile tanıştığı yılda yarattığı bu eserin, kendi içinde yaşadığı cinsel arzular ile eşi Gala’yı ve kendisini cinsel bir yaklaşım içindeyken tasvir ettiği düşünülmektedir.

DREAM CAUSED BY THE FLIGHT OF A BEE AROUND A POMEGRANATE A SECOND BEFORE AWAKENING / 1944 (Uyanıştan Bir Saniye Önce Bir Narın Etrafında Uçan Arının Sebep Olduğu Rüya)

Dali, rüyalarını sıkça eserlerine yansıttığından dolayı çoğunluğuna “el yapımı rüya fotoğrafları” demiştir. Aynı zamanda tüm rüya tasvir ettiği eserlerinde kullandığı; filamingo bacaklı, dikilitaş taşıyan fil figürü ise Gian Lorenzo Bernini‘nin ünlü heykeli Elephant and Obelisk‘ten esinlenilmiştir. Bu eserinde Gala’nın bir rüyasını resmeden sanatçı Gala’yı gerçekte uykusundan uyandıran ve koluna dokunan bir arının vızıltısını tüfek süngüsü olarak yansıtmıştır. Tam aydınlık olmayan gökyüzü, görülen rüyanın şafak vaktinde olduğunu temsil etmektedir. En önemli detay, narın kaya üzerindeki kalp şekilli gölgesidir ki bu Dali’nin Gala’ya olan aşkını temsil eder. Kaplanları çizerken o dönemde bulunan bir sirk gösterisinin afişinden esinlenmiş sanatçı, narlarda ise Gala’nın evlerinin bahçesine iki nar ağacı dikmesi ile bağlantı kurmuştur. Buradaki iskorpit balığı ise zehirli yüzgecini kaplana doğru açmıştır ki iskorpit balıkları tehlike sezdiğinde zehirli yüzgeçlerini açarlar.

LEDA ATOMICA / 1949 (Atomik Leda)

Mitolojiye olan merakı ile de bilinen Dali, bir hikayeden esinlenerek ve Gala’yı merkeze alarak bir eser daha ortaya çıkarmıştır. Aetolia Kralı‘nın kızı Leda, Sparta Kralı Tyndareus ile evleneceği gün, kendisine aşık olan Zeus ile ilişkiye girer. Aynı gün Tyndareus ile de ilişki yaşayan Leda’nın karnına iki yumurta ve iki ikiz düşer. Bu mitolojik hikayeyi yorumlayan Dali, o zamanlar bilime de fazlasıyla ilgi gösterdiğinden Atom Teorisi‘nden (Atomsal seviyede hiçbir parçacığın birbirine dokunmuyor oluşu) etkilenerek hiçbir nesneyi birbirine değdirmeden resmetmiştir. Aynı zamanda Leda ve kuğu figürlerini, Romen matematikçi Matila Ghyka‘nın altın orana sahip beşgen yıldızı hesaplarına göre yerleştirmiştir. Bu tablodaki önemli detay ise kuğunun Zeus’u temsil etmesi ve kuğu dışındaki tüm nesnelerin bir gölgesi olması fakat kuğu bedenindeki Zeus’un bu dünyaya ait olmadığından bir gölgesinin olmamasıdır.

GALATEA* OF THE SPHERES / 1952 (Kürelerin Galatea’sı)

Bu eserde eşi Gala’nın bir portresini üç boyutlu etki vererek tabloya aktaran Dali, bu dönemde de nükleer fizik ve atomun parçalanma teorileri ile ilgileniyordu. Hiroşima‘nın bombalanmasından etkilenerek yaptığı eserde Gala’nın yüzünü atom parçacıkları oluşturuyor.

*Galatea : Klasik mitolojinin deniz perisi

Kaynak

1 https://www.sanatabasla.com/

2 http://www.ressamlar.gen.tr/

3 https://www.nouvart.net/

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here