Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

Günlerini nasıl geçirmek istediği Luis Bunuel’e sorulduğu zaman Luis Bunuel’in cevabı şöyle olur: “Günün iki saatini günlük işlere ayırırım geri kalan 22 saati ise düşlere – hatırlamak şartıyla.” Rüyaları, tüm sürreaslit sanatçılar için olduğu gibi, Luis Bunuel’in ilhamını besleyen en önemli kaynak oldu. Bu kaynak onun sürrealist ve deneysel çalışmalarının en önemli itici gücü olmakla beraber Dünya sanat tarihinin ileriye gitmesinde ve insanların ufuklarını açmasında yer sağladı. 1929 yılında Bunuel ile ünlü sürrealist ressam Dali’nin sürrealist rüyaları bir odada keşişti ve ortaya deneysel sinemanın ilk ve en önemli örneklerinden olan “Bir Endülüs Köpeği” çıktı. Dali’nin “Bir Endülüs Köpeği” dışındaki sinemayla sanatının keşiştiği filmlere göz atmak isterseniz diğer içeriğimize de bakabilirsiniz.

1929 yılında sürrealist iki İspanyol sanatçı Bunuel ve Dali bir çatı katında bir araya gelirler. Bunuel geçen gece rüyasında gördüğü görüntüleri Dali’ye anlatır. Gördüğü rüyadaki şahit olduğu sahneden – ayın tıpkı bir gözün kesilmesi gibi ikiye ayrıldığından -bahseder. Salvador Dali ise kendi eserlerine de çokça sembol olmuş ve çocukluk kabusu karıncalar hakkında gördüğü bir rüyadan bahseder Bunuel’e. Dali’nin aklına o sırada bir fikir gelir: “Neden tam bu anda rüyalarımızı birbirimize anlatmayı bırakıp bunlardan film yapmıyoruz?” İki birbirinden parlak zekanın gördüğü düşler böylece kesişir ve birbirine bağlanır. Bunuel ve Dali, filmin senaryosunu gördükleri rüyaların sürrealist görüntülerinden ilham alarak birlikte yazarlar. Senaryo, insanı şok eden görüntüler ve sahnelerinin bir biri ardına mantıkla açıklanamayan şekilde koyulmasıyla oluştu. Bunuel, filmi annesinden aldığı ufak çaplı bir bütçeyle çekmeye başlar böylelikle.

Dali ve Bunuel

1920’li yıllara damga vuran iki büyük sürrealist sanatçı Salvador Dali ve Luis Bunuel, birlikte o zamana kadar sinema çevrelerinde görülmemiş bazı radikal kararlara varırlar: Sahneler, olay örgüsü arasında bir bağlantı olmayacak ve filmdeki hiçbir şey bir anlam ifade etmeyecek. (Filmin adı “Bir Endülüs Köpeği”nden beklentiyle filmde köpeklere veya Endülüs’e dair bir şey görmek beklentisindeyseniz yanılıyorsunuz.) Filmin yapılış amacı insanları şok etmekti. Film eleştirmeni Ado Kyrou şöyle “Bir Endülüs Köpeği” için şöyle demişti: “Sinema tarihi içinde ilk defa bir yönetmenin amacı potansiyel izleyicileri memnun etmek yerine onları uzaklaştırmaktı.” Film, dönemin rasyonel film anlayışına ve biçimciliğe açılan bir savaş gibiydi. Böylelikle film, mantıksal limanlardan uzaklaşarak insanları irrasyonelitenin ve bilinçaltının kapılarına çağıran bir düş silsilesi oldu.

“Hiçbir düşünce veya görüntü konusunda kendimizden ödün vererek onları mantıklı bir açıklamaya itmedik. Mantıksızlığa doğru tüm kapıları açmak ve hiçbir açıklama yapmadan o görüntülerin şaşırtıcılık düzeylerini korumak zorundaydık.”  – Bunuel

Bir Endülüs Köpeği, ergenlik ve ölüm üzerine bir film. Bu filmle İberya hançerini tüm gerçekliği ve keskinliğiyle entelektüel ve şık Paris’e sapladım.” – Dali 

Aynı zamanda “Un Chien Andalusia” büyük stüdyolara ihtiyaç duyulmadan yapılan, düşük bütçeli çekilen ilk bağımsız filmlerden biridir. Ve bu yönüyle ileride çekilecek kısa filmlere ve düşük bütçeli yönetmenlere ilham kaynağı olmuştur.

Film içinde bir olay örgüsü aramamak gerektiğini belirtmiştik. Hatta filmin yönetmeni Bunuel, filmin içinde Freudyan, Marksist anlamlar arayanlara güldüğünü söylemiştir. Ancak filmin sahneleri birbirleriyle bağlantılı olmamalarına rağmen her sahne kendi içinde bir temayı belirtir veya bir gönderme bulundurur. Filmin en iğrendirici sahnelerinden olan göz kesilme sahnesi, Bunuel’in rüyasının bir bölümüdür. Bunuel, rüyasında ayın geceki dolunay görüntüsünün bir bulut tarafından kesintiye uğradığına şahit olur ve bu olayı jiletin gözü kesmesine benzetir. Filmin açılış sahnesinde görülen ay görüntüsünün ardından göz kesilme sahnesi bu benzetmeyle birbirine bağlanır: Ayın ekranda görüldüğü nokta ile gözün kesilme sahnesinin görüldüğü ekran kısmı yan yana getirildiğinde aslında gözün ayla tam bir simetri oluşturduğuna şahit oluruz. Göz aslında Bunuel’in rüyasındaki ayı temsil ederken, jilet ise bulutu temsil eder.

Bunuel’in ve Dali’nin rüyalarındaki sürrealist görüntülerden ortaya çıkan film, Dali’nin karınca rüyasıyla devam eder. Dali, kendi eserlerinde karınca motifini bolca kullanır. Dali karıncalarla çocukluğunda tanışır ve onların küçük hayvanların parçalarını nasıl ayrıştırarak yediklerini izler. Bu sahneyi gördükten sonra onları hayranlıkla ve biraz da iğrenmeyle izlemeye devam eder. İlerleyen yaşlarında da onda bıraktığı izlere bağlı olarak karıncaları çalışmalarında çöküşü ve çürümeyi anlatmak üzere kullanmaya başlar. Çürümüşlük konusundaki temalarında karşımıza çıkar karınca sembolü: Belleğin Azmi tablosundaki saatlerin üstündeki karıncalar zamanın çürümüşlüğünü simgelerken Karınca Yüz talosundaki karıncalar ise ölümün ardındaki çürümeyi vurgular. Bir Endülüs Köpeği’nde de karşımıza çıkan karıncalar yine çürüme temasın üstünde yoğunlaşır.

Bir Endülüs Köpeği, Dali ve Bunuel’in kendi sanatlarını, geçmişlerini ya da geleceklerini, fikirlerini, korkularını, bilinçaltılarını yansıtmak için araç olarak kullanılmış ilk deneysel yapıt olarak 20. yüzyılın en enteresan yapımlarındandır.

KAYNAKÇA: 1, 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here