Indie halkının içindeki o “sessiz” uyum duygusu bugünlerde nereye kayboldu? Geçtiğimiz on yıl boyunca, türün önemli temsilcileri — Iron & Wine, Hiss Golden Messenger, Amanda Shires, daha detaylı ve özenli prodüksiyonlar ortaya çıkarmanın hoparlörlerin sesi ile doğru orantılı olduğunu sandılar. Fakat Mountain Man için durum her zaman farklıydı: Amelia Meath, Molly Erin Sarlé, ve Alexandra Sauser-Monnig‘in “susturulmuş” bir ahenk içinde olan triosunun şarkılarında 6 sakin tel ve zemin ile tempo tutan bir ayaktan daha fazlasını nadiren duyardınız. Parçaların hepsine bir çeşit sessiz bir mekan arayışı hakim sanki.

Mountain Man, 2010 tarihli, adeta  “sevgi dolu bir harabe” gibi duyulan EP’leri “Made of Harbour” ile müzik piyasasına iddialı bir giriş yaptı. 8 yıllık bir aradan sonra şimdi ise Appalachian, Amerikan ve İngiliz halklarından parçalar taşıyan “Magic Ship” ile yeniden kaprisli bir şekilde geri dönüp bir araya geldiler. Sessizler mi? Belki. Bastırılmışlar mı? Asla.

Grubun başarısı, Vermont’un dağlarında küçük bir üniversitede kurulmasından hemen sonra başladı- ufak bir çevrimiçi vızıltı, övgü dolu bir başlangıç, Kanadalı ünlü indie-pop sanatçısı Feist‘ten turne desteği. Ancak bu momentumun üzerine yenilerini inşa etmek yerine, üyeler ayrı topraklara dağıldılar- Meath Kuzey Carolina’ya, Sarlé Kaliforniya’da ve Sauser-Monnig de Minnesota’ya taşındı. Farklı sesler ve prodüksiyonlar, Meath‘ın yükselen elektronik pop duosu Sylvan Esso‘yu kurması ve Sarlé ile Sauser-Monnig‘in kendi solo müziğine odaklanması ile ortaya çıkmaya başlamıştı bile.

Üçlü nihayetinde Kuzey Carolina’ya geri döndü ve burada ilk olarak önce bir arkadaş grubu, sonra ise yeniden bir müzik grubu olarak bir araya geldiler. Seslerinin birbiriyle olan esrarengiz uyumu yıllar geçmesine rağmen hiç değişmemişti. Sarlé, bu konuda “Beraber şarkı söyleyelim ya da söylemeyelim, birbirimizin duygularına gizli bir erişimimiz var” demiştir. “Birlikte şarkı söylerken o ‘simya’yı yaratan şey bu.”

Kış aylarında kaydedilmiş olan “Magic Ship” için sıcaklığın, şömine başında oturulup geçirilen o zamanların hatrına çoğu yaz şarkısına göre daha çok önemi var. Albüm, kısmen, 20’li yaşlardan 30’lu yaşlara geçişteki o içgüdüsel duyguları ayrtıntılı bir biçimde inceliyor. Böylece, Mountain Man büyüme sancılarının asla geçmediğini yüzümüze bir kez daha vurmuş oluyor. Mesela albümün son parçası olan “Guilt“, pişmanlığın insanı herhangi bir yaşta huzursuzluk yaratacak bir şekilde ziyaret edilebildiğini ve içinde yaşanılan ana, kazara, can yakan bir çürük gibi vurabileceğini anlatıyor. “Bunun hakkında düşünebilirsin/İç dünyana kaba davranabilirsin / Hatta 10, 12, 25 yaşında olduğunu bile unutabilirsin / Ya da bu sadece öyle denk geldiği için yaşanmış bir olay olabilir / Ve bu seni şu an olduğun insan yapabilir / Canını yakabilir / Ama bunda bir sorun yok” diyor bilinçli bir şekilde grup. Fakat, son 5 kelimeyi vurgulayıp, zor zamanların zor kazanılmış bilgeliğinin altını çizmeyi de ihmal etmiyorlar.

Şaşırtıcı bir şekilde, dans partileri de Magic Ship‘da bolca yer alıyor. Meath, Sarlé ve Sauser-Monnig seslerini “Stella” ve “Underwear” gibi parçalarda  basit eğlenceler için kullanıyorlar “AGT” adlı parçayı parlak melodiler ve es geçilmiş kadanslar ile çerçeveliyorlar. Mountain Man, folk kültürünün eski geleneklerini büyük bir ilham kaynağı olarak görürken, onlara ne kadar saygı göstermeleri gerektikleri konusunda ideal bir oranda kararsızlar.

Meath, Sarlé ve Sauser-Monnig‘in sesleri, aynı zamanda geçmişle günümüz arasında kolektif bir köprü görevi görüyor. “Bright Morning Stars”ın yorumları, Appalachian folk öncüleri Hazel Dickens ve Alice Gerrard ile İngiliz halk şarkıcısı Shirley Collins‘in görkemli ortaklığını hatırlatıyor. Mountain Man‘in üyeleri, şarkıların merkezi ağıtlarında kalıcı bir alan bırakmıyorlar, ve hüzne karşı sahip oldukları klostrofobik bakışları, ahenkli armonilerle daha elle tutulabilir hale geliyor. Albümde yer alan bir diğer parça olan Michigan’lı şarkıcı-söz yazarı Ted Lucas‘ın “Baby Where You Are” şarkısının coverında da “özlem” duygusuna aynı perspektif ile bir bakış atılıyor. Tüm şarkı sanki bir solukta söylenmiş gibi, kısa mesafeden dinleyicilerine fısıldıyor. Bu parçada da grubun sakinliği, orijinal melodinin donuk ağrısını pembemsi bir parlaklıkla yeniden ortaya çıkarmış.

Magic Ship, “güzellik” ve “anlamlılık” arasına çok düzgün bir patika çizmiş bir albüm olmakla beraber, Mountain Man’in radyant armoni ve uyumu her ne kadar zarif ve güzel duyulsa da, aslında bu ışıltılı pakete önemli bir ağırlık ekliyorlar. Sessizlik, içinde bulunduğumuz bu gürültülü dünyada sanki bize yaşamın doğasına aykırıymış gibi görünebilir, ancak Mountain Man onun gücünün oldukça farkında. Bu albüm, insanın yaşı kaç olursa olsun bir oyun duygusuna sahip olmasının, arkadaşlığın, yetişkinliğin, hüznün, onu tamamlayan sevinç duygusunun önemini çok zarif bir biçimde vurguluyor.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here