“Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, sana Sapanca’dan bir sepet elma almışım.“ -Turgut Uyar

Şairlerin en etkili tasvir araçlarından biri kırmızı ve parlak elmalardır. En büyük benzetme unsuru olan bu meyvenin genellikle sevgiliye ait güzellik betimlemelerinde kullanıldığını görürüz. Renkleri, tatları, sulu oluşları; sevgilinin çekici ve parlak yönlerini hedef almıştır. Şairin bahsettiği meyve bazen sevgiliye ulaşma isteğini dile getirir, bazen de onun elmaya benzer organını betimlemede kullanılır. Sözgelimi; genelde iri, yuvarlak olan elma bazen açık bazen de üstü kapalı bir şekilde sevgilinin göğüsleri ve onlara kavuşma arzusunu ifade için kullanılır. Açıkça söylense kaba kaçabilecek ifadeleri elmayla örtmeyi ve etkili bir şekilde -onların muhayyel (düşsel) çağrışımlarından faydalanarak- söylemişlerdir. Meyvelerin çağrışımsal gücünü en çok elmada sevmişlerdir.

“Hafifçe ısırılmış bir elmanın dilimindeyim
Elmanın kokusundayım
Anısındayım -kimbilir kimin- “ -Edip Cansever

Elma; mitolojide bereket, verimlilik ve güzelliği sembolize eder. Masallarda ve halk hikayelerinde de ölümsüzlüğe çağrışım yaptığı söylenir.

“Özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir” -Turgut Uyar

“Hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
Bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra” -Turgut Uyar

Elmanın aynı zamanda “ilk günah”ı temsil ettiği bilinen bir gerçektir. Elma ile ilk günah arasındaki ilişkiyi Sait Faik de bir şiirinde kullanır:

“İlk urbamız:

İncir.

İlk günahımız:

Elma.

Not:

Günahsızım.”- Sait Faik Abasıyanık

Nazım Hikmet yine herkesten farkını ortaya koymak istermişçesine en güzel şiirlerinden biri olan, Angina Pektoris’te elmaya bambaşka bir anlam yüklemiş ve onu memleketine katmıştır.

“Sonra şu on yıldan bu yana

Benim fakir milletime ikram edebildiğim

Bir tek elmam var elimde, doktor

Bir kızıl elma: 

Kalbim.” – Nazım Hikmet

Nazım, burada kalbindeki memleket sevgisini “kızıl elma” ülküsüyle anlatmıştır. Amaçladığı şeylerin başında da kalp ile kırmızı elma arasındaki biçim benzerliğini öne çıkarmak gelir.

“Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle

Çocuksun sen, çocuğumsun” – Ahmet Telli

 

 

“Evet hep açık gidip gelen ağzın içindi;
Gökyüzünün o huysuz maviliği içindi;
Elma kokan bir Türkçeyle konuştuğun içindi;
Ölümün sefil, kötü belleği içindi;
Her gün Pazar kurulan o sokaklar içindi; ” – İlhan Berk

Biraz da Cemal Süreya’nın Elma’sından ve soyadındaki tek “Y” den bahsedelim. Elma adlı şiirini “Adımın bir harfini atıyorum” mısrasıyla tamamlar Cemal Süreya. Yani bu; soyadının değişiminin bir ilanıdır. Elma şiiri şu şekildedir:

Şimdi sen çırılçıplak elma yiyorsun
Elma da elma ha allahlık
Bir yarısı kırmızı bir yarısı yine kırmızı
Kuşlar uçuyor üstünde
Gökyüzü var üstünde
Hatırlanacak olursa tam üç gün önce soyunmuştun
Bir duvarın üstünde
Bir yandan elma yiyorsun kırmızı
Bir yandan sevgilerini sebil ediyorsun sıcak
İstanbul’da bir duvar

Ben de çıplağım ama elma yemiyorum
Benim öyle elmalara karnım tok
Ben öyle elmaları çok gördüm ohooo
Kuşlar uçuyor üstümde bunlar senin elmanın kuşları
Gökyüzü var üstümde bu senin elmandaki gökyüzü
Hatırlanacak olursa seninle beraber soyunmuştum
Bir kilisenin üstünde
Bir yandan çan çalıyorum büyük yaşamaklara
Bir yandan yoldan insanlar geçiyor çoğul olarak
Duvarda bir kilise

İstanbul’da bir duvar duvarda bir kilise
Sen çırılçıplak elma yiyorsun
Denizin ortasına kadar elma yiyorsun
Yüreğimin ortasına kadar elma yiyorsun
Bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz
Bir yanda Sirkeci’nin tren dolu kadınları
Adettir sadece ağızlarını öptürürler
Ayaküstü işlerini görmek yerine

Adımın bir harfini atıyorum

 

 

Sanılanın aksine, Cemal Süreya soyadındaki ikinci “Y” harfini Sezai Karakoç’la Muazzez Akkaya için girdiği iddia nedeniyle atmamıştır. Elma şiirinin ve soyadından harf atması hikayesinin aslı Süreya’nın sözleriyle şöyledir:

“O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.”

Yani; Cemal’in açıklamalarına göre soyadından bir harf kaybetmesinin sebebi arkadaşıyla girdiği telefon numarası üzerine bir iddiayı kaybetmesidir. Söz konusu telefon numarası da (güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük olan) Üvercinka olarak hitap ettiği kişinin telefon numarasıdır.

Kaynak: 1, 2,

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here