Rock ve Karadeniz müziğini sentezleyen ve bize sevdiren sevgili Kazım Koyuncu’yu sevgi ve özlem ile anıyoruz…

Kazım Koyuncu, Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Sugören köyünde 7 Kasım 1971’de doğdu. Fakat resmi nüfus kaydı 10 Mayıs 1972’dir. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu, “üstadım” dediği, “Kemençeci Yaşar” lakabı ile tanınan Yaşar Turna’nın yanında türkü dinleyerek geçmiştir.

Babası Cavit Koyuncu Hopa’da bakkallık ve berberlik yaparak ailesini geçindirmekteydi. 1960 yılında Türkiye İşçi Partisi ile tanıştı ve dükkanı çocukların, gençlerin kitap, gazete okuyabilecekleri bir yer haline geldi. Kazım Koyuncu çocukluk yıllarından bahsederken babasını bu yönü ile anlatmıştır. “Kitap okuyan babamdan kaynaklı olarak diğer çocuklardan farklı oldum” diyerek babasının farklılığının kendisine yansıdığını belirtmiştir.

İstanbul’a üniversite eğitimi için giden Kazım Koyuncu müzik hayatına kendini geliştirerek devam etti. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden siyasi nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldı.

İlk olarak 1992’de arkadaşlarıyla “Dinmeyen” adlı gurubu kurdu ve profesyonel müzik hayatına adım atmış oldu. Daha sonra Lazca müzik yapmak isteyerek gruptan ayrıldı ve kendi tarzını yarattı. Laz müziğini rock ile yorumlamaya başladı. İkinci bir grup olarak arkadaşlarıyla Şuku grubunu kurdu. Grubun ismi daha sonra “Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları)” olarak değiştirildi.

Zuğaşi Berepe Grubu

1995 yılının başında ilk albümleri yayınlandı. Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümü Laz rock’ın ilk örneklerinden oldu. 8 parçadan oluşan albüm oldukça beğeni aldı. Dört yılda çok göz önünde olmasada Zuğaşi Berepe önemli etkinlikler yaptı. Plak şirketleri bu etnik müziği ”Soft Laz Rock” olarak tanımladı.

1998’de ikinci albüm geldi. Lazca ve modern rock ile oluşturdukları müzikleri benimsenmeye başlandı. İgzas (Gidiyor) adlı albüm bir Türkçe, bir Hemşince ve yedi Lazca parçadan oluştu. İkinci albüm çok daha ses getirdi. Nedenlerinden biri de albümün, Çamlıhemşin Fırtına Deresi’nde yapılacak olan santrale karşı yürütülen kampanyayı desteklemek için olmasıydı. Doğayı katledecek bu santrale karşı verilen kampanyaya kayıtsız kalmamışlardı.

Zuğaşi Berepe grubu 1999’da dağıldıktan sonra Kazım Koyuncu müzik hayatına tek başına devam etti. 2001’de ilk solo albümü olan Viya’yı çıkardı ve daha sonra Kanal D’de yayınlanan Gülbeyaz dizisinin müziklerini yaptı. Dizinin bazı bölümlerinde kendiside oyuncu olarak yer aldı. Yurt çapında iyice tanınmaya başlandı.

2004’te ikinci albümü olan Hayde’yi çıkardı. İkinci albüm biraz daha Anadolu Rock’a kayan parçalardan oluştu. Albümden sonra konserlerine devam etmiş ve farklı üniversitelerin bahar şenliklerinde de konser vermiştir.

“Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizli’yim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem.”

Yine 2004 yılı Aralık ayında testis kanserine yakalandı. Kanser akciğerine sıçradı. Hastalığı süresince konserlerine devam eden Kazım Koyuncu son konserini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde verdi. 25 Haziran 2005 yılında tedavi gördüğü hastanede henüz 33 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

Kazım Koyuncu adına çeşitli kültür merkezleri açıldı ve 2006 yılında Kazım’ın anısına “Dünya’da Bir Yerdeyim” albümü çıkarıldı. Ölümünden sonra siyasi kimliğiyle de anıldı ve  devrimci duruşu ile birçok kişiye örnek oldu. Hopa sahiline 2013 yılında heykeli dikildi.

“Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Don Kişotlara, ateş hırsızlarına, Ernesto “Che” Guevara’ ya… Kötü şeyler gördük savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler Dünya!’”

Teşekkürler Kazım Koyuncu!

 Kazım Koyuncu’dan Askıda Yaşamak

1,2,3

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here