Avustralyalı Kim ve John Stone çiftinin üç çocuğundan ikisinin aile mesleklerini icra etmesiyle kurulmuş bir folk ikilisi: Angus & Julia Stone. Anne ve babalarının da boşanmalarından önce birlikte yarı zamanlı müzisyenlik yapması, grubun en önemli ilham kaynağı olarak gösterilebilir. Küçükken trompet ve trombon gibi enstrümanlarda uzmanlaşan ikili, daha sonra Angus’un gitara geçmesi ve beste yapmaya başlamasıyla temellerini de atmış oldu. Ardından abisinden iki yaş küçük olan Julia ise onun sayesinde gitar çalmayı öğrendi ve şarkılarına çoğunlukla geri vokal yaptı.

Grup, müziğinin temeline dingin bir ruh haliyle ustaca yazılmış ve her şarkıda bir hikaye anlatan folk kültürünü yerleştirdi. Ayrıca iki farklı vokal harmonisiyle de beslediği bu duygusal tarzıyla günümüze kadarki çizgisini de oluşturmuş oldu. Böylelikle 2005 yılında kurulmuş grup, içinde “Paper Aeroplane”“Mango Tree” ve “All of Me” gibi hala konser marşı olan hitlerin de bulunduğu iki EP kayıt çıkardıktan sonra ilk albümleri “A Book Like This”i yayımladı. Daha sonra ise 2010 yılında dünya çapında esas patlamayı yaptıkları “Down the Way” albümü geldi. Albümün baş tacı olan “Big Jet Plane”, kolaylıkla hissedilebilen o samimiyeti ve akılda kalıcılığıyla hem albümü hem de Stone ikilisini müzik piyasasında bir tık yukarı taşıdı. Üstelik bu albüm “For You”“I’m Not Yours” ve “Draw Your Swords” gibi birçok güzelliği daha içinde barındırıyordu. Hatta enerjik bir Grease klasiği olan “You’re the One that I Want”ın huzurlu bir cover’ı da bu dönem yayımlandı.

Ünlerinin zirvesinde birlikteliklerine ufak bir ara veren ve 2 solo albüm piyasaya süren Julia ile 1 solo albüm çıkaran Angus, 2014’te tekrar bir araya geldi. Bekledikleri başarıyı solo albümlerinde yakalayamamış oldukları için mi yoksa kardeşlerin birbirlerini özlemesinden mi bilinmez ama grup, iyi ki de dönmüşler dedirten üçüncü albümleri “Angus & Julia Stone”u böylelikle çıkardı. “A Heartbreak”“Grizzly Bear” ve “Heart Beats Slow”u içeren bu tatlı albüm, grubun çizgisini bozmadan sağlam adımlarla ilerlediğine bir örnek daha oldu.

2017’ye gelindiğinde ise dördüncü albümleri “Snow” ile kardeşler, yine beklentileri boşa çıkarmayan bir eser ile müzik piyasasına geri dönüş yapıyor. En basit şekilde ifade etmek gerekirse “hiç bıkmadan sabaha kadar dinlenebilen” bir albüm daha müzikseverlerin karşısında. Bütün Angus & Julia Stone parçalarının esas güzelliği ise bu parçaların hiçbir zaman vasat kalitede bir kayıt olma olasılığının olmaması: Geçmiş üç albümün en zayıf halkaları olan şarkıların bile hiç değilse piyasaya göre ortalama eserler olması, dinleyeni daha bu albümü dinlemeden bile motive eden bir unsur. Bu gönül rahatlığıyla albüm dinlenmeye başlandığında ise hemen daha ilk adımda dinleyen bir kez daha haklı çıkıyor: “Snow” parçası, henüz ikinci nakaratında bile “Why don’t you stay?” diye eşlik edip büyülü atmosferine sizi çeken tipik Stone eserlerinden biri oluyor.

“Chateau” da albümün en değerli kayıtlarından biri olduğunu her saniyesinde hissettiren bir şarkı. Özellikle prodüksiyonun kalitesiyle dikkat çeken parça, sözleriyle de yine şaşırtmıyor ve grubun “bir yere gitmek” temalı milyon tane tatlı şarkısının arasına hemen katılıyor. Ardından gelen “Cellar Door” ise katmanlı yapısıyla gerçekten ikilinin en derin işlerinden biri olmaya aday gözüküyor. Enstrümantal açıdan her ne kadar basit gözükse de doyurucu bir parça.

“Nothing Else” ise Julia Stone’un sesine bir kez daha aşık olmak için yapılmış bir şarkı. Ayrıca kardeşlerin vokalinin uyumunu da sonlara doğru çok net bir biçimde hissettiriyor. Sonrasında gelen “My House Your House”, melodisi ve tekrarlı sözleriyle albümün en çok akılda kalan parçalarından biri. Ancak çok basit bir şekilde çoğu müzikseverin, hatta popüler müzikten başka bir şey dinlemeyenlerin bile fark edebileceği gibi parça, Passenger’ın “Let Her Go”sunun uzaktan kuzeni. “Baudelaire”de bir önceki parçaya atıfta bulunarak başlayan şarkı sözleri, “Follow me to the bottle and we’ll figure it out. I will leave my troubles by the river” bölümünde ise dinleyeni adeta kendine bağlıyor ve sonuna doğru akışını da adeta ismini aldığı Fransız şairin hüznüne kaptırıyor.

Genel olarak, tıpkı her Angus & Julia Stone albümü gibi karakteristik izler taşıyan ve grubun ilk yayımladığı parçalarından beri aynı çizgide devam eden bir albüm “Snow”. Folk-pop icra eden bir grup olarak Stone kardeşlerden daha yenilikçi ve daha deneysel bir akıma da kapılmaları beklenemez; ancak albüm her ne kadar oldukça tatlı bir kayıt olsa da “hit azlığından dolayı” şarkı yazarlığındaki bu sınırlı seviyeyle birlikte maalesef grubun hala en iyi işinin biraz gölgesinde kalıyor.