Müzik birçok kişiyi birleştiriyor, yeni kapılar açıyor. İnsanda yarattığı etki bir yana; içinde bulunmak ve bu üretimle bir olmak farklı bir boyut. Bugün sizleri çocukluğundan bu yana müziği bir yol olarak belirlemiş genç yetenek Pınar Azizoğlu ile tanıştıracağız.

1. Bize biraz kendinden bahseder misin?

16 Ekim 1995’te Ankara Yenimahalle’de doğdum, ancak hemen ardından İzmir Balçova’ya taşındık. Böylelikle eğitim hayatımın lise son sınıfa kadar olan bütünü orada başlamış oldu. 3 neslin bir arada olduğu geniş bir ailede büyüdüm. Herkesin farklı müzikler dinlemesi de cabası tabi. Türk Halk Müziği, 45’likler, Neşet Ertaş, Selda Bağcan’dan tutun Fikret Kızılok, Tanju Okan‘dan Queen‘e kadar geniş bir yelpaze. Bu kısımda amcam biraz devreye giriyor;  opera, tiyatro ve sinemaya ilk defa onunla gitmeye başlıyorum. Mithat Fenmen, Suna Kan, Fazıl Say gibi isimlerin kim olduğunu bana ilk o öğretiyor. Ben küçükken, amcamın gelip gidip bana ünlü grupların solistlerinin isimlerini sorması zamanla aramızda küçük oyun haline geldi ve bu oyun beni sürekli araştırmaya itti. Bildiğim bütün grupların üyelerini araştırıyordum. 7-8 yaşlarında Queen ile tanıştım, o zamanlar kasetten dinliyordum. Greatest Hits albümü vardı, sanırım ilk toplama albümleriydi. Her şeyin şekillenmeye başlamasında o albümün payı kesinlikle çok büyük. Ancak en temel, en büyük yapı taşı sevgili Kerem Özyeğen‘dir. Evde “Gül Kendine” albümü vardı, onu dinliyordum. Fakat ülkeye bomba gibi düşen “Dünya Yalan Söylüyor” albümleri piyasaya çıktı. İşte o albüm, hatta Kerem Özyeğen vesilesiyle ilkokul son sınıfta gitar çalmaya; 12 yaşımda da ilk bestelerimi yaparak söz yazmaya başlıyorum. Böylece yolumu “kesin” olarak çiziyorum.

2. Hangi okullarda öğrenim gördün?

Vali Kutlu Aktaş İlköğretim Okulu’nda ilkokula başladım, daha sonra Asil Nadir İlköğretim Okulu’nda ortaokulu okurken hayatımı değiştirecek olan hocalarımdan biriyle tanıştım: Dilek Ak. Beni güzel sanatlar liselerinin varlığından haberdar ederek oraya hazırlanmaya teşvik etti ve ben yetenek sınavıyla Ümran Baradan Güzel Sanatlar Lisesi‘ni kazandım. Lise öncesi ve lise ile birlikte toplam 8 sene klasik ve elektro gitar çaldım. Ancak şarkı söyleme isteği ağır basınca üniversitede şan bölümü okumaya karar verdim ve Selmin Günöz ile sınavlara hazırlanıp 2013 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı Şan Bölümü‘nü yetenek sınavıyla kazandım. Aynı sene, yine Selmin Günöz sayesinde Royal Academy‘nin Şan sınavlarında aşama atlayıp sertifika kazandım. Ses rengim mezzosoprano, bölümüm 6 sene ve bu son senem, hala öğrenim görüyorum.

3. Seni Mor ve Ötesi’nin yarışması ile tanıdık, böyle bir yola girmeye nasıl karar verdin?

Çok enteresan oldu aslında, çünkü hiçbir zaman sosyal medyaya videolar yükleyip cover yapan biri olmadım. Instagram hesabımdan ara ara hikayeler atıyordum, onu da kendimi videoya almadan yaptığım için arkadaşlarım sıklıkla kızıyordu (gülüyor). Ancak ben, internetin ve sosyal medyanın gücüne inandığım kadar, yer yer müziği samimiyetsizleştirdiğini de düşünüyorum. Eğer biraz şanslıysanız herhangi bir yere şarkı yüklediğinizde bir anda müthiş bir ilgi görüp devleştirilebiliyorsunuz. Ben her zaman, herhangi bir mecraya video yükleme durumumun zamanı geldiğinde ve güzel bir şey aracılığıyla olmasını istedim, öyle de oldu. Mor ve Ötesi benim için hep özel ve her şarkısını bilip takip ettiğim bir gruptu ve yarışmayı duyunca tüm talihsizliklere rağmen Kara Kutu‘ya video çektim.

4. İnsanlardan nasıl tepkiler geldi?

İnanılmaz geri dönüşler aldım. Hiçbir kötü yorum yoktu ve çok değerli insanlar kazandım. Yardım istediğim insanlar ise gerçekten saf sevgiden oluşan dev bir ailemin varlığını bana yeniden hatırlattılar.

5. Biraz yarışma sürecinden ve sonucun sonrasında olanlardan da bahseder misin?

Yarışmada finale kaldığım zaman hakikaten çok şaşırdım, dedim ya türlü talihsizlikler yaşadım diye… İyi bir video değildi o, gerçekten beklemiyordum. Ama ufak ufak bir yerlerde adımı yazan, paylaşan insanlar vardı, bu enteresan. Bir video ile gelinen o nokta ise gerçekten çok tuhaf. Beğeni sayılarına bakılarak seçim yapıldığı için herhangi bir derece almadım. Ama sonuçlardan sonra hiç beklenmeyen bir şey oldu: Mor ve Ötesi grubunun sosyal medya hesabından bana ulaşıldı ve grubun solisti sevgili Harun Tekin beni Babajim Stüdyoları‘na davet etti!

6. Peki gelişmeler var mı, Harun Tekin ile ne konuşuldu?

Yarışma sonrasında Kerem Özyeğen ile konuşulmuş ve adım geçmiş. Harun Tekin ise ona, beni Babajim‘e davet ettiğini ve görüşeceğimizi söylemiş. Onore oldum, hatta orada da söyledim. Yıllardır tanışmamış olduğum bu grupla bir bağ içerisindeyim ve yine sayelerinde ilk röportajımı yapıyorum. Gelişmeler henüz muallakta olduğu için bir şey söyleyemiyorum. Bu vesile ile onlara tekrar çok teşekkür ederim; hayatımda hep güzel yollar çizmemi sağladıkları ve gerçekten bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeylerden biri oldukları için.

7. Biraz da müzik tarzından bahsedelim. Kendine rol model aldığın bir sanatçı var mı? Ve nasıl müziklerden hoşlanıyorsun?

Kendimi bildim bileli grunge, rock ve metal müzik tarzlarını çok sevdim. Yapılan ve yapılanan her müziği de takip etmeye çalışıyorum. Diğer bütün arkadaşlarım ufak ufak müziğin de evrilmesiyle farklı yönlere dağılsalar da ben hâlâ, inatla bu tarz müzikler dinlemeyi seviyorum. Bizim, 90 neslinin müthiş bir harmanla büyüdüğünü ve ilerleyen safhalarda çok iyi işler çıkaracağımızı düşünüyorum. Çok yetenekli insanlar var. Genellikle dinlediklerim; Soundgarden, Pearl Jam, Oasis, Radiohead, Nirvana, Scorpions, White Snake, Queen, Evanesenceolmakla birlikte ayrıca; The White Buffalo, Guns N’ Roses, Beatles, Led Zeppelin, Iron Maiden, AC/DC, Pink Floyd, Nick Cave, Deep Purple gibi zengin de bir geçmişi var rock müziğin. Oralarda anlatılmak istenilenleri oturup saatlerce irdeleyebiliriz, o kadar çok ve o kadar güzel inciler var ki… Ancak rol model dersek bir kadın vokal olarak Amy Lee, erkek vokal olarak da Freddie Mercury diyebilirim.

8. Kendi müziğini yapıyor olmak sana ne hissettiriyor?

Nefes alabildiğimi hissediyorum. Özgür ve ait olduğum yerde hissettiriyor.

9. Gitar çalmaya Kerem Özyeğen’i dinleyerek başladın. Peki yıllar sonra, yarışma ile seni keşfetmiş olması ve o telefon konuşmasında senden bahsetmesi nasıl bir duygu?

İnanılmaz! Sayelerinde gitara hatta ve hatta müziğe başladığım insanlardan bu geri dönüşleri almak, olumlu şeyler duymak çok değerli ve muazzam bir duygu. Her şeyden öte; bütün grubun beni dinleyip ortak bir kararla finale bırakmaları muhteşem bir olay! Düşünsenize 10 yıl önce her şey ulaşılmazken bunu hayal bile edemezdik, şimdi birkaç tuşa basıp ulaşabileceklerimizin bir sınırı yok.

10. Peki bize Pınar’ın çalışma sürecinden bahseder misin? Gün içinde nasıl bir çalışma temposu içerisindesin?

Okul olduğunda sadece okula odaklanmaya çalışıyorum. Zaten başka türlüsü de mümkün olmuyor. Dönemde 20’ye yakın ya da 20’nin üzerinde dersimiz var. Onun dışında beste yapıyorum tabi fakat bunu yapmak için ödev gibi onun başına oturmuyorum. Öyle yapanlar da var ama ben de sistem öyle işlemiyor. Mesela 4 yıl önce yazdığım şeyin duygusunu oturup tekrardan aynı duygu yoğunluğunda güncelleyemiyorum, çünkü robot değiliz. Müzik matematiksel işliyor evet, ama söz yazmak veya beste yapmak öyle değil. Bir melodi geliyor onu alıp aylar önceki kelimelerle birleştiriyorum, aslında bir nevi puzzle gibi. Gitar ile birlikte piyano ve ukulele’de de kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Özellikle piyanonun her şeye katkısı var. Okul haricinde de kitaplarla ve akla hitabeden filmlerle iç içe olmaktan keyif alıyorum.

10. Peki bizim için bir opera playlist hazırlar mısın?

  • Norma Operasından, “Casta Diva”
  • Madame Butterfly Operasından, “Un bel di Vedromo”
  • Carmen Operasından, “Seguidilla”
  • Das Reingold Operasından, “Weiche Wotan weiche…”
  • L’elisir D’amore Operasından, “Una furtiva lagrima”
  • I Capuleti e i Montecchi Operasından, “Ascolta Se Romeo t’uccise”
  • Samson et Dalila Operasından, “Mon coeur s’ouvre a ta voix”
  • Giulio Cesare Operasından, “Son nata a lagrimar”
  • Rinaldo Operasından, “Lascia ch’io pianga”
  • Dido and Aeneas’tan, “When I am laid in earth”
  • Pique Dame Operasından, “Pauline’s Aria”
  • Bonus: (Lied):
  • Matthauspassion’dan, “Erbarme Dich”
  • Schubert, “Der Atlas”
  • Schubert, “Erlkönig”

11. Peki en sevdiğin albümleri sıralayabilir misin?

  • White Snake, “1987”
  • Mutemath, “Mutemath”
  • Scorpions, “Love at First Sting”, “Sting in the Tail”
  • Radiohead, “Pablo Honey”
  • Devics, “My Beautiful Sinking Ship”
  • Athlete, “Tourist”
  • Sussanne Sundfor, “The Brothel”
  • Kings of Leon, “Walls”
  • Queen, “News of the World”, “Greatest Hits”
  • Nick Cave, “Let Love In”
  • Mor ve Ötesi, “Dünya Yalan Söylüyor”, “Büyük Düşler”
  • Pink Floyd, “The Wall”, “The Dark Side Of The Moon”
  • Joe Satriani, “Flying in a Blue Dream”
  • Demirhan Baylan, “Anlamlı Hatalar”
  • Hayko Cepkin, “Tanışma Bitti”

Ayrıca Pınar’ı dinlemek için aşağıdaki linklere göz atabilirsiniz!

 

Fotoğraf: Merve Orhun

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here