“Sahil sakin ve sessiz

Güneş ısıtmıyor artık tenimi 

Sonunda yağmurlar geldi 

Bu kumsaldan göçmek vakti 

Sıcak günlerin yorgunluğu üzerimde 

Umutsuzluk görünürde 

Henüz batan güneşin özlemi… 

Ve bu yalnızlık çekilmez gibi”

Altın Çocuk, dahi, eşsiz yetenek, Türkiye’nin çıkardığı en iyi gitarist…

Sadece iki stüdyo albümü çıkarttı kısacık yaşamında. Buna rağmen o, Türk Rock müziği denince akla gelen ilk isimlerden birisi. Gitarı eline aldığı anda bambaşka bir dünyaya geçiyor diyordu arkadaşları onun için. Dünya üzerindeki en kötü gitardan bile en iyi melodileri çıkartabilir denecek kadar notaları içinde yaşayan bir adam.


25 Eylül 1970 tarihinde Samsun’da doğdu. Küçük yaşlarından itibaren müzik aletlerine ilgisi olan bu küçük çocuk, ileride Türkiye’nin en iyi gitar virtüözlerinden birine dönüşecekti.


Babasının mesleği gereği pek çok kez farklı şehirlere taşınmak zorunda kaldı. Bu yüzden Yavuz Çetin’in arkadaş çevresi gelişememişti. Zamanla insanlarla değil, müzik aletleriyle yakınlık kurmaya başladı. Çünkü onlar, nereye giderse gitsin onunla birlikteydi. İlk olarak cura çalmayı öğrendi. Daha sonra ise bağlama çalmayı öğrenmek istedi.


Dünya çapında yapılan müzikleri ilgiyle dinledi. Jimi Hendrix’in tarzını çok beğendi ve onu idolu olarak görüp, ondan ilham aldı. Rock müziğe ilgisi olduğunu keşfetti. Elektro gitarla bağ kurdu.

Bir süre sonra lise arkadaşı Erkan Saatçi ile birlikte “I Will Cry Again” adında bir parça yaptı. Bu parçayı bir derginin müzik yarışmasına gönderdiler ve parça yarışmadan birincilikle ayrıldı.

“If you wear, your white dress again, 

And if you look like an angel, 

And if you hold my hand again, 

Never look at me 

Just because I’ll cry,”


Bu başarısından cesaret alarak Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Üniversite hayatı boyunca elinden gitarını hiç bırakmadı. Çaldığı müzik grubuyla birlikte yarışmalara katıldı ve bu yarışmalardan pek çok ödülle ayrıl başardı. Üniversiteyi gitara ağırlık vermesinden dolayı bitiremedi. 1990 yılında Batu Mutlugil, Zafer Şanlı ile birlikte Blue Blues Band’i kurdu. Blue Blues Band’e daha sonradan dahil olacak, Jimi Hendrix’in beraber çalmak istediği ve gördüğüm en iyi davulcu dediği Kerim Çaplı ile beraber bir efsane haline geldi Blue Blues Band.

“Daha önce hiç görmedim bu yerleri 

Sanırım kayboldum beni geri gönder 

Hatırlamıyorum kim olduğumu 

Nerede doğduğumu nereye ait olduğumu 

Kurtar beni bu alemden 

Kurtar beni bu yerlerden 

Bırak aksın gözyaşlarım 

Kurtar beni bu alemden”

 


90’lı yılların başında Didem Çetin ile evlendi. Aynı yıllarda oğlu Yavuzcan Çetin dünyaya geldi. 90’lı yılların sonlarına doğru Fuat Güner’in sahip olduğu stüdyoda çalışmaya başlayan Çetin, artık aynı zamanda bir stüdyo müzisyeni de olmuştu. Pek çok ünlü ismin albümlerinde çalışan, reklam müzikleri ve albüm kayıtlarında da yer alan Çetin, Göksel’in Sabır şarkısında talkbox kullanarak bu dönemde Türkiye’de bir ilke de imza atmıştı.

“Kimse bilemez nasıl hissettiğimi 

Kimse bilemez neler düşlediğimi 

Yalnızca sen duyarsın sesimi 

Çok uzaklarda 

Yaşadığım her şey benim için bile bir sır

Kimse bilemez 

Kim gerçek, kimi hayal, kim oyun oynuyor,”


1996 yılında MFÖ grubuyla birlikte çalışmaya başladı. Bu grubun konserlerine ve turnelerine katılarak gitarının sesini daha fazla kişiye duyurmayı başardı.

Oğlunun doğumundan kısa bir süre sonra eşi Didem Çetin ile ayrıldı. Yavuz Çetin’in yakın dostları bu ayrılığın onu kötü etkilediğini söyler.

“Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok 

Neler oluyor anlamıyorum 

Ama bittiğine hiç şüphe yok 

Bir gün gelir herkes kendi yoluna gider 

Her şey nasıl başladıysa öyle biter “


Ve takvimler 1997 yılını gösterdiğinde Çetin’in ilk albümü piyasaya çıktı. Eski arkadaşı, müzisyen Ercan Saatçi tarafından prodüksiyonu düzenlenen albümde bulunan Dünya adlı parça bir filmde kullanıldı. Bir süre daha MFÖ grubuyla birlikte turnelere giden Yavuz Çetin, bir süre sonra ikinci albümünün hazırlıklarına başladı.

TMC firması ile albüm için anlaşan “Altın Çocuk” lakaplı müzisyen, 2. albümü Satılık’ın stüdyo çalışmalarını tamamlamasına karşın albümün piyasaya çıktığını göremedi.


Yaşadığı bunalımlara dayanamayan Çetin, Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak 15 Ağustos 2001 tarihinde hayatına son verdi. Cenazesi Anadoluhisarı’ndaki Yeni Mahalle Mezarlığı’nda toprağa verilen Çetin, arkasında muhteşem melodiler ve hüzünlü hayranlarını bırakarak bu dünyadan ayrıldı.

Yavuz Çetin ile grup arkadaşı Kerim Çaplı’nın Rock’n Roll ve hüzün dolu hayat hikâyelerine daha yakından dokunmak isterseniz arkadaşlarının onları anlattığı BLUE belgeselini de izlemelisiniz.

“Benden bir ruhsuz yaratmayı 

Nasıl başardınız? 

Benden bir hissiz yaratmayı 

Nasıl başardınız? 

Benden bir uyumsuz yaratmayı 

Nasıl başardınız? 

Benden sizden biri yaratmayı 

Nasıl başardınız? “

“Yaşamak istemem artık aranızda.”