Video oyunlarındaki RPG türü, bir çok oyun severe sundukları ile kendine çekmeyi başarmış ve dünyada en çok oynanan oyun türlerinden biri haline gelmiştir. Monoton hayatlarımızdan kaçmamıza ve oyun içinde bile olsa başka biri olmamıza olanak sağlayan bu türün ana parçaları, şu anda birçok oyun firması tarafından kullanılmaktadır. Peki, bu sıralar çok fazla duymaya başladığımız RPG ve ARPG arasındaki farklar nedir?

RPG oyunları isiminden de anlaşılacağı üzere rol yapmak üzerine kuruludur. Karakter kişiselleştirme ve geliştirme, bu türün olmazsa olmaz özelliklerinden biridir. Tecrübe puanı kazanarak seviyemizi arttırabileceğimiz ve yeni yetenekler kazanabileceğimiz RPG oyunlarının en önemli artısı, biz oyuncuların karakter ile özdeşleşmesini kolaylaştırmaktır.

RPG oyunlarının bir diğer özelliği ise oyun sürelerinin diğer türlere göre daha uzun olmasıdır. En az 30 saat oynanış süresi bulunan bu oyunlar yarattığımız karakter ile daha çok zaman geçirmemize olanak sağlar. Bu oyun süresini arttırmak için ise firmalar genellikle oyunlarını açık dünya yapmaya özen gösterirler. Bir ana hikaye çevresinde onlarca yan göreve yer verip bizleri oyundan çıkamaz hale getirirler. Rol yapma olanakları sonsuz olduğu için de RPG oyunlarını tekrar tekrar oynayabiliriz. Mesela Baldur’s Gate türü oyunlarda yepyeni karakterler yaratıp onlara yepyeni hikayeler yazabiliriz.

Hepsinde olmasa bile çoğu RPG oyununda kişiselleştirme ve zanaatlık sistemi bulunur. Bu sistem; silahlarımızı, zırhlarımızı, büyülerimizi ve iksirlerimizi geliştirmekte bizlere yardımcı olur.

Günümüzde bir oyunu RPG olarak nitelendirmek için en az bir RPG ögesine sahip olması yeterlidir. Oyun firmaları oyunlarına bu ögelerden birkaçını koyarak, oyunlarının RPG türü içinde bulunduğunu sık sık dile getirirler. Eski ve geleneksel RPG oyunlarında ise bu durum tam tersidir. Fallout, Wild Arms, Planescape: Torment, Baldur’s Gate, Icewind Dale, Disgaea vb. geleneksel RPG türünün en iyi örnekleridir.

Fallout 2

ARPG kısmına baktığımızda ise düz bir çizgide ilerleyen hikayeye sahip ve birkaç RPG ögesi bulundurduğu için bu türde yer alan oyunları görebiliyoruz.

ARPG oyunlarında çoğunlukla karakter kişiselleştirmesi bulunmaz. RPG ögeleri arasından genellikle seviye ve buna bağlı olarak daha iyi teçhizat kullanma mekaniği alınır. Karakterimizin gelişimi sınırlıdır ve oyuna etkisi minimum düzeydedir.

Bu türün oynanış süresi ise genellikle 15-30 saat aralığındadır. Kapalı dünyada, düz bir çizgide ilerleyen oyunlar ana hikaye odaklı olduğundan dolayı oyun süresini arttırabilecek herhangi bir unsur yoktur. Ancak son zamanlarda çoğu oyun firması oyunlarını açık dünya üzerine yapmaya başlamış ve oyunlarının RPG türüne daha da çok yakınlaşmasını amaçlamışlardır.

Action-Adventure ve RPG türünün birleşmesiyle ortaya çıkan ARPG türünün en iyi örnekleri ise, son iki oyunu hariç Assassin’s Creed, Tomb Raider ve Legend of Zelda’dır.

Bir Action-Adventure oyununu RPG olarak nitelendirip nitelendirmemek ise tamamen oyuncuların beklentileriyle alakalıdır. RPG ögeleri barındırdığı için teknik olarak bu türde yer alan oyunlara bazı oyuncular RPG gözüyle bakmamaktadır. The Witcher 3: Wild Hunt’daki gibi oyun dünyasına ve hikayeye olan etkimizin ARPG oyunlarında bulunmaması, bu RPG olarak nitelendirmemesinin en büyük nedenidir. Ancak, teknik olarak olarak kullandığımız silahı bile değiştirebiliyor oluşumuz aslında bir “role play” özelliğidir.

Kısaca, çok iç içe girmiş bu iki tür arasında oynamak istediğiniz bir oyun varsa, öncelikle oyunun RPG ögelerine daha sonrasında türüne bakmanızı tavsiye ederiz. Dediğimiz gibi, her şey aslında oyundan ne beklediğinizle alakalı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here