Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

Franz Liszt, 22 Ekim 1811 tarihinde Macaristan’ın Avusturya sınırına nazır Raiding kasabasında dünyaya geldi. Müzisyen bir ailede doğmamıştı. Amatör bir şekilde müzik yapmaya çalışan bir çiftlik görevlisi babanın oğluydu. Lakin ilk piyano derslerini de babasından almıştı. Aradan geçen birkaç yıl içinde piyanoda yaptığı ciddi ataklardan sonra, 9 yaşında vermiş olduğu ilk konser ile bir piyano konçertosu çalarak dinleyenlerini şaşkınlığa uğratmıştır. İkinci konserinde ise Liszt’in bu üstün yeteneğini gören bir Macar soylusu ona müzik eğitimi görmesi için burs vermeyi önermiş ve babası tarafından da kabul edilince Liszt, 1821 yılında Viyana’ya götürülmüştür. Henüz 10 yaşında gittiği Viyana’da, Wolfgang Amadeus Mozart’ın rakibi ve Beethoven’ın öğretmeni olan Salieri‘den bestecilik dersleri almaya başlayan Liszt, aynı zamanda Karl Czery ile piyano çalışmıştır.

Viyana’daki sanat çevreleri Liszt’in daha iyi değerlendirilmesi için Paris konservatuvarında eğitim görmesini öne sürmüşler. Bunun üzerine Liszt ve babası 1823 yılında Paris’e gitmişlerdir. Lakin konservatuvarın müdürü tarafından Liszt’in okula alınması kasti olarak engellenmiştir. Paris’te bulunduğu sıralar kompozisyon dersi alan besteci, henüz 14 yaşındayken bir opera yazmıştır. Don Sanches adını alan bu hafif opera Paris’te tam beş kez seslendirilmiştir.

İlerleyen zamanlarda Avrupa’nın farklı ülkelerinde turneye çıkan besteci adını duyurmaya başlamıştır. 16 yaşında babasını kaybedince tek başına kalmıştır. Bir taraftan özel dersler vererek bir taraftan da profesyonel konser piyanistliği kariyerine devam ederek hayatını idame ettirmeye çalışmıştır. O dönemlerde Paris, üst düzey insanların ve sanatın pik yaptığı bir yer idi. Liszt de bu dönemin sanatından, düşünce sisteminden etkilenmiştir. Öyle ki Frédéric Chopin ve Hector Berlioz gibi bestecilerle, hatta ve hatta Fransız sosyalizminin kurucusu Claude Henri de Saint Simon ile yakın ilişkiler kurmuştur. Ardından 1831 yılında ünlü keman virtüözü Niccolo Paganini‘yi dinleme imkanı bulan genç besteci, kendi çalgısında aynı Paganini gibi bir hakimiyet kurmak istemiş ve 3 yıl boyunca yoğun çalışmalara girişmiştir. 1834 yılında tekrar konserlere döndüğünde, o döneme ve kendinden sonraki dönemlere büyük bir damga vurarak piyano virtüözünün “yeniden doğuşu” olarak nitelendirilmiştir. 1835 yılında Kontes D’Agoult ile ilişkisi olan genç piyanist, İsviçre’ye yerleşmiş lakin 1840 tarihinde ilişkileri son bulmuştur. Biten ilişkinin ardından Liszt, dünyanın birçok yerinde konserler vermiş, bu dönem hatta onun en parlak konser dönemi olmuştur. Ünlü eserlerinin, piyano uyarlamalarının ve parafrazlarının (tanınmış parçaları başka ortamlara uyarlayarak düzenlemek) niteliğini tüm Avrupa’ya kanıtladığı dönem 1840-1848 yılları içindedir. O dönemde İstanbul’a Padişah Abdülmecid ve Sadrazam Reşid Paşa‘nın daveti üzerine gelmiştir. 1847 yılında yaklaşık 1 ay kadar İstanbul’da kalarak Padişah Abdülmecid’e adadığı 2 parafraz bestelemiş ve bunun karşılığında da ödüllendirilmiştir.

1847 yılında İstanbul’dan dönen Liszt, Rusya’ya gitmiştir. Kiev’de, Prenses Carolyne von Sayn Wittgenstein ile olan ilişkisi aşka dönüşmüş ve bu ilişki sayesinde Liszt kompozisyon çalışmalarına daha ağırlık vermiştir. Ardından besteci, 1859 yılından 1870 yılına kadar Roma’da yaşamıştır. 1886 tarihinde Beyrut’ta gerçekleştirilen Richard Wagner Festivali’ni izlerken zatürreye yakalanmış ve bu hastalığı atlatamayarak 31 Temmuz 1886 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Kaynak: Ahmet Say-Müzik Tarihi

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here