Günümüzde Roma denildiğinde akla gelen ilk yapılardan birisi olan Kolezyum, M.S. 70-72 yılları arasında İmparator Vespasion’un emriyle inşa edilmeye başlandı. Yaklaşık sekiz yıl süren inşaatın tamamlanması ise Vespasion’un oğlu Titus’un dönemine rast geldi ve yüz gün yüz gece süren açılış kutlamalarında binlerce hayvanla insan acımasızca kurban edildi. Gelin, bu yapının detaylarını birlikte inceleyelim.

Aslında Kolezyum’un yapıldığı yerde daha önceleri İmparator Neron’un sarayı bulunuyordu fakat Neron’un gösterişli hayatı halkı isyan noktasına getirdi ve onun ölümünden sonra yaşanan kanlı savaşlar sonucunda saray yakıldı. Ardından Kolezyum, bir arena olarak tam da bu noktaya inşa edildi. 49 metre yüksekliğinde ve 156 metre genişliğinde olup 55 bin seyirciyi içerisinde barındırabilen bu dev arena ölümcül gladyatör dövüşlerine ve idamlara ev sahipliği yaptı. İsmini ise yine İmparator Neron’un “Colossus” adlı heykelinden alacaktı. Başlangıçta Flavius Amfitiyatrosu (Vespasion’un mensup olduğu hanedanının ismi Flavius’tur) olarak anılsa da zamanla Colosseum (Kolezyum) adıyla özdeşleşti.

Arenanın girişindeki kapı, gösterilerin baş kahramanları olan gladyatör ve hayvanlar için özel olarak tasarlandı. Bu gösterileri izlemek isteyen halk ise hiyerarşik bir düzene göre oturuyordu. Alt tabakadan sayılan işçi sınıfı en uzak köşede dururken, senato üyeleri ve soylular sahneye en yakın kısımda bulunuyordu. Gördükleri vahşetten büyük bir haz alıyordu insanlar. Kölelerden veya mahkumlardan seçilen erkeklerin hem birbirleri ile hem de yabani hayvanlar ile dövüştürülmesini zevkle seyrediyorlardı. Akan kanın fazlalığı sayesinde tezahüratlar daha da şiddetleniyor, Kolezyum’dan adeta alkış tufanı yükseliyordu. Diğer bir ayrıntı da; bir zamanlar arenanın ortasındaki bölümün, sırf ölen gladyatörler ve vahşi hayvanların kanını emerek temizlesin diye kumla kaplanmış olması…

Burada gladyatör dövüşlerinin yanı sıra tiyatro, hayvan avları, mitolojik dramalar ve savaş canlandırmaları gibi eğlenceli gösteriler de düzenlendi. M.S. 5. yüzyıla gelindiğinde ise vahşi gladyatör dövüşleri tamamen yasaklandı ve Kolezyum artık sadece barınma yeri, iş dükkanları, kışla, taş ocağı, kale ve Hristiyan türbesi olarak kullanıldı. Fakat kimse bu durumdan memnun kalmadı. Aksine, Roma halkı en büyük sosyal aktivitesini kaybettiği için üzülüyordu.

Rönesans döneminde Kolezyum’daki bazı taşlar sökülerek başka eserlerin inşaatına eklendiği için inanılmaz bir deformasyon meydana geldi. Bu taşlar şehirdeki pek çok köprü, saray ve hatta Roma’nın dört büyük bazilikasından ikincisi olan San Pietro Bazilikası’nın yapımında bile kullanıldı. Güneydeki duvar tamamen yıkılsa da Kuzey duvarları hala daha dört katlı kemerlerle birlikte tüm heybetiyle yükseliyor. Fakat yine de tahribat fazlasıyla büyük.

San Pietro Bazilikası

Kolezyum, 1900’lü yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde temizlendi ve arkeolojik kazılar sonucunda yer altındaki yapılar da ortaya çıkartılarak turizme kazandırıldı. Depremlerden etkilenip harap olmasına rağmen taşıdığı tarihi doku itibariyle dört bir yandan gelen turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. 2007 yılında Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olarak seçilen bu başyapıtın resmi, İtalya’daki 5 Euro Cent’in arkasına da basılmış.

Kısacası Kolezyum, bir imparatorluğun bakiyesi üzerinde oturan Roma şehrini ikonik bir şekilde temsil ediyor. Ayrıca gerek köklü geçmişi ve gerek orijinal halinin korunabilmesi adına gösterilen çaba sebebiyle, her zaman için farklı kültürlerden insanları etkilemeyi başarıyor.

Kaynak: 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here