Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Şehirler; içinde yaşayan toplum ve ona ait kültürel yapıların beraber işlemesi sonucu oluşan bileşkelerden meydana gelmektedir. Her şehrin kendine özgü bir yaşam ritmi bulunurken, yerleşim ve mimarinin bu ritim içerisinde yadsınamayacak bir önemi vardır. Toplumun buluşma noktaları incelendiğinde, kültürel yapıların daha çok tercih edildiği görülmektedir. İnsanların kesişme noktası olarak kullandığı alanlar günlük yaşamda sürekli aktif ve dinamik bir yapıya sahiptir.

Özellikle Rönesans etkilerinin görüldüğü Avrupa şehirlerinde, genelde bu alanların; heykel ve çeşmelere ev sahipliği yaptığı görülmektedir. İtalya’nın başkenti Roma’da da durum farklı değil. Şehir birçok kültürel buluşma noktasına sahip ve bunların başında ise Trevi Çeşmesi geliyor.

Trevi Çeşmesi ihtişamlı bir yapıya sahip olmasına karşın, bulunduğu meydanın köşesini dönmeden suyun sesini duymak oldukça zordur. Ona açılan dar sokaklarda dolaştıktan sonra, bir anda karşınıza çıkan Klasik ve Barok stillerin birbirine karıştığı bu ünlü çeşme tüm görkemiyle sizi beklemektedir.

Çeşme, üç yolun kavşağında bulunur ve Roma’nın merkezine içme suyu taşıyan en önemli su kemeri olan Acqua Vergine’nin terminal noktası üzerine inşa edilmiştir. Acqua Vergine M.Ö. 19 yüzyılda Marcus Vipsanius Agrippa tarafından halkın kaliteli kamu hizmetlerine erişimini sağlamak için geliştirilen Aqua Virgo’dan evrilen modern su kemeridir.

Yaklaşık 26 metre yüksekliğinde 49 metre genişliğinde olan eser, 1732’de Nicola Salvi tarafından tasarlandı. Saray cephesini ve çeşmeyi bir araya getirme fikri Pietro de Cortana’nın bir projesinden elde edilmiş olmasına rağmen, mitolojik ve alegorik figürler, doğal taş oymaları ve çeşmenin merkezi kemerinin tasarımı Salvi’ye aittir. Eser, Salvi’nin 1751’deki ölümünden sonra orijinalinde birkaç değişiklik yapan Giuseppe Pannini tarafından 1762’de tamamlandı.

Etrafı Tivoli’den gelen traverten taşından oyularak yapılan çeşmenin üst kısmında meleklerin taşıdığı Papalık Arması bulunmaktadır. Merkezinde deniz atlarının çektiği bir savaş arabası üzerinde duran ve tritonların eşlik ettiği Pietro Bracci’nin Oceanus heykeli bulunmaktadır. Bolluk ve sağlığı temsil eden heykellerin de bulunduğu çeşme, yüzyıllar boyunca Roma’ya temiz su taşınmasını sağladı.

Çeşme aynı zamanda, kökeni Antik Romalıların su tanrılarına yolculuğu sevdirmek ve güvenli bir şekilde eve dönmelerine yardımcı olmak için suya sikke atmasına dayanan bir geleneğin sürdürülmesine yardımcı oluyor. Efsaneye göre çeşmeye atacağınız bir madeni para Roma’ya tekrar gelmenizi, ikincisi hayatınızın aşkını bulmanızı, üçüncüsü ise onunla evlenmenizi sağlıyor. Çeşmede toplanan paralar İtalya’daki bir hayır kuruluşu vasıtasıyla yardıma muhtaç kişilere destek olmak için kullanılıyor.

1960 yılında başrollerinde Marcello Mastroianni ve Anita Ekberg’in yer aldığı, yönetmenliğini Federico Fellini’nin üstlendiği La Dolce Vita filminin bir sahnesinin burada çekilmesiyle eser sahip olduğu ünden daha fazlasına kavuşmuştur.

2007 yılında kalabalığın arasından çıkan biri, fıskiye içine sıvı bir madde dökerek, kapalı devre su sistemi kullanılarak çalıştırılan çeşmeden gelen suyun kırmızıya dönmesine sebep olmuştur. Sıvı maddenin esere kalıcı hasar vermesinden korkulduğu için çeşmedeki su hızlıca tahliye edilirken, geriye ne olduğunu anlamaya çalışan kalabalık bir turist grubu kalmıştır.

2014-2015 yılları arasında büyük bir restorasyona girdikten sonra tekrar ziyarete açılan çeşme, günümüzde halen hem yerli halkın hem de turistlerin gözde buluşma noktalarından biridir.

Kaynak: 1, 2, 3,

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here