”Hiçbir şey zaman kaybı değildir, eğer edindiğiniz deneyimi akıllıca kullanırsanız.”

Camille Claudel, meşhur “Düşünen Adam” heykelini yapan Fransız heykeltıraş Auguste Rodin‘in sevgilisi, ilham kaynağı ve en yetenekli öğrencisiydi. Onun üzücü hayatı, aslında müthiş bir yetenek taşıyor.

Auguste Rodin 1840 yılında Paris’de doğan bir Fransız. Gençlik yıllarında defalarca Güzel Sanatlar Okulu’na girmeye çalıştı fakat başarılı olamadı. Daha sonra heykel sanatına yöneldi. İlk atölyesini kurduğu sıralarda ise Rose Beuvet’le tanıştı ve sevgili oldular. Bu ilişki sonucu bir oğulları oldu fakat evlenmediler, onlar sadece sevgiliydi.

Bu olaylardan çok sonra, 1864 yılında ufak bir şehirde Camille Claudel dünyaya geldi. Onun gerçek aşkı küçüklükten belliydi, çocukluğunda bile çamurdan heykeller yapıyordu. Sonraki yıllarda akademiye yazılan Camille’in hayatı istediği doğrultuda ilerliyordu, ta ki 1883’te yaptığı bir büst Rodin’in ilgisini çekene kadar. 42 yaşındaki heykeltıraş Camille Claudel’i kanatları altına aldığında genç kız sadece 19 yaşındaydı. Claudel bir süre sonra Rodin’in yetenekli öğrencisi değil, asistanı ve sevgilisi olmak istedi. Rodin’e karşı olan hislerine engel olamıyor, ona büyük bir hayranlık ve aşk besliyordu. Rodin’in de ondan bir farkı yoktu fakat ortada Rose vardı. 1885 yılına gelindiğinde ise aşk başlamıştı.

Rodin 45, Camille 21 yaşındaydı…

Aşklarını gizliden gizliye yaşamayı tercih ettiler. Claude bu durumu ailesinden gizliyordu. Rodin ise Rose’a gönülden bir vefayla bağlıydı, onu bırakmaya niyeti yoktu. Bu durumdan haberi olan Camille bir gün bile bunu sorun etmedi çünkü onun tek derdi Rodin’le daha fazla vakit geçirebilmekti. Bu isteğini dile getirdikten sonra La Clas Payen isimli evi kiraladılar. Bu evin özelliği, ünlü aşıklar Musset ve George Sand’in de bu evde oturmuş olmasıydı.

Bu aşk yuvasında güzel günler geçerken Rodin’in olmadığı bir gün eve Rose geldi. Camille ve Rose arasında tabiri caizse müthiş bir kavga çıktı. Kavganın üstüne eve gelen Rodin’in Rose’a sahip çıkmasıyla Camille ilk hayal kırıklığını yaşadı.

1889 yılına gelindiğinde Camille artık başarılı bir heykeltıraş olarak anılıyordu. Bu sene içinde alçıdan yaptığı “Sakuntula” heykeliyle ödül kazandı. Övgülerle bahsedildiği bu zamanların üstünden çok geçmeden 1892 yılında Rodin’den hamile kaldı. Bu gayrimeşru hamilelik döneminde ailesi tarafından reddedildi ve çoğu zaman yalnızdı. Camille bu acılı süreçten sonra bebeğini doğarken kaybetti. Bu kayıp onda kendi ayakları üzerinde durma isteği yarattı ve bin bir zorlukla kendisine ufak bir atölye kiraladı, heykeller yaptı. Kısa süre sonra da Güzel Sanatlar Akademisi üyeliğine kabul edildi. Camille acılarıyla birlikte “Vals”, “Clotho”, “Olgunluk Çağı”, “Kayıp Tanrı”, “Geveze kadınlar”, “Sakuntala” gibi en büyük eserlerini verdi.


  • “Olgunluk” Çağı aynı zamanda Camille’e oniks mermerini ilk kullanan heykeltıraş olma onurunu kazandırdı.

Her şey düzene girmişken Camille tekrar Rodin’le ilişki kurdu. Rodin’in kaba tavrı, kendini sürekli kendisiyle kıyaslaması ve Rose faktörü dolayısıyla bu ilişki çok uzun sürmedi. Tekrar ayrıldıkları bu dönemde Rodin’in ünü de yayıldı ve başka ilişkileri oldu.

1905 yılında Camille’in zihinsel sağlık durumu, en büyük destekçisi olan babasının da vefat etmesiyle bir sergiden sonra kötüleşti. Heykellerini parçalamaya ve paranoyak davranışlarda bulunmaya başladı. Kimseye haber vermeden kaçıyor ve saklanıyordu. Uzun yıllarca bu durumda yaşadı ve 1913 yılında çılgın bir psikozdan mustarip olduğu tespit edildi, abisinin de onayıyla akıl hastanesine yatırıldı.

Camille çıkarılmak için uzun yıllar abisine yalvarsa da orada tam 30 yıl boyunca kaldı. Abisi de bir süre sonra işleri için Çin’e yerleşti. Çaresizlik ve yalnızlık içinde geçen yılların ardından Camille Claude 1943’te öldü. Kimsesizler mezarlığına gömüldü…

Rodin ise Camille’den sonra sansasyonel birkaç ilişki daha yaşadı. Ocak 1917 yılında Rose ile nihayet evlendiler fakat tam 15 gün sonra Rose zatürreden öldü. Kendisi de aynı yıl yani kasım ayında hayatını kaybetti.

Rodin vasiyeti üzerine Rose’un yanına gömüldü…

Günümüzde Claudel’in toplam 90 eseri var, çünkü eserlerinin çoğunu zihinsel problemler yaşadığı süreçte parçalamıştı. Bahsedilen 90 eserin çoğu da, daha sonra Nogent-sur-Seine’deki Camille Claudel Müzesi‘nde bir araya getirildi. Rodin’in büyük projelerinin aksine, onun hayatta kalan eserleri küçük ve samimi parçalardı. Bunların çoğu Paris’teki satıcı Eugène Blot tarafından modellendi. Camille’in ilk eserlerinde Rodin’in izleri görülse de, genel olarak eleştirmenler onun bir dahi olduğunu ve yeteneğinin kişisel olduğunu söylemiştir. Rodin’den çok daha yetenekli olmasına rağmen hayatı boyunca onun gölgesinde kaldı.

Bazı söylentilere göre Rodin’in eserlerinde çoğunlukla Camille’in işçiliği vardır. Hatta ”Düşünen Adam” heykelinin asıl mimarı kimilerine göre Camille Claudel’den başkası değildir.

Rodin ölmeden önce Paris’te adına ithaf edilmiş müze açıldığı zaman orada bir Camille Claudel Odası olacağını söyledi. Rodin Müzesi, Rodin’in ölümünden iki yıl sonra açıldı, ancak olağanüstü öğrencisine tahsis edilmiş bir oda yoktu…

İzlemek isteyenler için Camille Claudel’in gerçek hayat hikayesi 2013 yılında ”Camille Claudel, 1915” adıyla beyaz perdeye yansıdı.

“Ona altını nerede bulacağını söyledim ama bulduğu altın kendi içindeydi.”

Camille Claudel