Cuma, Ağustos 18, 2017

Bazı insanlar hızlı yaşar ve genç ölür. Yeteneklerini sonuna kadar kullanmadan göçüp giderler bu dünyadan. Rock dünyasından “kim bilir yaşasa neler yapardı” dediğimiz, tabiri caizse ağzımıza bir parmak bal çalıp sonrasında trajik şekilde aramızdan ayrılan birkaç ismi derledik.

Duane Allman

Lakabı Skydog olan efsanevi gitarist Duane, 29 Ekim 1971’de motosiklet kazası geçirerek 25 yaşında hayata gözlerini yumdu. Kardeşi Gregg Allman ile The Allman Brothers Band’i kurmuştur. Slide gitarın yanında kendisi aynı zamanda bir emprovize ustasıydı. Rolling Stones dergisinin “Tüm zamanların en iyi yüz gitaristi” listesinde Jimi Hendrix’ten sonra ikinci sıradadır. The Allman Brothers Band’in Fillmore East konserinde, grubun bir diğer gitaristi Dickey Betts’le birlikte aralıksız 23 dakika çaldıkları olağanüstü Whipping Post solosu doğaçlama yeteneğini kanıtlar nitelikte. Kullandığı ekipmanlar 1957 Gibson Les Paul Goldtop, 1958 Gibson Les Paul, 1961 Gibson sg, 50 watt Marshall Super Bass şeklindedir. Sadece kendisi efsane olmakla kalmamış, Eric Clapton’u da slide gitar çalma konusunda ateşlemiştir.

Sid Vicious

Kendisi kısacık ömründe çok büyük işlere imza atamasa da bir punk ikonu olmayı başarmıştır. Kriminal şizofreni vakasıdır. Çocukken okulun yemekhanesinde kafasını cam panele geçirmesi literatüre geçen ilk vukuatı olarak bilinir. Amerika turnesi sırasında bir fotoğrafçıyı, sırf çok beğendiği motor çizmelerini kendisine vermediği için ince planlar yaparak öldürmeyi denedi. Grubun bel kemiği Malcolm Mclaren ile birlikte barda içtikleri bir gece masadaki şişeleri parçalayarak kırık camların üstünde çıplak ayakla pogo yaptı. Gruba katılımının tartışılacağı gün stüdyoda bas gitarı eline alıp “Bunun diğer tellerini nereye soktunuz kahrolası p*çler” diye bağırmıştır. Johnny Rotten’in tabiriyle çürük elmadır fakat kendine has tarzı ve karakteri ile kendine özel bir yer edinmiştir.

Bunlarla da kalmayan Sid 12 Ocak 1978 de sevgilisi Nancy Spungen, çiftin otel odasında ölü olarak bulununca Vicious tutuklanmış ve ikinci dereceden cinayet ile suçlanmıştır. Suçlamayı ret eden Sid, Virgin Records’un 50.000$’lık kefaleti ödemesi ile 4 gün hapis kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Dava mahkemede görülürken çeşitli intihar girişimlerinin ardından 3 Şubat 1979 tarihinde aşırı dozdan ölü bulundu.

Yaptığı bir diğer skandalsa, Wessex stüdyolarında Queen News of the World albümünü kaydederken kontrol odasına girip Freddie Mercury’ye “Baleyi kitlelere yayabildin mi dostum” demesidir. Daha sonra Freddie Mercury tarafından yakasından tutulup silkelenmiştir.

Kendisini uyuşturucuyla tanıştıran annesi, küllerini Heathrow havaalanına serpmiştir.

Bon Scott

9 Temmuz 1946’da İskoçya’da doğan ve 19 Şubat 1980’de İngiltere’de ölen efsane vokalist. Asıl ismi Ronald Belford Scott’tır. AC/DC’nin altın çağında bile serseriliğinden bir şey kaybetmeyen, konser girişlerinde kendisinin AC/DC solisti olduğunu kanıtlamak zorunda kalan doğal bir insandır.  Her ne kadar mükemmel insan tanımına uysa da rivayete göre, bir gün karısı ondan kendisi için şarkı yazmasını istemiş. Karısının bu isteğine karşılık Bon’un She’s Got Balls şarkısını yazması boşanmalarına neden olmuş. Yaşarken, “Çok ünlü olduğumda solo albümümün adını Bonfire koyacağım” dermiş. Onun anısına AC/DC Bonfire adlı, Bon Scott’lı kayıtlarından oluşan bir box set çıkardı.

Bir gün çalışma sonrası arkadaşlarıyla fazla miktarda alkol tüketir ve gecenin ilerleyen saatlerinde park ettiği arabasının içinde ölü bulunur. Alkol zehirlenmesi geçiren Scott’u kaybederiz. Young kardeşler grubun onunla birlikte ölmesine engel olmak için daha sonra aralarına Brian Johnson’ı alırlar. O da başarılı olmuştur fakat Bon’un bazı hayranları tarafından pek sevilmez.

Jonh Bonham

Jonh Bonham, nam-ı diğer Bonzo, 31 Mayıs 1948’de Redditch’de doğdu. 4-5 yaşlarında evindeki ufak konserve kutularına vurarak başlayan davul macerası, 10 yaşına geldiğinde annesinin aldığı trampetle bir kademe ileriye gitmiştir. Gerçek anlamda davul çalmaya ise 14 yaşında babasının hediye ettiği kullanılmış, eski (kendi deyimiyle tarih öncesinden kalma) Premier marka bir davul setiyle başlar. Davula ilk başladığı yıllar da Ginger Baker’ı kendine idol olarak belirler. 2 yıl evde kendi kendine davul öğrenmeye çalışır ve daha sonra amatör yerel gruplarda çalmaya başlar. Profesyonel olarak ilk çalıştığı grup olan Band of Joy’da 1 yıl çaldıktan sonra, yani 1968’de, Robert Plant’in de tavsiyesi üzerine rock tarihinin belki de en önemli grubu olan Led Zeppelin’e geçer. Bir anlamda gerçek bir efsane doğar…

Davulu çalarken kullandığı aksak ritmler, günümüzde Danny Carey gibi başarılı birçok davulcuya örnek olmuştur. Ayrıca davulu her zaman kuvvetli ve agresif çalmıştır. Konserlerinde attığı sololarda da görüldüğü gibi, daha kuvvetli vurabilmek ve gerçek davul sesini yakalayabilmek için baget kullanmadan, çıplak elle davul çalmıştır.

Asıl mesleği marangozluk olan John, konserlerde 1,5 saate varan davul soloları ile ünlüydü, hatta zaman zaman çıplak elle çaldığı ziller elini keserdi.

Çıplak elle davul çalmak zillere vurmak suretiyle kan kaybına maruz kalıp sahneden indirildiği zamanlar olduğu söylenmektedir.

24 Eylül 1980 günü, sabah, Led Zeppelin’in asistanı Rex King, John Bonham’ı grubun yaklaşan Amerika turnesinin provalarına katılması için Bray stüdyolarına götürmek üzere alır. Yolda arabayla giderlerken, John Bohnam, Rex King’e bir yerde kahvaltı için durmasını söyler. Durdukları yerde Bonham, 16 shot votka içer ki bu 400-560 ml arasında bir votka miktarıdır. Stüdyoya vardıktan sonra da, provalar esnasında da Bonham ağır bir şekilde alkol almaya devam eder. Akşam geç saatte bitirilen provanın ardından yorulmuş olan grup üyeleri Jimmy Page’in Clewer Windsor’daki evine The Old Mill House’a çekilirler. 25 Eylül gece yarısı, John Bonham uykuya dalar. Arkadaşlarından biri onu yatağına taşır ve bir yanının üzerinde olacak şekilde yatırır. Richard Cole’un yerine Led Zeppelin’in yeni tur menajeri olarak gelen Benji lefevre ve John Paul Jones, sonraki gün öğleden sonra 32 yaşındaki Bonham’ı yatağında ölü olarak bulurlar.

Robert Plant, “Led Zeppelin tekrar bir araya gelir mi?” diye sorulduğunda, “Tanrı, Bonzo’yu geri verirse neden olmasın?” ve ilerki yıllarda da “O kadar kardeş gibi olmuştuk ki, Bonzo’dan sonra arkamıza dönüp baktığımızda, sahnede başka davulcuyla karşılaşmak dayanılmaz olacaktı” demiştir.

Kaynak: 1.

0 Comments

Leave a Comment

POPÜLER YAZILAR

Tüketim Anlayışımızı Yüzümüze Çarpan 20 İllüstrasyon
Filmlerinden Efsane Sahnelerle Edward Norton
Hayali Dünyalara Yeni Bir Geçit
Romantik Piyanist ve Ünlü Besteci Sergei Rachmaninoff
Dünya Tarihinden Çarpıcı Anların Fotoğrafları
Mısır’ın 4. Piramidi: Ümmü Gülsüm
Her Biri Ayrı Hikayeye Sahip 15 Fotoğraf
Mindhunter’ın Yayın Tarihi Açıklandı
Ünlü Eserleri Yumurta Kabuklarına İşleyen Sanatçı: Süreyya Noyan
Düzenin İronik Ölümsüz Senaryosu ve Brecht
Ruhumuzun Melankolik Blues Gitaristi: Yavuz Çetin
Moonlight: 3 Dönem Tek Yüz
Lana Geri Döndü: Bir Arzu Nesnesi Olarak Lust For Life
September Kimdir?

September Kimdir?

14 Ağustos 2017
Sewp: Seksi ve Ölümcül Dövmeler
19. Yüzyılda Akıllara Takılan Soru: 2000’lerde Neler Olacak?
Loving Vincent Filminden Taze Fragman
13 Ağustos 1997: South Park Yayına Başladı
Film, Dizi ve Oyun Dünyasının En Güçlü Silahlarını Yapan Demirciler
Asi ve Özgür: Şebnem Ferah
Son Zamanların En İyi Dizisi The Handmaid’s Tale İzlemek İçin 5 Sebep
Son Zamanların En Havalı Film Müzikleri
Sanatçı Tatsuya Tanaka’dan Minyatür Fotoğraf Projesi
Ciddi Miktarda Spoiler İçeren Game Of Thrones 7. Sezonun Sızan Senaryosu
Will.i.am ve Nicole Scherzinger Louvre Müzesi’ndeki Klibini İzleyin
Hannibal Geri Dönüyor!
21 Maddede Bilinmeyenleri İle Robin Williams
Fotoğraf Sanatına Damgasını Vurmuş 11 Fotoğrafçı
Hackerlar Fidye İçin Game Of Thrones Oyuncularının Kişisel Bilgilerini Yayımladılar!
Sıcaktan Bunalanlara “Serin Sinema”