Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Hayatı

Tam adıyla Jean Auguste Dominique Ingres, 29 Ağustos 1780’de Fransa’nın Montouban şehrinde dünyaya geldi. Resim anlamında ilk öğretmeni kendisi gibi ressam olan babasıydı. 11 yaşına geldiğindeyse Toulouse Akademisi’ne başladı. Öğrenimine devam ederken aynı zamanda Kent Orkestrası’nda ikinci kemancı olarak veya Joseph Maria Vien gibi diğer ressamların yanında çalışıyordu. 17 yaşındayken J. L. David’in atölyesine girdiyse de 18 yaşındayken bir anlaşmazlık sonucu oradan ayrıldı. 21 yaşında yaptığı “Agamemnon’un Elçileri” tablosuyla Roma Ödülü’nü kazandı, ödül içerisinde İtalya gezisi de vardı ama maddi yetersizlikler sebebiyle gidemedi. 26 yaşına geldiğinde Paris’teki Salon’a verdiği tablolar ağır eleştiriler aldı ve ressamımızda etkisini bıraktı. Aynı sene Roma’ya Erken Rönesans ressamlarını ve özellikle Raffaello’yu incelemeye gitti ve bu sırada geçimini turistlerin kara kalem tablolarını yaparak sağladı. 40 yaşındayken Floransa’daydı ve 4 sene sonra sipariş üstüne Fransa’ya götürdüğü “XIII. Luis’in Andı” tablosu beklediğinden çok daha fazla ilgi görünce Paris’e yerleşti. Artık kendini bir nebze olsun kanıtlamıştı ve daha başarılı bir hayat onu bekliyordu. Yalnızca 1 yıl sonra da Akademi üyeliğine seçildi ve kendi atölyesini açtı. 55 yaşında Roma’da Fransız Akademisi’nin Müdürü oldu ve 6 yıl sürdürdü. Daha sonra tekrar Paris’e döndü ve 14 Ocak 1867’de Paris’te hayatını kaybetti.

Sanatı

Apotheosis of Homer, 1827

Abartılı, gösterişli ve heyecanlı Barok resim sanatına karşı bu süslemeciliğe tepki olarak çıkan, Eski Yunan ve Roma tarzına dönüşü temsil eden neoklasizmi benimsemişti. Neoklasik eserlerde renk ve boya ikinci planda, desen öne çıkmış, ışık etkisi azalmış, arka plan önemsenmişti. Bu akımın en önemli ismi, genç yaşta atölyesine girdiği ve kısa süre sonra anlaşmazlıklar sonucu yanından ayrıldığı Jacques Louis David’di. Ingres bazı noktalarda David ile aynı çizgide ilerlememişti ve bu tutumu onu kimilerine göre romantik kılmıştı. Aslında Ingres’in sanatı değişen, arayış içinde, kendini yenileyen ve her zaman daha iyisini isteyen bir tarzdaydı. Her resmi için sayısız taslak yapıyordu. Bitirdikten yıllar sonra defalarca değiştirdiği resimleri vardı. “Antiochus ve Stratonice” tablosunda Stratonice’nin kolunu 55 kez yenilediği biliniyor.

“Le Bain Turc”

Ressamımızın incelenmesi gereken birçok eseri olsa da biz bu yazımızda “Türk Hamamı”ndan bahsedeceğiz. Ölümünden yalnızca 5 yıl önce resmettiği bu eser Ingres’in oryantalist yapıtlarının başında geliyor. Birçok resminde çıplak kadın figürüne yer veriyordu. İlk yapıldığında dikdörtgen olan resmi daha sonra daire şekline çevirdi, bunu yapma sebebi tahminlere göre anahtar deliğinden izliyormuşuz hissi vermesi.

Aslında Ingres Osmanlı’da hiç bulunmamıştı. İngiltere büyükelçisinin eşi Lady Mary Wortley Montague, hayatının bir döneminde Osmanlı’da yaşamıştı ve Ingres onun Türk Hamamı’nı anlattığı mektuplardan esinlenmişti. Bir başka ilginç nokta ise Ingrev’in resmi yaparken hiç model kullanmaması ve “The Bather of Valpinçon” eserindeki kadını tekrar kullanmasıydı. Eser halen Fransa’da Louvre Müzesi’nde bulunuyor ancak Igres resmini ölmeden önce Osmanlı diplomatı Halil Paşa’ya satmıştı.

Fransa’da Le Figaro Magazine dergisi 16. yüzyıldan itibaren yapılan nü çalışmaları değerlendirdi ve 19. yüzyıla geldiklerinde Delacroix’in eserleri üzerinde çok dursalar da en erotik tablonun “Le Bain Turc (Türk Hamamı)” olduğuna karar verdi.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here