1905 yılının ekim ayında Paris’te Salon dAutomne’da aykırı tavırları ve sanat anlayışlarıyla dikkat çeken Henri Matisse, Maurice de Vlamihck, Andre Derain gibi sanatçılar oldukça ses getiren bir sergiye imza attılar. Anti-naturalist renk kullanımıyla dikkat çeken bu sanatçılar, detaycı bir anlayış yerine kaba fırça darbeleriyle resimde deformasyona giderek ekspresyonist eğilimler sergilemektedir. Dönemin ünlü Fransız sanat eleştirmeni Lois Vauxcelles’in sanatçıları vahşi yaratıklar anlamına gelen ‘fovlar’ olarak nitelendirmesiyle adı konulan Fovizm akımı, resimsel mekanı vurgulamak istercesine renk ve dokunun ön planda olduğu bir anlayıştır diyebiliriz.

Akımın en popüler sanatçısı ve hatta gayrıresmi lideri Henri Matisse, hukuk eğitimi alırken geçirdiği bir rahatsızlığın sonrasında, iyileşme dönemindeyken resim yapmaya başlıyor. Bu dönemde her ne kadar izlenimci eğilimler gösterse de Andre Derain ile arkadaşlığı onu dışavurumculuğa yönlendiriyor. Rengin deneyselliği ve duygusunun büyüsü altına giren Matisse, çağdaşları gibi primitif ögelerle de ilgilenmiş, yeni bir üslup ortaya koymuştur.

Henri Ma

Gelelim modern sanatta oldukça önemli bir yere sahip 1910 tarihli tabloya; öncelikle Sergei Shchukin isimli Rus iş adamının, kendi malikanesi olan Trubetskoy Sarayı için sanatçıya sipariş vermesi üzerine yapılmaya başlanıyor. Aslında eser bitmeden Salon dAutomne’da sergileniyor ve aldığı yıkıcı tepkiler üzerine Shchukin resmin yapımını durdurmaya karar veriyor. Takip eden günlerde Shchukin’in bu kararından vazgeçmesi üzerine tabloya devam ediyor Matisse.

260×391 cm boyutlu, heyecanlı ve belki vahşi bir biçimde dans eden beş figürden oluşuyor. Matisse bu eseri oluştururken üç renkten yararlanıyor; mavi, kırmızı ve yeşil. Tuvalin sınırlarına dokunmakta olan beş figür resimsel mekanı vurgulamakta yani figürlerin hareket alanlarını sınırlayarak resmin iki boyutlu yüzeyine gönderme yapmaktadır. Fransa’nın güneyinde bulunan bir bölgede, yerlilerin dansından ilham alınarak ortaya çıkan bu kompozisyonda oldukça sade bir biçimde tasvir edilen figürler göz alıcı renklerle boyanmış. Özellikle de geniş bir alana yayılmış olan parlak mavi ve yeşil renklerin akla getirdikleri ilk kavramlar gökyüzü ve yeryüzü olmalı. Fakat Matisse derinlik algısını yerle bir etmeyi hedeflediği bu resminde, nehir ya da deniz görüntüsünü imgelemiş olabilir. Böylece biçim ile renk arasındaki soyut ilişki öne çıkabilir.* Matisse zaten dansçıların gerçekçi bir tasvirinden ziyade duyguların renklerle dışavurumunu resmetmeyi hedefliyor.

(detay)
(detay)

Dans eden figürler oldukça rahat bir biçimde resmedilmişlerdir. El ele tutuşmuş bir vaziyette İspanya’da Katalanlar’a ait olduğu bilinen sardana dansını yapıyor olabilirler. Figürler her ne kadar sınırsız görünse de tuvalin sınırlarına temas etmeleri önemli bir nokta. Dikkat çeken kontur çizgileri ve figürlerin sadeliğinin ardındaki tasarım ki bu en soldaki figürde özellikle dikkat çekiyor, ayağındaki ve bacağındaki kontur dansın enerjisini ve vücudun esnekliğini, dansın beş figür arasındaki uyumunu simgeliyor. Figürlerin kollarının ve bacaklarının ritmik bir şekilde yükselerek alçalması, aynı şekilde başlarının eğrisi gibi anatomik ayrıntılar Matisse’in temsil üzerinde ayrıntılı çalıştığının işaretidir. Buradaki figürünün cinsiyetinin erkek olmasıyla alakalı şunu da bilmeliyiz ki Dans tablosunu Matisse ilk resmettiğinde daha natural renklerle, beş figürü de kadın olarak ele almıştı. Fakat bu versiyonda figürü erkek olarak resmetmeyi tercih etmiştir.

(detay)
(detay)

Resmin odak noktalarından birinde fark ediyoruz ki figürlerin ikisinin elleri birbirine uzanmış vaziyette duruyor, burada bir kırılma var. Eller arasındaki boşluğun birden çok anlamı olabilir; özellikle Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı isimli tablosundaki Tanrı ve Adem’in ellerini andırıyor. Buna ek olarak figürün de aynı tablodaki bazı figürlerle eşleştirilebildiği görülüyor. Aynı zamanda Matisse bu kırılmayı arkadaki bacakla birlikte görüntünün birleşerek renklerin kaynaşmasını önlemek için de yapmış olabilir.

Henri Matisse sonsuza kadar dans edecek, heyecanlı beş kadın figürü gerçekçi tasvirinden uzak bir biçimde, renk duygusunu oratay koymuş ve kendi üslubuyla resmetmiştir. Matisse’in aykırı ve resmin kurallarını yok sayan tavrı ve bu doğrultuda meydana getirdiği deneyimlerini “doğanın çıplaklığına karışan çocuklara” benzetmiştir. Bu resimde ve genel üslubunda da görebildiğimiz bu ifadesinden yola çıkarak, resmedilen beş nü figürün hayal gücüne dayalı heyecan dolu imgelemini inceledik. Bizzat görmek isterseniz bu muhteşem eser şu anda St. Petersburg Ermitaj Müzesi’nde bulunuyor.

*Sanatın Tüm Öyküsü

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here