Yaşar Kemal’ in romanlarını okumak, sadece bir kitap okumak değildir. Bize yeni bir dünyanın kapılarını açar Yaşar Kemal. Gerçek olduğunu düşünmediğimiz bir dünya. Keşke benim olsa dediğimiz bir dünya. O dünya Anadolu’dur. Yaşar Kemal Anadolu’yu, Anadolu insanına kendine has imgelerle anlatır.

” O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler. “

Demirciler Çarşısı Cinayeti işte böyle başlar. Daha sonra yağmurlu bir gece karşılar bizi. Çukurova’nın üzerine sarı bir yağmur yağmaktadır o gece. Yağmur sarı diye aldanmayın sakın. Çukurova’da el bile sarıdır. Orman, akarsular hatta yeşil ağaçlar sarıdır. Ceren peşinde gezerken at sürdüğümüz bozkır sarıdır. Yaşar Kemal’in renkleriyle ilk tanışmamız böyle olur. Eline fırçasını almış tuvali sarı renge boyamaktadır. Ressam değildir ama renkleri kullanmasını iyi bilir Yaşar Kemal.

Neden bu kadar çok renk peki? Renklere duyulan bu tutku nereden gelir? Yazarın hayatıyla ilgili küçük bir detay bize bunların cevabını verebilir. Yaşar Kemal, küçük yaşta iken, başına gelen bir olayda gözünün birini kaybeder. O olayda gözüyle birlikte yeni kavuştuğu renklerini de yitirmiştir. Bu yüzden kitapları, Yaşar Kemal’in göremeyen gözü olmuştur. Hem ona göz olmuş hem de bize yeni bakış açıları sunmuştur. Farklı gözle bakmanın önemini, Demirciler Çarşısı Cinayeti’ nde dedenin ağzından da duyarız:

” Sen kötü bakıyorsun dünyaya. Hayır sana kötü bakıyorsun demeyim. Kötü bakıyorsun demek yanlış. Tek yönlü bakıyorsun. Baksana, ölümden daha güçlü olan yaşamadır. Yaşam yoksa hiç bir şey olmayacak. Yaşam olduğu için ölüm de vardır. Her şeyin, tekmil evrenin başı yaşamdır. Sürüp giden ölüm değil, yaşamdır. Ters bakıyorsun bey, tam tersinden bakıyorsun dünyaya. Ben aldanıyorsam da böyle aldanma öteki türlü aldanmadan iyidir. Çünkü ölümü de var eden hayattır.”

Yaşar Kemal’in en sevdiği renk mavidir mesela. Çünkü mavi özgürlüktür. Hapsedildiği karanlıktan onu kurtaran renktir. Bu yüzden, bir umut hikayesi anlattığı, Bir Ada Hikayesi romanları mavidir. Lozan’da mübadele kararı alınır ve olaylar başlar. Serinin ilk kitabı olan Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, belki de ilk ve tek kırmızı romandır. Savaşın yarattığı yıkımı anlatırken kırmızıyı kullanır Yaşar Kemal. Askerler kanar, Fırat ağlar. Fırat akar, analar ağlar. Analar ağlamasın diye ”Savaşa hayır!” der Yaşar Kemal. Sonra bize, duru bir mavi ”Merhaba” der. Önümüzde yeni bir hayat, yeni umutlar vardır. Zeytin ağaçları, beyaz keçiler vardır. Keçilerde bir hikmet vardır ama kimse bilmez. Açlık başa vurunca biri onları yemek ister. Orada da biraz komedi vardır. Bir de hiç bitmeyen bir menekşe kokusu. Tüm ada, savaşın izlerine inat menekşe kokar. Sahi menekşe ne renktir?

“Dünyadan bir çiçek eksilirse bir renk, bir koku yitmiş demektir. Dünya binlerce çiçekten bir kültür bahçesidir. Bu insanlığın zenginliğidir. Bizim gibi ülkeler yüzlerce çiçekli bir kültür bahçesidir.” (Yaşar Kemal, 30 Haziran 2006)

Kaynak 1 2 3 4 5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here