Moğolistan’ın kuzeybatı sınırında, Sayan Dağları’nda, ren geyikleriyle birlikte göçebe hayatı süren ve Türkçenin bir lehçesini konuşan Dukhalar 

Geçtiğimiz yıllarda iki Türk basın mensubu Moğolistan’ın Kuzey sınırında 10 bin yıldır varlığını sürdüren Türk kavmiyle 2 ay geçirdi. İkili ortaya çıkan kalbimizi ısıtacak görüntüleri ve izlenimlerini “Dukha Halkı Kayıp Türkler” adlı belgesele aktarmıştı. Bu belgesel izlenme rekorları kırarken, bizleri de büyülü dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarmıştı. Türkçe konuşan kavimle bizi tanıştıran bu ikili ise Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ile fotoğrafçı Selcen Küçüküstel oldu.

Moğolistan’a Tuva‘dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu yaşayan Dukhalar, Sayan Dağları’nda yaşayan ve nesli hızla tükenen ren geyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor. Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu kabilenin Türk dilini konuşması dikkat çekiyor. Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile özel ilişkiler içindeki yaşamlarında doğaya olan saygılarını koruyorlar; örneğin nehirler kirlenmesin diye nehirlerde ellerini yıkamadıkları bilinmektedir.

The Dukha, Tang hanedanı tarihinin öncesine dayanan, Moğolistan’ın son göçebe ren geyiği çobanlarıdır. Dukha halkını Moğollardan ayıran en belirgin özellik, yüksek yamaçlarda ren geyiği yetiştirerek göçebe hayatlarını sürdürüyor olmaları. Zaten Moğolistan’da onlardan başka ren geyiği besleyen bir topluluk da yok, bu nedenle Moğolcada “ren geyiği insanı” anlamına gelen “Tsaatan” diye adlandırılıyorlar. Ren geyiğini öncelikle sütü için daha sonra kışın av sırasında ulaşım için kullanan Dukhalar, zorda kalmadıkları sürece geyiklerini et için kesmiyorlar. Geleneksel olarak asıl geçimlerini yabani hayvan avlayarak ve doğadan topladıkları bitkilerle sağlıyorlar. Ancak bu yaşam tarzları da yavaş yavaş değişmekte.

Dukha Halkıyla ilgili bilgi veren Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, “Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar. Her şeyi ortaklaşa paylaşıyorlar. Aralarında eşitlikçi ilişkiler var. Suç işlemiyorlar. Kadın erkekten ya da erkek kadından üstün değil. Ren geyikleriyle birlikte onların vahşi göç yollarında, onlarla birlikte dolaşıyorlar”  diyor.

2012 yılında Yeditepe Üniversitesi Kültürel Antropoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi olan Selcen Küçüküstel de Dukhalarla çok çabuk anlaştığını, bir hafta içinde günlük düzeyde konuşabilecek duruma geldiklerin söyledi. Küçüküstel, Dukhaların Türkçe kökenli bir dil konuştuklarını ve dillerinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Ancak Birçok küçük kabile gibi Dukha Kabilesinin de yaşamları ve yıllardır korudukları kültürleri tehlikede. Çünkü ren geyiği nüfusu gittikçe azalıyor. Günden güne bu düşüşe sebep olan çeşitli faktörler var fakat en büyük sebebi maalesef avlanma. Daha da kötüsü, Moğolistan’da altının keşfiyle birlikte topraklarına bir sürü madenci geldi ve artık yaban hayatları da tehlikeye girdi. Genç nüfus, artık kentte yaşamak için topraklarını büyük zorluklar çekerek terk ediyor. Ancak ne olursa olsun bu kültürel mirası korumak, unutmamak oldukça önemli.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here