Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Realizm akımının en önemli isimlerinden biri olan Honoré de Balzac, 20 Mayıs 1799 tarihinde Fransa’nın Tours kentinde dünyaya geldi. Balzac’ın okumaya ve kitaplara olan ilgisi henüz küçük yaşlarında başladı. Okuldan nefret ediyordu ve zamanının büyük bir kısmını kitap okuyarak geçiriyordu. Kitaplara olan bu ilgisi, onun hukuk eğitimini yarıda bırakarak edebiyata yönelmesine sebep oldu.

1819 yılında yazdığı ve trajedi türünü denediği “Cromwell” isimli eseriyle başarılı olamayınca şansını romanda denemeye karar verdi. Para kazanmak amacıyla mizahi ve gotik romanlar kaleme aldı. Edebiyat çevrelerince tanınması ise 1829 yılını buldu. O yıl yazdığı “Les Chouans” isimli tarihi roman, tanınmasını sağladı. Yine 1829-1831 yılları arasında eleştiri gazetelerine yazılar yazdı. Bu yıllarda eski ve yeni romanlarını, örf ve adet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler olarak üç ayrı bölümde toplamaya karar verdi ve gerçekleştirdi.

Bu yıllar modern gazeteciliğin doğuşu olarak kabul edilen dönemdir ve bu dönemde Balzac iyice ünlenmişti. Bu tanınırlık, ona hep içinde olmak istediği Paris sosyetesiyle tanışma imkanı vermişti. 1829-1935 yıllarında arasında, hem salonların değişmez bir siması oldu hem de hiç aksatmadan binlerce roman sayfası tamamladı. Hırsla durmadan çalışması ise kendisini delirecek duruma getirmesine sebep oldu. Bu halini ise otobiyografik bir roman olan Louis Lambert‘te, delirerek ölen Louis karakteriyle temsil eder.

Balzac, realizm akımının en önemli temsilcilerinden biridir. Gerçekçiliği ondan daha iyi yansıtanlar olsa da kullandığı şiirsel üslupla diğerlerinden çok farklı bir yere ulaştı. Müthiş bir gözlem ve çok güçlü bir empati yeteneği vardı. Kendisine “romanın Shakespeare’i” unvanı verilmesi de ne kadar önemli bir yazar olduğunu anlatıyor. Romanlarında can verdiği karakterlerle olan ilişkisini anlamak için ise şu hikayeyi okumak faydalı olabilir;

“Bir gün bir arkadaşı Balzac’ı ziyarete gider. Balzac’ın evine girer girmez içeriden bir ağlama sesinin geldiğini duyar ve hemen koşar. Balzac’ın çalışma odasına girince bir bakar ki, Balzac masasının önünde oturmuş önünde yığınla defter, kitap hüngür hüngür ağlıyor. Adam iyice merak eder; ‘Balzac ne oldu?’ der. Balzac kayıtsız bir yüzle başını kaldırıp ‘o öldü’ der. Adam iyice şaşırır ve ‘kim öldü?’ der. ‘Son yazdığım romanın baş kahramanı’ der Balzac. ‘Delirdin mi sen, bu mu derdin? Bu kadar üzüldüysen dirilt madem’ deyince, Balzac ciddileşir. ‘Roman kahramanlarımın kaderi benim elimde değildir ve sanat dediğimiz şey de tam olarak budur. Çünkü sanat, sanat için vardır.’ der.”

Balzac’ın romanlarında içinde büyüdüğü aile yapısının da önemli bir etkisi vardı. Elli bir yaşında olan babası, o zaman on dokuz yaşında olan annesiyle evlenmişti. Bu evlilik, Balzac’ın yaşamında önemli izler bıraktı. Bu sebeple eserlerinde bolca yanlış evlilik yapmış kadın figürünü konu edindi. Toplumsal sorunları tüm çıplaklığıyla inceledi, bu sorunlara çözümler aradı.

“İnsanlık Komedyası”, “Ugenie Grandet”, “Goriot Baba”, “Sönmüş Hayaller” ve “Vadideki Zambak” Balzac’ın yazdığı en önemli eserler olarak gösterilebilir. Eserlerinde toplumun en tepesindeki insandan, en dibindeki insanı tasvir eder ve yansıtır.

balzac ile ilgili görsel sonucu

Kaynaklar: 12

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here