Bu yazımızda sizlerle beraber Rastafaryanizm dininin temellerine inip bu dinin Bob Marley ve Reggae müziğe olan etkilerine göz atacağız. Rastafaryanizm; Etiyopya’nın son imparatoru olan Haile Selassie’nin, Tanrı’nın dünyadaki yansıması olarak görüldüğü, dünya üzerinde çok az kişinin inandığı bir din türüdür. Bu dinin peygamberi olarak Marcus Garvey görülmektedir. Rastafaryanizm kendi inanç felsefesini ve bunlara paralel gelişmiş düşünce ve davranış biçimlerini de kapsamaktadır. Rastafaryanizmin kurucusu ise Leonard Howell olarak bilinmektedir. Rastafaryanizm denince aklımıza ilk gelen isim Bob Marley’dir. Bob Marley saçlarıyla ve dünyanın her yanına yaydığı alt metnini felsefi temeller oluşturan reggae müziğiyle Rastafaryanizm dinini geniş kitlelere ulaştırmış ve bu din bilinmeye başlanmıştır.

Rastafaryanizm, Mısır kökenli Ra dinlerinin Hristiyanlık ve Yahudilik dinleri ile harmanlaşıp bir şekilde karışması sonucu doğmuştur. Bu inanç sistemi anlayışı içinde, Hazreti Musa’nın asıl yol gösterdiği kutsal kavmin, siyahi insanlar, bilhassa da Etiyopyalılar olduğu anlatılmaktadır.

Rastafaryanizm dininde kutsal topraklara verilen isim Zion’dur. Bir diğer adıyla Cennet Bahçesi olarak da bilinir.

Rastafaryanizmde en dikkat çeken ayrıntı, inananların günümüzde rasta ismi ile moda haline gelen saç şekilleridir. Saçlar taranmaz ve kesilmez. Bu durum da inancın, bir başka gereğidir. Rastalar, bu şeklin stil olarak kullanılmasına karşıdırlar. Saçlar doğal olmak zorundadır ve müdahale edilmez.

Hemen hemen her dinin beslenme kuralları olduğu gibi Rastafaryanizm dininin de beslenme kuralları vardır. Dinin kurallarına göre beslenen birçok Rasta, etin sınırlı türlerini yer. Rastalar, kabuklu deniz ürünleri ve domuz eti yemez. Alkolün zararlı görülmesinden dolayı alkol tüketimi ve sigara tüketimi kesinlikle yasaktır. Bob Marley’in elinde sigara olduğu düşünülen fotoğraflarına değinecek olursak Bob Marley’in tükettiği şey sigara değil Marihuanna-Cannabis‘dir. Rastafaryanlar Marihuanna tüketimini doğal bulurlar ve hatta bu durumu dinlerinin bir ritüeli olarak bile görürler. Rastafaryanlar kendilerini doğanın bir parçası olarak görüp doğaya saygı duymuşlardır ve doğaya zarar vermemeye gayret etmişlerdir. Bundan kaynaklı olarak da Marihuannanın doğadan geldiğini ve Jah’ın (Tanrı) bir hediyesi olarak görmüşlerdir.

Rastafaryanizmde, temel olarak ayrı ayrı anlamlara sahip dört ana renk vardır; siyah, kırmızı, sarı ve yeşil. Siyah rengin Afrika halkını temsil etmesi; kırmızı, yeşil ve sarı renklerin de Etiyopya bayrağını oluşturmasından dolayı, bu renklerin önemi çok büyüktür. Renklerin özelliklerine inildiğinde ise; sarı rengi altın, mücevher ve hazineler için kullanıldığı; yeşil rengi üzerinde yaşadığımız dünyayı temsil ettiği ve kırmızı rengi de siyahi halkın dökülen kanı anlamına geldiği görülmektedir.

Rastafaryanizm denince akla gelen şeyler Bob Marley ve Reggae müziktir. Gelin beraber Bob Marley ve Reggae müziği konuşalım.

6 şubat 1945’te, Jamaika’da, üstü metal plakalarla kapalı ,20 metre karelik bir baraka gibi fakirhanede dünyaya gözlerini açan Robert Nesta Marley, daha sonra bütün dünyada popüler bir müzik fenomeni haline gelecek, milyonlarca insan tarafından Bob Marley ismiyle tanınacaktır.

Jamaika’ya özgü ritüel, din, evrensellik, sevgi, barış gibi tanımları müzik çatısı altında toplamış bir akım olan Reggae müzik türünü; bütün dünyaya tanıtan ve sevdiren Bob Marley’dir. Bu sebeple Reggae’nin kralı olarak anılır. Yüzlerce şarkısı ve 130’dan fazla plağı olan efsane şarkıcı aynı zamanda söz yazarı ve bestecidir.

Reggae müzik türü, 1960’ların sonuna doğru Jamaika’da ortaya çıkmış ve hızlıca yayılma göstermiş bir müzik türüdür. 1970’lerin sonuna doğru uluslararası bir tür haline gelen reggae müzik özellikle İngiltere, Amerika ve Afrika’da popüler hale geldi. Reggae, daha çok ezilmişlerin sesi olarak bilinir. Bas ve davul arasındaki ilişki son derece ritmik olan reggaenin ritmini kalp atışından aldığı söylenir. Jamaika usulü rock olarak da geçen reggae müziğin kökleri calypso, ska/rocksteady, rock’n roll ve hatta rythm ve blues müziğe dayanır.

Reggae müziğin en büyük temsilcisi olan Bob Marley, hayatı boyunca insanları ırkçılık, nefret ve şiddetin karşısında durmaya, sevgi ve barışa çağırdı. Şarkılarında da bu mesajlara yer verdi. Rastafarian ve Reggae müziğin temellerinde yatan mesajı şarkılarında bütün dünyaya yaymaya çalıştı.

Bob, profesyonel anlamda müziğe The Wailers grubu ile başlamıştı. Ancak bu birliktelik çok da uzun sürmedi. Bob Marley dünyadaki tüm siyahların ve ezilen ırkların kendisini dinlemesini istiyordu. Grup arkadaşları için ise Jamaika yeterliydi.

Bob, 1975’te kaydedilen “Natty Dread” ve 1975 tarihli “Live” ile İngiltere, Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinde hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip oldu. Bu sayede Avrupa’da o yıllar için büyük önem taşıyan konserler verdi. 1976’da Jamaika’da siyasi şiddetin olduğu bir dönemde Marley, İngiltere’ye giderek 2 yıl orada yaşadı. İngiltere’de 56 hafta boyunca İngiliz grafiklerinde birinci sırada kalan “Exodus” albümünü yaptı. Ardından diğer başarılı albümü “Kaya” geldi. Bu başarılar ile batı dünyası reggae müzik ile tam anlamıyla tanışmış oldu.

Bob yaşamı, nadiren verdiği beyanları ve politik gücüyle milyonları etkiledi. Müzisyenliğiyle uluslararası alanda kabul gören Marley, insani yönüyle de büyük takdir kazandı. Birleşmiş Milletler “Barış Madalyası”, 1978’de Afrika insanına yapılan insancıl yardımlara şarkılarıyla destek olduğu için Bob Marley’e verildi.

Bob Marley dinine ve müziğine sıkı sıkı bağlanan bir isimdi fakat bunun yanında en büyük tutkusu futboldu. Konser vermeye gittiği yerlerde ve gündelik yaşantısında çoğu boş vaktini futbol oynayarak geçirir veya futbol maçları izlerdi. Bob Marley, 1977 yılında futbol oynarken ayak başparmağında açılan bir yaradan dolayı deri kanseri olduğunu öğrendi. İyileşmesi için parmağının kesilmesi gerekiyordu fakat mensubu olduğu Rastafarianizm inancında mezara tek parça halinde girilmesi gerektiğinden Bob buna izin vermedi. 1981 yılında hastalığı ilerleyen Bob Marley, son günlerini yaşamak için Jamaika’ya uçakla dönerken durumu ağırlaştı. Uçağı acil tıbbi yardım için Miami’ye iniş yaptı. Ne yazık ki Miami Florida’daki hastanede, 11 Mayıs 1981 sabahı 36 yaşında hayatını kaybetti.

Son sözlerinden birisi ise oğlu Ziggy Marley‘e “Para her şeyi satın alamaz.” cümlesi oldu.

Ondan kalan mirası çocukları ve torunu aynı coşkuyla ve aynı mesajlarla bütün insanlara yaymaya devam ediyor..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here