Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1076

Ragnar Lothbrok, 2013 yılında yayınlanmaya başlayan Vikings dizisiyle beraber hayatımıza giren efsanevi bir kahraman… Bu ünlü Viking’in aslında gerçek bir tarihi şahsiyeti temsil ettiğini ve ayrıca İskandinav mitolojisinde son derece saygın bir yere sahip olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu nedenle yazımızda hem gerçek Ragnar Lothbrok’u hem de Travis Fimmel’ın canlandırdığı kurgusal Ragnar Lothbrok’u anlatacağız. Keyifli okumalar dileriz.

(Vikings dizisi ile ilgili spoiler içerir)

Öncelikle dizideki Ragnar Lothbrok’dan başlamak istiyoruz. O, sıradan bir çiftçi olarak sürdürdüğü huzurlu yaşamıyla yetinmeyerek çok daha büyük hayaller peşinde koşan cesur bir adam. Yıllarca doğuda yapılan basit yağmaların yerine batıya yönelip ucu bucağı belli olmayan toprakların zenginliklerine ulaşmak istiyor. Etrafındakileri ikna etmek için çok fazla bedel ödeyip zorluklarla karşılaşsa da en sonunda İngiltere’ye yelkenlerini açacak ve burada değerli hazinelerin yanı sıra farklı bir din ile de karşılaşacaktı Ragnar. Yanında esir olarak getirdiği papaz Athelstan’ı ise adeta bir öğretmen, bir dost ve bir kardeş yerine koyduğunu gösterecekti bizlere. Bu noktada belki de öz kardeşi Rollo ile yakalayamadığı samimiyeti onunla yakaladığını düşünmeden edemiyoruz.

Kattegat’ta oldukça ünlenen Ragnar, reisle ters düşüp onu alt ettiğinde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını hepimiz biliyorduk zaten. O günden sonra Ragnar’ın yükselişini kimse durduramayacak ve çevresindeki bütün düşmanlarını büyük bir korku kaplayacaktı. Çünkü yağmalamak istediği daha pek çok toprak bulunuyordu. Bu nedenle güçlü müttefiklerle anlaşarak İngiltere’deki krallıkları kelimenin tam anlamıyla perişan etti. Hem köle hem de ciddi miktarda altın kazanmayı başardı.

Reislikten krallığa uzanan Ragnar Lothbrok, karısı Lagertha’dan bir kızı ve bir oğlu olmasına rağmen daha fazla çocuk istiyordu. Özellikle de erkek çocuk! Ancak ne yazık ki Lagertha’nın hamileliği sorunlu geçtiği için son bebeklerini kaybettiler.

Lagertha ve Ragnar

Ayrıca kızları Gyda da salgın bir hastalık nedeniyle ölünce, Ragnar tesadüf eseri karşılaştığı prenses Aslaug ile ilişkiye girerek onu hamile bıraktı. Aslaug karnı burnunda bir şekilde Kattegat’a geldiğinde ise Lagertha bu aşağılanmayı kaldıramayacak ve oğlu Bjorn ile birlikte evini terk edecekti. Seyircilerin 5 sezon boyunca ağladığı 5 tane sahne sayacak olursak eğer bunlardan bir tanesi kesinlikle bu sahne olur.

Ragnar’ın o çaresiz bakışlarını ve dolu dolu gözlerini hala daha unutamıyoruz. Her ne kadar hata yaptığını bilse de yeni yağmalar ve soyunun devamı için erkek çocuklara ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle hem aşkına veda etti hem de oğluna. Duygusallığı bir kenara bırakıp stratejik bakış açısını seçti.

Yıllar sonrasına gittiğimizde Ragnar’ın Aslaug’dan 4 erkek çocuk sahibi olduğunu gördük. Ubbe, Hvitserk, Sigurd ve Ivar. Geçen onca yıla rağmen Ragnar hala daha çılgın, hala daha cesur, hala daha muzip ve hala daha yerinde duramayan bir adamdı. Düşmanlarını mağlup etmek için yardıma ihtiyaç duyduğunda ise sürpriz bir şekilde ona desteğe gelen kişi Lagertha ve senelerdir görmediği oğlu Bjorn olacaktı. Baba oğulun kavuştuğu o dramatik sahne de yine hepimizi ağlatacak cinsten…

Ragnar daima ileriye baktığı için Bjorn’ü de o şekilde gözü kara ve maceracı bir Viking olarak yetiştirdi. Ayrıca ilk ciddi savaşında yüzüne herhangi bir kılıç, ok ve balta değmemesi sebebiyle ona Bjorn Ironside (Demir yüz) lakabını vererek gururlandırdı oğlunu. Burada Bjorn’ü çok sevdiğini görebiliyoruz. Bu noktada hem kendisine aşırı benzemesi hem korkusuzluğu hem de annesinin Lagertha olması da en önemli etkenler olarak sayılabilir.

Devam eden süreçte yine Ragnar’ın İngiltere’ye kök söktürdüğünü izledik. Sadece Wessex Krallığı‘nı yağmalamakta başarısızlığa uğradı ancak o konuyu da müzakere ile halletme yolunu seçerek soydaşları için toprak istedi Kral Ecbertten. Çünkü hedefi, himayesi altında bulunan insanların çok daha verimli arazilerde tarım yaparak çok daha iyi şartlarda yaşam sürdürmelerini sağlamaktı. Buradan bile nasıl yüksek bir stratejik zekaya sahip olduğunu anlayabiliriz. Kibre kapılıp zaferlerinin tadını çıkarmak yerine halkının geleceğini düşünmeyi tercih etti o.

En iyi arkadaşı Athelstan’ın Floki tarafından öldürülmesi ise tam anlamıyla dağıttı Ragnar’ı. Avrupa’ya korku salan güçlü bir kral olsa da yumuşak bir kalbe sahip olduğunu her seferinde fark ediyorduk zaten. Ayrıca koyu bir pagan olmasına rağmen Athelstan’ın haç kolyesini boynuna takarak dostunun inancına duyduğu saygıyı da en samimi duygularıyla gösterdi. Hatta ayrı oldukları dönemde Lagertha başkasından hamile kalıp çocuğunu kaybettiğinde bile onunla beraber ağlamışlığı var. İşte bu yüzden Ragnar’ı tanımlamak için merhamet, adalet ve zekâ kelimelerini rahatlıkla kullanabiliriz.

İngiltere’de hedefine ulaşan Ragnar Lothbrok’un bundan sonra yağmalamayı planladığı tek bir yer bulunuyordu: dönemin en güçlü krallıklarından birisi olan Frankia! Fakat düzenlediği ilk saldırısında Paris’i yerle bir edip yağmalasa da sonuca ulaşamayıp geri çekildi. Bir sonraki saldırısında ise o efsanevi tabuttan çıkma sahnesine şahit olduk. Kendisini ölmüş gibi göstererek içeri girmeyi başarması tam anlamıyla muazzam bir an olarak kazındı hafızalarımıza.

Ancak bu noktadan sonraki saldırıda kardeşi Rollo’nun ihanetine uğrayıp mağlup edildi Ragnar. Hem bu hainliği hem de yaşadığı ağır yenilgiyi kaldıramadığı için çok uzun yıllar ortalıktan kayboldu. Kattegat’a geri döndüğünde ise bütün oğullarına karşı “WHO WANTS TO BE KING?” sorusunu haykırarak yine bizi bizden almayı başaracaktı. Ayrıca bu cümle, Vikings’in en etkileyici repliği olarak da dizi tarihine geçti.

Ragnar Lothbrok, İngiltere’deki topraklara yerleşen Vikinglerin Kral Ecbert tarafından katlettirildiğini bildiği için ölmeden önce son bir iyilik yapmak istedi halkına. İntikam adına çıktığı bu yolculukta kendisini feda edip ne yazık ki çeşitli işkencelerin ardından yılanlarla dolu bir çukura atıldı. Son sözleri ise o kadar acı çekerken bile onurundan taviz vermediğinin en büyük kanıtı idi.

“Odin’in bir şölen hazırladığını bilmek beni memnun ediyor. Yakında kavisli boynuzlardan bira içiyor olacağım. Valhalla’ya gelen bu kahraman, ölümünün yasını tutmuyor. Odin’in salonuna korkuyla girmeyeceğim. Orada oğullarımın bana katılmasını bekleyeceğim ve katıldıkları zaman zafer öykülerini zevkle dinleyeceğim.”

Evet dizide tam olarak böyle anlatılıyor Ragnar Lothbrok. Peki gerçek hayatta kendisi nasıl bir insandı ve ne gibi faaliyetlere imza atmıştı? Kısaca anlatalım…

9. yüzyılda yaşamını sürdüren ünlü Viking Ragnar Lothbrok, Vikinglere Avrupa’nın kapılarını açan ilk savaşçı olarak biliniyor. Hem Danimarka hem de İsveç kralı olan Ragnar’dan önce balıkçılık, çiftçilik ve küçük yağmalarla geçinen halkın; onun sayesinde büyüyerek zenginleştiği sıkça yazıyor kaynaklarda. Kiliselere özellikle Pazar ayinlerinde saldırıp onları en savunmasız anlarında yakaladığı söyleniyor. 2 değil 3 eşi olduğu ve hatta cesaretine hayran kaldığı savaşçı Lagertha’nın ona dört çocuk verdiğini biliyoruz.

Gerçek Ragnar Lothbrok

Ragnar’ın pek çok kızı ve oğlu olduğu söylenmekle beraber çocuklarından en ünlüleri Bjorn Ironside ve Ivar the Boneless’dir. Hatta Viking Sagaları’nda (destan) Ragnar’ın, bu ikisinin başarılarının gerisinde kalmaktan korktuğu bile geçer. Buradan da anladığımız üzere, dizide işlenen Bjorn’ün Rollo’nun oğlu olabileceği iddiası tamamen bir saçmalıktan ibaret. Yine Sagalar’ın ve Latin kaynaklarının verdiği bilgilere göre Ragnar’ın diğer oğullarının ismi şu şekildedir: Ubbe, Hvitserk, Sigurd, Halfdan Ragnarsson, Eric, Agnar, Hastein, Rongvald, Harald, Fridlef Ragnarsson, Duvat, Radbard Ranersen. Kızlarının isimleri ise: Ragnhild ve Alof Ragnarsdottir.

Rollo konusuna tekrar dönelim. Onun Ragnar’ın ölümünden yaklaşık 20 yıl sonra dünyaya geldiği ve Normandiya’yı ele geçirdiği söyleniyor. Yani Ragnar’la hiç karşılaşmadılar bile. Bu da yine dizideki Lagertha-Rollo-Bjorn üçgeninin gerçek olmadığını net bir şekilde kanıtlıyor olsa gerek. Aynı şekilde Floki de Ragnar ölmeden 10 yıl önce doğmuş. Dolayısıyla Vikings’deki gibi bir dostluğun var olması pek mümkün görünmüyor.

Rollo’nun Normandiya’daki heykeli

Son olarak bu korkusuz savaşçının ölümüne de değinelim. Bu konuda 2 tane efsane var. Birincisine göre; Paris seferinden sonra ishale yakalanıp dizanteriden ölmüş Ragnar. İkincisine göre ise tıpkı dizide de gösterildiği gibi intikam isteyen Kral Aelle tarafından yılanlarla dolu bir çukura atılmış.

Yukarıda belirttiğimiz son sözleri de onun kendi ağzıyla söylediği ölüm şarkısı olarak kabul ediliyor. 2017 yılında Einar Selvik tarafından Ragnar Lothbrok’s Death Song isimli bir şarkı seslendirilmiş. Biz de sizi bu şarkıyla baş başa bırakarak yazımızı burada noktalıyoruz.

Kaynak: 1, 2, 3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1076

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here