Radiohead’in 9. stüdyo albümü olan “A Moon Shaped Pool“, yayınlanışının ikinci yılını çoktan doldurmuşken; müzikal derinliğini, bu derinlik sonucu ortaya çıkan karmaşasını, karmaşasının doğurduğu kaosun içindeki gizemini ve hala bu gizemi koruyabiliyorken bu gizemin ne tarafından yaratıldığının ortaya çıkabilmesi için bu yegâne albümün detaylı bir analizi hak ettiğini düşündük.

Grubun baş gitaristi olan ve gitarın yanında keman, ksilofon, glockenspiel, ondes martenot, banjo ve armonika çalabilen Jonny Greenwood‘un yaylılar ve koro aranjmanlarının; davul makinesi, synthesizer gibi elektronik ekipmanlar ve gitar, piyano gibi akustik enstrümanlar ile birleşmesinden doğan bu “ambient” albümün kapağına yerleştirilen sanat eserinin Thom Yorke‘un ve uzun soluklu sanat partneri Stanley Downwood‘un ellerinden çıkmış olması kuşkusuz bir tesadüf değil. Downwood’un üzerine boya sıçrattıktan sonra açık havada bıraktığı kanvasın, farklı hava koşullarına maruz kalması sonucu ortaya çıkardığı sonucun dijital ortamda Yorke tarafından düzenlenmesi sonucu oluşan bu albüm kapağı, bize Radiohead’in albüm yazıp kaydederken ki deneysel müzikal süreci ile ilgili tahmin ettiğimizden daha çok ipucu veriyor aslında.

“A Moon Shaped Pool” albümünün kapağı.

Jonny Greenwood’un önceki yazılarımdan birinde detaylı olarak bahsettiğim klasik müzik hayranlığının bu albümün her kompozisyonuna yansıdığı gerçeği göz ardı edilemezken, albümün ilk parçası olan “Burn The Witch“i dinlemeye başladığımızda kulağımıza çarpan ilk şey, şüphesiz bilinçli bir şekilde col legno battuto tekniği (kemanın yayın tahta kısmı ile çalınması) ile çalınan yaylılardı.

Dinlendiğinde yaylı bir çalgıdan çıktığı anlaşılan fakat yine de klasik ve alışılmıştan farklı, “garip” olarak adlandırılabilecek kirli bir ses oluşturan bu tekniğin Burn The Witch‘teki kullanımı oldukça yerinde ve şüphesiz dahice, çünkü tıpkı albümün geri kalanı gibi kaotik olmasının yanı sıra oldukça politik olan bu şarkının vermek istediği mesaja uyum sağlıyor. Bu şarkının “stopmotion” tekniği ile hazırlanmış olan video klibinin, Avrupa’daki mülteci sorunu hakkında farkındalık yaratma amaçlı olmasının yanı sıra, farklı veya azınlık olanın suçlu bulunduğu ve dışlandığı bir toplumda yaşama kaygısı da şarkı ve video klibinin ana temalarından.

Albümün 2. şarkısı olan “Daydreaming“, dinleyiciyi yepyeni bir konsept ile tanıştırıyor: “nu-minimalizm“. Şarkının tıpkı denizin sakin dalgaları gibi bir ileri bir geri giden piyano ve Thom Yorke’un idyosenkratik vokallerinin bir araya gelmesiyle oluşturduğu yüzeysel gerilimin kırılma ihtiyacına karşı kazandığı bağışıklığı dinleyiciyi istenen şekilde “tatmin etmezken”, şarkı aslında oldukça sade, diğer bir deyişle “minimal” bir tonda yazılmış. Thom Yorke’un yüksek perdeli falsetto vokalleri ile bitirdiği bu şarkı, video klibi ile de Reddit gibi platformlarda binlerce teorinin ve tartışmanın doğmasına sebep olmuştu.

En popüler teorilerden biri, Thom Yorke’un video boyunca geçtiği kapıların sayısı (23) hakkındaydı. Thom Yorke’un 23 yıllık ilişkilerinin sona ermesi ardından birkaç ay içinde hayata gözlerini yuman partneri Rachel Owens, şüphesiz bu teorinin asıl kaynağı iken, Radiohead’in bu video yayımlandığı günden bu yana tam olarak 23 yıldır müzik piyasasında oluşu da önemli bir parçasıydı. Paul Thomas Anderson tarafından çekilen Daydreaming’in video klibi, şarkı gibi yalın ve etkileyici fakat yakından incelendiğinde aslında her köşesi Thom Yorke’un özenle serpiştirdiği ayrıntılar ile dolu. 

Albümün sondan bir önceki parçası olan “Tinker Tailor Soldier Sailor Rich Man Poor Man Beggar Man Thief” ise kanımca bu albümün en eliptik şarkısıdır. Thom Yorke’un özdeksel olan her şeyle bağlantısı kopmuş gibi duyulan sesinin dualar, hayvanlar ve cevapları olmayan sorular hakkındaki şarkı sözlerine can vermesi, bu dünyaya ait olamayacak kadar mistik ve büyülü duyulurken; parçanın kendisi, Radiohead’in en gizemli şarkılarından biri olma ünvanını hala koruyor. Şarkının oldukça uzun olan bu adı, aslında bir çocuk tekerlemesi. “Tinker, Tailor, Soldier, Sailor, Rich Man, Poor Man, Beggar Man, Thief” olan 8 farklı kişinin ardarda sıralanmasından ibaret olan bu tekerleme, aslında bu konuda Radiohead’in şarkısından da çok farklı değil. Toplamda 5 dakika 3 saniye süren bu şarkı, aslında 8 bölümden oluşmakla beraber, her bölümde sırasıyla bu kişilerden birini anlatmakta. Diğer bir deyişle, tüm şarkı bu bireylerin karakterlerinin ne kadar ayrı kutuplara ait olduğunu anlatmak için yazılmış. Fakat aslında tüm şarkının yukarıda geçen tüm karakterlerin birleşimi olan tek bir insan üzerine yazılmış olması da gayet mümkün. Bu yüzden esrarengizliğini hala koruyan ve şarkı sözlerinde çok minimal olmayı tercih eden “Tinker Tailor Soldier Sailor Rich Man Poor Man Beggar Man Thief”, aslında dinleyicilerine güçlü duyguları anlatmak için gösterişli kelimelere ihtiyaç olmadığını gösteriyor.

Thom Yorke, “A Moon Shaped Pool” albümünün kayıt aşamasında.

Aslında albümün tüm şarkıları üstünde saatlerce konuşma potansiyeline sahip olduğum halde, burada bahsetmek istediğim olan “True Love Waits“, benim için muhtemelen bu albümün göz bebeği. 1995 yapımı olan fakat çabalara rağmen bir türlü stüdyo albümlerinde yerini alamayan bu şarkıyı sonunda burada görmek mutluluk verici. Thom Yorke’un şu ana dek yazdığı en romantik şarkı sözlerini içeren bu şarkı, 1995’ten bu yana, enstrümantal olarak gözle görünür bir biçimle transforme oldu, bir diğer deyişle, Radiohead ile beraber büyüdü. Yıllar ilerledikçe ilk yazıldığında çalındığı o akustik halinden “A Moon Shaped Pool”daki elektronik haline nasıl ulaştığı aslında çok güzel bir hikaye konusu. 2016’daki son kaydında, orijinalinden farklı olarak parçaya zincirlenmiş gibi duyulan klavye riffleri, ufak ambiyant darbeleri, Yorke’un sesini öne çıkarmak için arkada kanat çırpan piyanosu ile bu şarkı, Radiohead’in neredeyse her albümü için sayısız kez kaydedilip bir türlü yayınlanmamasına rağmen bu albümün “epilogue” parçası olma rolünü oldukça özümsemiş.

“I’ll drown my beliefs/To have your babies/I’ll dress like your niece/And wash your swollen feet…” gibi şarkı sözlerini içeren parça, aslında eski ve yeni jenerasyon veya basitçe genç ile yaşlı arasındaki farkı anlatmak için yazılmış. Parçadaki “genç” anlatıcı, farklılıkların bu iki jenerasyon arasındaki bağın kopmasına engel olmak için davranış biçimini değiştirmeyi teklif ediyor. Aslında tek ihtiyacı son bir kapanış darbesi olan bu tamamlanmış albüm için bu parça bulunamayacak bir cevher değerinde.

Kaynaklar: 1, 2, 3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here