Süper kahraman filmleri, son dönemde sinema sektörünün mali anlamda en büyük kurtarıcılarından birine dönüştü. Bu furyanın fitilini 2008 tarihli ilk Iron Man filmiyle ateşleyen ve sonraki on yıl boyunca da bunun en çok ekmeğini yiyen çizgi roman şirketi hiç şüphesiz Marvel‘dı. Bunun sonucunda şirketin ezelî rakibi DC ise her biri belli ölçeklerde başarılı olmuş solo çizgi roman uyarlaması filmler üretmeye ara vererek Man of Steel’le (2013) kendi sinematik evreninin startını vermişti. Fakat bu yolda  ürettiği Batman v Superman: Dawn of Justice (2016) ve Justice League (2017) gibi filmlerle genel bir beğeni toplayamamıştı ve türün sevenlerince hayal kırıklığı olarak tanımlanmıştı.

Şirket, bu başarısız adımların ardından kurmaya çalıştığı sinematik evrenin enkazını toplamaya ve elinde kalan süper kahramanların birbirinden bağımsız solo filmlerini çekmeye yöneldi. DC, Wonder Woman (2017) ve Aquaman (2018) ile eleştirmenler ve izleyicilerden belli bir beğeni toplamayı başarmıştı. Şirketin bu yolda attığı şimdilik son adım olan Shazam! (2019) bu hafta itibariyle vizyondaki yerini aldı.

Filmin yönetmen koltuğunda oturan David F. Sandberg‘i, korku türünün yeni ustası olarak selamlanan James Wan’ın kanatlarının altında çektiği ve kendi türleri içinde başarılı oldukları söylenebilecek Lights Out (2016) ve Annabelle: Creation (2017) isimli korku filmlerinden tanıyoruz. Yapımın senaryosunda ise Henry Gayden ve Darren Lemke‘nin imzası bulunuyor. Oyuncu kadrosunda ise Zachary Levi, Djimon Hounsou, Mark Strong, Jack Dylan Grazer ve Asher Angel gibi isimler yer alıyor.

Filmin konusu şöyle özetlenebilir: Öksüz bir genç olan Billy Batson, onu evlat edinen koruyucu ailelerle daima sorunlar yaşayan haşarı birisidir. Son koruyucu ailesiyle yaşadığı problemlerin ardından başka bir aileye verilir. İçinde pek çok öksüz çocuğun olduğu bu aileye alışmaya çalışan Billy, bir gün tesadüf eseri bir metro aracılığıyla fantastik bir dünyaya geçiş yapar. Buradaki büyücü, dünyayı kötücül Dr. Thaddeus Sivana‘dan koruması için onu altı süper gücü olan Shazam’a dönüştürür. Böylece yetişkin bir süper kahramanın vücuduna hapsolan Billy, hem bu duruma alışmaya hem de dünyayı Dr. Sivana’nın şeytani planlarından korumaya çalışacaktır.

Shazam, hazırlık aşamasından beri sinema yayınları tarafından Marvel’ın büyük bir başarı yakalayan edepsiz ve sorumsuz kahramanı Deadpool’a rakip olarak gösteriliyordu. Daha sonra süreç ilerledikçe böyle bir durumun olmadığı, daha çok Tom Hanks’in 1988 tarihli Big filminin süper kahramanlı versiyonunu izleyeceğimiz ortaya çıkmıştı. Bu durum oldukça ilginç çünkü geçtiğimiz ay gösterime giren Captain Marvel da günümüzün çizgi roman uyarlamalarından ziyade 90’lı yılların aile ve aksiyon filmlerini fantastik türüyle bir araya getiren bir yapımdı. Modern filmlere alışmış genç seyircileri özellikle iten bu durumu filmin ruhuna sindiği ve olduğu şeyi asla reddetmediği için kabul edilebilir bir sinemasal tercih olarak değerlendirmiştim.

Ama konu Shazam’a gelince bu kadar hoşgörülü olmak mümkün değil. Çünkü bu sezon Venom filminde de gördüğümüz duruma benzer şekilde filmin yapım aşamasında ciddi kararsızlıklar yaşandığı belli oluyor. Nostaljik, eski usul bir süper kahraman-çocuk-aile filmi havasında ilerleyen film, zaman zaman bu duruma asla uymayan anlatım tercihlerinde bulunuyor. Bu tür ailecek izlenebilecek bir filme hiç uymayacak cinsel içerikli espriler aralara serpiştirilmiş. Üstelik bu basit şakaların hiç eğlenceli olmadığını da belirtmem lazım.

Shazam’ın bir diğer kafa karışıklığı ise filmin genel yapısına hiç uymayan, finaldeki bitmeyen upuzun aksiyon sekansı. Daha ciddiye alınır ve iddialı bir görünüme kavuşur diye süre 130 dakikaya çıkarılmak istenmiş. Ve filmin hafif ve kendini tiye alan yapısına hiç uymayan, “epik” olması beklenen bir final dövüşü adeta yapımın içine tıkıştırılmış. Bütün bunlar, filmin hedef kitlesine ve olmak istediği şeye karar verememesinin sonuçları ve bu durum kesinlikle filmin aleyhine olmuş.

Bunların sebebinin filmin daha afişinden selam çaktığı Deadpool’a özenme çabasının sonuçları olduğunu düşünüyorum. Ama son yıllarda hiç iyi kararlar alamayan DC’nin iki şeyi unutmaması gerekiyordu: Deadpool bir espri yapmayı kafasına koyduysa onu eğip bükmeden yapar ve ufak muzip bir tebessüm ettirmek yerine kahkahayı basmamıza neden olur. Bir diğer neden ise devam filminde Deadpool’un da düştüğü bir tuzak olan “daha büyük” final dövüşü çekme mantığı ve bu tür kendini ciddiye almadığını iddia eden filmlerin asla düşmemesi gereken bir tuzak. Çünkü bu durum filmleri ait olmadıkları görkemli, yüz milyonlarca dolarlık bütçeleriyle göz kamaştıran süper kahraman filmlerinin alanına sokuyor.

Filmi, bütün bunların dışında baktığımızda mayası tutmamış olsa da nispeten keyifli bir aile-süper kahraman filmi kırması olarak görebiliriz. Yapımın en büyük artısı ise genellikle komedi filmlerinden ve dizilerinden tanıdığımız Zachary Levi. Yanlış kararlar yüzünden sarsılan uyarlamada ayakta durmayı başaran oyuncu, rolüne oldukça yakışmış ve bir anda kendisini yetişkin bir süper kahraman olarak bulan ergen olmayı başarmış. Hikayenin kötü adamını canlandıran Mark Strong ise gerçekten yenilikçi bir alternatif süper kahraman filmi olan Kick-Ass’teki (2010) mükemmel performansından oldukça uzak.

Nostaljik olmakla modern olmak arasında kalmış Shazam!’ı sadece süper kahraman filmlerinin iflah olmaz hayranlarına önerebilirim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here