Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Her yeni keşif yazısını yazmadan önce oldukça heyecanlı bir araştırma süreci yaşar yazar. Bahsedeceği tınıları benliğinde özümsedikten sonra yazıya dökme kısmı epey kolaylaşıyor. Bunun için müzik sanatının bir keşfe nail olması, sadece müziğin varlığından kaynaklanıyor. Keşif masasında Özgün Semerci var.

Bulandı Sularım albümünden sonra, Özgün Semerci Türkiye’nin ilk banjo albümü ve kendisinin ikinci albümünü Lu Record etiketiyle yayınladı. A Nightmare on Clawhammer Banjokulağınıza gelen tınıları takip etme isteği yaratan bir havada seyrediyor. Bir başka odaya geçtiğinizde, geride kalan tınıları yakalama ve olduğunuz yere dönme telaşına düşme insanı oldukça mutlu ediyor. Telaşın derinliğinde bir sürpriz dolaşıyor.

Gösterilen olma meselesi müzik sektörünün orta yerine çöreklendiğinden beri, banjonun başrolde olduğu bu albüm kurtarıcı niteliği de taşıyor. Yerli Punk sahnesinde varlığını sürdüren ve takipçilerinde biraları bir bir yuvarlama isteği uyandıran grubu Second ile 20.yıl kutlaması adına bir şeyler düşündükleri de notlarım arasında. Gördüğüm ise Özgün’ü, Second ile tanıyan müzikseverler oldukça sahiplenici bir tavır içinde. Tınıların sürükleyici olması konusunda pek de yanılıyor olamazlar.

Güneş tam tepede değil, -bir akşamüstü- uçurumun kenarında duyduğun güveni yerle bir etmeye hazır rüzgarın hışırtısında kafanda çalıp duran bir kayıt gibi. Saçlarının uçuşmasıyla burnuna gelen kokunun seni sarhoş etmesine izin verirken, toprağı gözünle un ufak etmek ister gibi cesareti veren bir ivme de taşıyor. Aniden hızlanan, değerleri yarım yarım bölünen notalar, yavaş adımları öğütleyen bir serüvene çıkarıyor dinleyiciyi.

Banjo, Afrika kökenli telli bir çalgı. Aslında banjo içinde bir direnişi barındıran ve kültürel soykırıma yenik düşmeyen bir çalgı. Ucuz emek arayışının ortaya çıkardığı sömürgecilik faaliyetleri sürerken, ihtiyaç yerli halktan karşılanıyordu. İmalat ürünleri Batı Afrika’ya ihraç ediliyor, karşılığında yerli egemen sınıftan köle alınıyordu. İnsanlar tütün, pamuk, indigo gibi ürünler karşılığında Amerika’ya gönderiliyor, yolculuk burada bitmiyor, tekrar satışa çıkarılan kölelerden en şanslıları uşak oluyordu. Gelen her köleyi Afrika kökenlerinden ayırmak için yanında getirdikleri enstrüman yasaklanıyordu. Bu enstrüman 5 telli banjoydu. Daha sonra Victoria dönemi İngiltere’sinde salonlara girmiş ve beyaz köylülerin gözde enstrümanı olmuştur. Sanırım enstrümandan gelen tınıların, bizi böylesine etkilemesi biraz da o enstrümanın karakterinden gelen bir his.

Şimdi sizi hem tedirgin eden hem de saçlarınıza rüzgarı davet eden albümle baş başa bırakma vakti;

 

 

 

 

 

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here