Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2331

Ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. Bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.

Muhtemelen yaşlandığında dudak kenarlarında hiç kırışıklığın olmayacak. Kafanı geçmişe çevirdiğinde sağlam bir tokat yiyeceksin ve bunların neden olduğu hakkında hiçbir fikrin olmayacak. Gözle görülebilen her şey tanımlanmaya daha yatkındır, basittir. Bir bacağın kırıldığını anlayabilmek için gözün alçıyı görmesi yeterlidir. Peki bir gurur kırığı, bir kalp kırığı insan gözüne hangi alçıyla belirebilir? Bazı inanışlara göre hastalıkların çoğunun sebebi tamamen zihinseldir. Aynı şekilde çoğu zaman hastalığı yenmek de insan psikolojisinden geçer. Buna göre, insan zihni her şeyi kontrol edebilecek yapıda ve inceliktedir. Çoğu zaman sıkıntı, varlığından bihaber olunan, kabul etmekten çekinilen bilinçdışı çatışmalardan doğar. Bu bilinçdışı çatışmalar sonucu oluşabilecek rahatsızlıklara ve sorunlara karşı nörolog Freud, psikanaliz kavramını ortaya attı.

Psikanaliz kısaca insan ruhunun katmanları üzerine eğilen bir tedavidir. Bu tedavide psikanalist ve analizan bulunur. Analizan, aklımızda canlanan divana uzanır ve zihnindekileri sansürsüz bir şekilde anlatmaya başlar. Burada amaç serbest çağrışım yöntemiyle bilinçdışına itilenlerin yavaş yavaş ortaya çıkarılmasıdır. Elbette ki tek seferde kişinin belki farkında bile olmadığı bilinçdışı gerçeklerin ortaya çıkması beklenemez. Fakat sık sık yapılan seanslar ve analizanın motivasyon desteğiyle boşalma/arınma tekniğini kullanması Freud’a göre öyle ya da böyle her şeyi ortaya çıkaracaktır. Rahatsızlığın son bulması ise kişinin bilinçdışından çıkanları, sebepleri ve sonuçlarıyla kabul etmesiyle olacaktır.

Fakat bu bilinçdışından çıkanların kabulü analizan için çok da kolay olmayacaktır. Uç ama açıklayıcı bir örnek verelim. A kişisinin(analizanın) sürekli baktığı yatalak bir yakını olduğunu varsayalım. Analizan bir defasında ona yardımcı olurken canını yakıyor. Uzun süre bunu yanlışlıkla yaptığına kendini inandırıyor, fakat bilinçdışında aslında bunu çok bunaldığı için bilerek yapıyor. Belki kendisi bile farkında değil. Çünkü bilinçdışındaki bu gerçeği ortaya çıkarmak, dile dökmek ve daha sonra bunu kabullenmek analizan için kolay olmayacaktır. Bunun nedeni olarak da Freud’un kişilik teorisinde “süperego” tanımına değineceğiz.

Psikanaliz uzun süre tedavi yöntemi olarak süregelse de zamanla tabiri caizse bir deney işlevi görerek kişilik teorisi halini aldı.

Freud insan davranışlarının, içten gelen doğal libido ve kurulan sosyal baskı arasındaki çatışmalardan doğduğunu savunuyordu. Yani aslında kişiyi ve davranışlarını belirleyen kişinin özü değil, kişinin özüyle toplum baskısının çatışmasından ortaya çıkanlardı. Bu bağlamda kişiliği bir sistem olarak üçe ayırdı: id, ego ve süperego. İd, kişinin bencil olarak nitelendirilebilen ve engellenemeyen yapısıdır. Ego ve süperego, id’in kontrolsüz hareketlerini biraz olsun dizginlemeyi hedefler. Ego, kişinin hayat içindeki uyumunu temin etmek için id’i gerçekçi bir şekilde dengeler. Süperego ise tamamen ahlak başlığı altında yer alır. Toplumun doğru gördüğü davranışlar üzerine eğilir.

Kişide ahlakın şekillenmesinin, toplum uyumunun içgüdülerin önüne geçmesiyle oluştuğunu öne süren Freud, benzer bir yanılsamayı din kavramı üzerinde de örneklendirdi.

“Psikanaliz, bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasındaki yakın bağlantıyı öğretti. Bize Tanrı’nın yüceltilmiş babadan başka bir şey olmadığını ve birçok gencin babalarının otoritesinden kurtulur kurtulmaz dini inançlarını kaybettiklerini gösterdi. Onun sayesinde din ihtiyacının köklerinin çocuklukta yaşanan komplekslere dayandığını öğrendik. Artık psikanaliz sayesinde anlıyoruz ki, Tanrı ve doğa ana imajları, çocuklukta tecrübe edilen baba ve anne imgelerinin yüceltilerek tekrar canlandırılmasından başka bir şey değildir.”

Yani Freud’un psikanaliz ve din üzerine kuramlarını okuduktan sonra durup bir düşünürsek, ahlakımızı da inancımızı da sert bir şekilde deşmemiz gerekir.

Velhasıl kendinizi görmek istiyorsanız, buzdağının suyun altında kalan kısmına dikkatli bakın.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2331

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here