Progresif metalin kökleri her ne kadar 1960 yıllarındaki progresif rock gruplarına (King Crimson, Yes,Camel…) kadar uzansa da 80’lerin ortasına kadar ayrı bir tür olarak gelişmedi.

80’lerin ortasında ise Dream Theater, Queensyrche ve Opeth gibi grupların progresif rock’ı, heavy metal ve death metal gibi türlerle harmanlaması sonucu ortaya çıkan apayrı bir tür olarak çıkageldi.

Metal müzikte başlayan ‘yepyeni’ bir çağ ve bu çağın başlamasında etkili olan bir grup: Dream Theater.

Dream Theater serüvenine 1984’ten 1994’e kadar devam eden efsanevi klavyeci: Kevin Moore.

Dream Theater’ın 1994 çıkışlı ‘Awake’ albümünün kapanış parçası ve aynı zamanda Kevin Moore’un vedası olan ‘Space-Dye Vest’, düşündürücü sözleri, ihtişamlı melodisi ve karanlık yapısıyla bizlerle buluştu. Ancak bu şarkıda bizim gördüğümüzün, dinlediğimizin ve hatta hayal ettiğimizin ötesinde bir büyü vardı. Bu büyü Kevin Moore’un gözlerinde, kalbinde ve zihninde saklıydı. Hissettiklerini klavyesine döken Moore, her notada dinleyenleri melodilerinin karamsarlığıyla sarıyordu.

UZAY RENKLİ YELEK İÇİNDEKİ AŞK

Kevin Moore, bir Japon dergisine verdiği röportajla bu büyüyü kendisine saklamaya son veriyor ve ağzından şu sözler dökülüyor:
“Bir gün bir moda kataloğunda bir kızın resmini gördüm. Üzerine giymiş olduğu kıyafetin adı Uzay Renkli Yelek (Space-Dye Vest) idi. Ve tuhaf bir duyguyla ona aşık oldum, bir anda gelişti ve aklımdan bir türlü çıkaramadım.Kendi kendime “Neden böyle yapıyorum?” dedim ve anladım ki aslında ben bunu son zamanlarda hep yapıyorum ve bunu yapmamın asıl nedenini de o an anladım. O sıralar bir ilişki yaşamıştım, açıkçası terkedilmiştim ve vermeye hazırlandığım her şeyi vermemiş gibi hissediyordum ve anlarsınız; başka tarafa yönelttim, projeksiyon hesabı. Ve bu şarkı bunu çözmeye çalıştı, içimi dökmeme yardım etti, kısaca kaybolduğumu anlatıyor. Bu yüzden karanlık bir şarkı. Bir yandan da müshil gibi.”

Kevin Moore’un terkedilişinden sonraki duygusal sürecinden midir, uzay renkli yelek giyen güzel kızdan mıdır bilinmez ama –belki de her ikisinden- yazılan sözler gösteriyor ki, bu şarkı kolay kolay yazılacak bir şarkı değildir.Yoksa kim derdi ki, uzay renkli yeleğin içinde aşk var?

BİR ADAMIN KAYBOLUŞ ÖYKÜSÜ

Şarkının arkasında duyduğumuz alıntılar ise , bir James Ivory / Ismail Merchant filmi olan A Room with a View’dan, O. J. Simpson davası ile ilgili bir televizyon programından, Conan O’brien’ ın şovunun bir bölümünden ve The Fifth Estate isimli bir televizyon dizisinden alınmış. Kevin, şarkının melodilerinden bir tanesini yazarken A Room with a View’da, arka planda çok kısa çalan bir akor dizisinden yola çıkmış.

“Space-Dye Vest, müzikal anlamda çok basit bir şarkıdır, herkesin çalabileceği türden bir melodiye sahiptir, bu melodiyi herkes çalabilir.”
Böyle düşünen çoğunluğun atladığı bir nokta var oysa. Space-Dye Vest’in derdi progresif olmak değil, mükemmel olmak hiç değildir. Space-Dye Vest, bir adamın kayboluş öyküsüdür.

 

BİR KELİME OYUNU AMA ASLINDA BİR HALÜSİNASYON

Space-Dye Vest bazılarına göre bir kelime oyunudur. Şarkıyı dinlerken ya da yüksek sesle okurken başka bir şey söylerler sanki. Space Divest der adeta. Divest, yani mahrum bırakmak. Space Divest, yani bir yerde sıkışmışlık, mekansızlık. İnsanın o kendine özel alanının olmaması, daralmak da denebilir. Yani, introyla birlikte insan ruhuna çöken karamsarlık.

Kısacası Space-Dye Vest, Kevin Moore’un görürken bizim de görmemizi istediği yedi dakikalık müzikal bir halüsinasyondur.