Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1211

Gündemin en büyük konularından biri kuşkusuz Royal Wedding… Sussex Dükü Prens Harry ile oyuncu Meghan Markle, sosyal medyada ve gündemde çok konuşulan Royal Wedding diye adlandırılan Kraliyet Düğünü’nde hayatlarını birleştirdi. Bu görkemli düğünde pek çok ünlü isim de yer aldı. Her ne kadar iki kişinin hayatlarını birleştirmesi çok güzel bir olay olsa da düğünle ve özellikle çiçeği burnunda Sussex Düşesi hakkında bazı teoriler ve dedikodular da ortaya atıldı. Elbette bunların bazıları şaka amaçlı olsa da bu dedikodular oldukça konuşuldu.

Aslına bakıldığında İngiltere Kraliyet Ailesi, bu tarz komplo teorilerine oldukça alışkın. Tahmin edersiniz ki bu teorilerin çoğu 1997 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybeden Galler Prensesi Diana Spencer ile alakalı. Ölümünden çok sonraları bile konuşulan Prenses Diana hakkında sayısız kitap ve şarkılar yazıldı, filmler çekildi. Fakat Prenses Diana’nın ölümü ardında pek çok cevaplanmamış soru kaldı.

31 Ağustos 1997 günü gece yarısından hemen sonra Prenses Diana ve bir Mısırlı milyarderin oğlu Dodi Al Fayed ile beraber Paris’te seyir halinde olan bir limuzinin içindeydi. Paparazziler çiftin fotoğraflarını çekmek isteyince olanlar oldu. İkili ile beraber Al Fayed’in şoförü Henri Paul da dehşet verici bir kaza sonucu hayatını kaybetti. Limuzin, Alma Tüneli’nin sütunlarından birine çarpmıştı. Kazadan sadece Al Fayed’in koruması kurtulabilmişti.

Kazadan önce Prenses Diana ismi gündeme sık sık geçiyordu. Elbette Galler Prensesi olmak gibi bir ünvana sahipti ve bu ünvan onun popüler olması için yeterliydi. Ancak Diana Spencer’ın gündemde olmasının asıl nedeni Galler Prensi Charles ile sallantılı ilişkileriydi. Prenses Diana eşinin onu aldattığını öğrenmiş ve bu konuyla ilgili pek çok röportaj vermişti. 1995’te Martin Bashir’e verdiği röportaj sırasında Prenses Diana, oldukça ilginç açıklamalarda bulunmuştu. Diana’nın söylediğine göre Prens Charles onu Camilla Parker Bowles ile aldatıyordu.

1996 yılına gelindiğinde ise kraliyet çifti, artık ilişkilerinde son noktaya geldi. 1981 yılında görkemli bir düğünle hayatlarını birleştiren çift, 15 senelik evliliğin ardından boşandı. Boşanmalarından 1 sene sonra ise Prenses Diana ve o zamanki sevgilisi Dodi Al Fayed, daha önce belirttiğimiz trafik kazasında hayatını kaybetti. Diana’nın cenazesinde milyonlarca insan yas tuttu. Cenaze televizyonlardan naklen yayınladı ve yaklaşık iki milyar kişi Diana Spencer’ın cenazesine ekranları başında katıldı. Tüm dünyayı yasa boğan bu ölüm sonrası ise akıllardaki ilk soru Diana’nın ölümünün bir cinayet olup olmadığıydı. Prenses Diana bir kaza sonucu mu yoksa planlanmış bir cinayet sonucu mu hayata veda etmişti?

Kazanın fotoğraf çekmek isteyen paparazziler sebebiyle gerçekleşmiş olması Diana’nın ölümünün paparazziler sebebiyle olduğu yönünde düşüncelere yol açtı. 1980 yılından itibaren Diana, basının ilgi odağı halindeydi. Galler Prensi Charles’ın ona olan ilgisi, onu dünyanın en ünlü kadınlarından biri haline getirecekti. Basın için bu büyük bir nimetti. Basına göre Prenses Diana’nın her adımı takip edilmeliydi. Diana ile ilgili her türlü belge ve fotoğraf gözler önüne serilmeliydi. Kraliyet Ailesi’ne gelin olarak gitmek demek onlar için özel hayatın yok olması anlamına geliyordu.

Kraliyet çiftinin çalkantılı evlilikleri ve boşanmaları da basının ilgilisi daha da artırdı. Charles’ın evlilik dışı olan ilişkisi, daha sonrasında Diana’nın açıklamaları, 1996 yılındaki boşanmaları ve boşandıktan sonra Diana’nın Al Fayed ile olan ilişkisi basının odak noktası olmaya devam ediyordu. Prenses, her dakika sıcak takip altındaydı. Gerçekleşen kazayla ilgili detaylar arasında ilk göze çarpan gerçek, limuzin sürücüsünün paparazzilerden kaçmak için hız yaptığıydı. Yüksek hız sonucu limuzin kaza yapmış ve içindeki 3 kişi hayatını kaybetmişti. Suç, doğal olarak paparazziler üzerine atıldı. Bazı eleştirmenler onlar için ağır ifadeler kullanmışlardı. Eleştirmenlere göre paparazziler, özel hayata saygı duymayan suikastçilerdi ve Diana’nın ölümünün baş sorumluları onlardı.

Ancak daha sonra otopsi raporları ortaya çıktı. Raporlara göre limuzini kullanan Henri Paul, alkollüydü. Üstelik kanında bulunan alkol, yasal seviyenin en az 3 katıydı. Bu, limuzinin kontrolünü kaybetmesi için yeter ve artardı. İki yıllık bir polis soruşturmasının ardından paparazziler temize çıktı ve bütün suç resmi çevrelerde Paul’un üzerine yıkıldı. Prensesi ve Al Fayed’i taşıyan limuzin, sürücüsünün alkollü olması sonucu kaza yapmıştı.

Nitekim bazı insanlar bu durumdan tatmin olmadı. Dünya gündemini ve tarihini etkileyen pek çok olayda olduğu gibi Prenses Diana’nın ölümü de bazı insanlara göre bir komploydu. Prenses bir suikaste kurban gitmişti. Üstelik söylentilere göre bu suikastin arkasında İngiltere Kraliyet Ailesi vardı. Peki Kraliyet Ailesi, kendi gelinlerine neden böyle bir suikas düzenlemiş olabilirdi? Söylentilere göre bunun sebebi Diana’nın bir Müslüman olan Dodi Al Fayed ile birlikte olmasıydı. Al Fayed, Diana ile olan ilişkisi sebebiyle ileride İngiliz tahtının mirasçıları Prens William ve Prens Harry’e üvey baba olabilirdi. Bu, Kraliyet Ailesi için iyi olmazdı. Ayrıca Prenses Diana’nın, Al Fayed’den hamile bile olabileceği konuşulanlar arasındaydı.

Prenses Diana’ya yönelik yapılan bu suçlamalar basın sayesinde oldukça yayıldı ve gündemde geniş yer tuttu. Olay esnasında paparazziler arasında İngiliz İstihbarat Servisi MI6 ajanlarından birinin de bulunduğu iddia edildi. Ayrıca, beyaz bir Fiat Uno’nun kaza esnasında orada bulunduğu söylendi. İddialara göre bu gizemli araç, limuzinin yolunu tıkadı ve limuzini sütunlara çarpmaya zorladı. Üstelik tüneldeki güvenlik kameraları da kapalıydı.

Bazı insanlara göre İngiliz Kraliyet Ailesi’nin, Diana’yı öldürmek için sebepleri bunlardı. Prenses Diana’ya yapılan testler sonucu hamile olmadığı ortaya çıktı. Diana ve Al Fayed’e yakın olan kişilerce de ikilinin evlenmeyi planlamadıkları ortaya çıktı. İncelenmek üzere olan kanıtlarda ise İngiltere Kraliyet Ailesi’ni suçlamaya yetecek şeyler yoktu. Kazaya karışan bir hayalet araç ve kapalı güvenlik kameraları, kazanın İngiltere Kraliyeti’nin planlamış olduğunu göstermezdi.

Bir başka teoriler de Diana ve Al Fayed’in, Al Fayed’in düşmanları tarafından öldürülmesi üzerineydi. Bu iddialara göre suikastin asıl hedefi Al Fayed’di. Suikastin sebebi ise Dodi Al Fayed’in babasından alınmak istenen intikamdı. Prenses Diana’nın ölümü ise tesadüfi ya da bir saptırmaydı. Al Fayed’in zengin olması ve yıllar içinde zenginliğine bağlı olarak güç kazanması, onun düşman veya düşmanlar edinme ihtimalini artırıyordu. Ancak Al Fayed’in düşmanı olan bu kişi veya kişiler, hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Bu kişi veya kişilere dair bir isim ya da somut bir kanıt bulunamadı. Dolayısıyla kazayla ilişkili olan Al Fayed’in düşmanları da bir söylentiden ibaret kaldı.

Tüm bu teorilerden belki de en ilginç olanı ise Diana’nın kendi ölümünü planladığı yönünde. Söylenenlere göre Diana, Al Fayed’in ve kendi sahte ölümünü dikkatli bir biçimde planladı. Amacı gözlerden uzak olmaktı. Çift, sahte bir ölümle kimliklerini değiştirebilir ve gözlerden uzak yeni bir hayata başlayabilirlerdi. Eğer bu teori doğruysa Diana ve Al Fayed’in mezarlarına gömülmüş bedenleri de sahteydi. Bu teoriye inananların en büyük kanıtı ise Diana’ya otopsi yapılmamasıydı. Ancak bu doğru değildi. 31 Ağustos’ta Diana’nın cansız bedeni patolog Dr. Robert Chapman tarafından gerçekleştirildi. Chapman’ın yaptığı otopsi sonucu ise cansız beden bizzat Prenses Diana’ya aitti.

Yapılan hükumet soruşturması sonucunda hazırlanan raporda ise sonuç olarak Prenses Diana ve Dodi Al Fayed’in bir kaza sebebiyle yaşamlarını yitirdikleri ve ortada herhangi bir komplo olmadığı yer aldı. Nitekim yine de bu resmi rapora inanmayanlar da oldu. İnanmayanların başında da Dodi’nin babası Mohamed Al Fayed yer alıyordu. Baba Al Fayed olayla ilgili bazı gerçeklerin saklandığını düşünüyordu. İngiliz Hükümeti, olayla ilgili bazı gerçekleri göz ardı ediyordu

Cinayet ya da kaza, Prenses Diana’nın ölümü tüm dünyayı yasa boğdu. Yas tutanların çoğu Diana’nın zamansız öldüğüne inanıyordu. Beklenmeyen bu ölümü kabullenmek zordu. Diana’nın bu kadar sevilmesi ise onun halkın prensesi olarak anılmasıydı. Üstelik halkın prensesi, pek çok haksızlığa ve ihanete uğramıştı. Bu durumdaki birinin ölümü için cinayet, gayet uygun bir nitelendirme olarak kabul ediliyordu.

Kazayla ilgili resmi açıklama ise Lord Stevens’ın yaptığı açıklamayla duyuruldu. Stevens yaptığı açıklamada bir kazanın meydana geldiğini ve bu kazada 3 kişinin trajik bir şekilde hayata veda ettiğini söyledi. Ayrıca Stevens, kaza sonrası süreçte pek çok teori ve komplonun ortaya atıldığını, bu sebeple pek çok kişinin olayı taze tuttuğunu ve acı çektiğini belirtti. Son olarak Stevens, yapılan araştırmaların bu olayın kapanması için yeterli olduğunu ümit ettiğine dikkat çekti. Nitekim bu açıklama da bazıları için yeterli olmayacaktı. Prenses Diana ve trajik ölümü önümüzdeki zamanlarda da gündemde kalmaya devam edecekti. Belki eskisi kadar konuşulmayacaktı ancak akıllarda bir köşede her zaman hatırlanacaktı.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1211

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here