Ege İşlekel, hepimizin bildiği heykel ve tabloları dijital olarak özelleştiriyor, popüler kültürü ve sanatı başarıyla harmanlıyor ve hem bu eserlere hem de günümüze farklı bir noktadan bakmaya teşvik ediyor bizi. Kendisi bir süredir Milano’da yaşıyor ve eserlerini çoğunlukla instagram üzerinden bizlere ulaştırıyor. Biz de Wannart ekibi olarak Ege ile keyifli bir sohbet gerçekleştirip sanatına dair konuştuk.

Öncelikle Ege İşlekel kimdir? İtalya’ya yolu nasıl düşmüştür? 

1990 İzmir doğumluyum. Üniversiteyi bitirene kadar İzmir’de okudum ve aslında yurt dışıyla tanışma şansını da üniversite zamanında yapmış olduğum Erasmus’a borçluyum diyebilirim. Erasmus programıyla İtalya’da 6 ay okuduktan sonra Türkiye’ye dönüp lisans eğitimimi bitirdim. Üniversitede iç mimarlık eğitimi aldıktan sonra, iç dizayn alanında yüksek lisans yapmak üzere Milano’ya gitmeye karar verdim. Yüksek lisansı da bitirdikten sonra Milano’da 2 farklı mimarlık ofisinde iç mimarlık yaptım. Bir yandan da photomanipulation yapıyordum ama tamamen keyfi. Zamanla yaptığım işlerin ve yarattığım fikirlerin beğenildiğini fark edince grafik alanına yönelmeye başladım. 4 senedir de Milano’da yaşıyorum.

Sanata olan ilginiz nasıl başladı ve dijital sanata yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Sanatla küçüklüğümden beri ilgiliydim çünkü dedem resim öğretmeni ve ben büyürken devamlı elimde kağıtlar, kalemler ve legolar vardı. Sanata olan ilgim böyle başlayıp zamanla babamın da desteğiyle daha da arttı. Türkiye’de bulunan çoğu antik kenti, babamın da antik dönemlere olan ilgisinden dolayı o dönemlere ait mitolojik hikayeleri dinleyerek gezme şansım oldu. Ben yaptığım çalışmaları şu an heykeller ve tablolar popüler diye değil, sevdiğim ve küçüklüğümden beri ilgili olduğum için yapıyorum. Dijital sanata yönelmem ise kafamda canlandırdığım düşünceleri somutlaştırmak istememle başladı.

En beğendiğiniz ressam ve tabloyu sorsak?

En sevdiğim tablo değil aslında ama fresk olarak Adem’in Yaratılışı’nı çok seviyorum. Ressam da tabi ki Michelangelo. Yaratılış eserinde verilmek istenen mesajı çok başarılı bulduğum için ayrı bir ilgim var.

Sanat alanında bir idolünüz var mı? 

Popüler sanat alanında Andy Warhol’un, sürrealist alanda ise Salvador Dalí’nin işlerine hayranım.

Hem iç tasarım hem de sanatla ilgileniyorsunuz. Sizin için birisi daha ağır basıyor mu?

Ben iç mimari ile sanatı birleştiren bir insanım. İç mekan çalışmaları yapmaya devam ediyorum ve bu alanlarda sanatı da yaşatmaya çalışıyorum. Sanatı yaşatmaktan anlatmaya çalıştığım sadece tablolarla bir mekanı doldurmak değil, tabloda kullanılan renkleri mekana yansıtmak gibi. İç mimarlık da benim için bir sanattır.  Evrensel tasarım ilkelerini dikkate alarak sanat oluşturabilirsiniz.

Üzerinde çalışacağınız tabloları hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

Instagramda paylaştığım kendi kişisel çalışmalarıma başlamadan önce iki yöntemim var. Ana fikri bulup tablo seçiyorum ya da tabloları seçip fikir oluşturuyorum. Tablo seçerken en çok dikkat ettiğim şey tabloda anlatılmak istenen mesajı doğru algılamak. Yaptığım işlerde bu mesaja yönelik çalışmalar yapıyorum yani şöyle açıklayabilirim; aşk konulu bir tabloyu savaş alanına çevirmektense o tablodaki aşkı günümüz koşullarında anlatmaya özen gösteriyorum.

İlham aldığınız kaynaklar var mı?

Benim en büyük ilham kaynağım çevrem, yaşadığım ve vakit geçirdiğim alanlar, gözlerimi kapattığımda düşündüğüm şeylerdir. Öyle bir an geliyor ki 4-5 fikir birden buluyorum ve not tutuyorum. Bazen de tüm fikirleri tükettiğimi hissediyorum.

Sanat ve tasarım dışındaki ilgi alanlarınız nelerdir?

Sanat ve tasarım dışında başta sayabileceğim ilgi alanım rüzgar sörfü. 4 sene Türkiye Windsurf Ligi’nde slalom yarışlarının erkekler kategorisinde yarıştım ama Milano’ya taşındıktan sonra ne yazık ki sadece yaz aylarında rüzgar sörfü yapabilme şansı buluyorum. Türkiye’de yaşarken yaz kış ayırmadan devamlı yaptığım bir spordu rüzgar sörfü. Milano’da fixed bisikletler çok ilgimi çektiği için kendime bir fixed bisiklet aldım ve artık Milano’da boş zamanlarımda bisiklete biniyorum.

Ege’ye bu keyifli sohbet için teşekkür ediyor ve sizleri Ege’nin çalışmalarıyla baş başa bırakıyoruz.