Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
51

Son yıllarda edebiyat sanki tek bir parçaymış, yazılan her eser tek türmüş gibi bir algı oluştu. Fakat edebiyatı da tıpkı müzik veya sinema gibi parça parça ele alarak değerlendirmemiz gerekiyor.  Edebiyatın her türü birbirinden eşsiz. Fakat “polisiye” diğer türlere kıyasla daha geç doğduğundan mıdır bilinmez, bu türler arasında biraz daha öne çıkıyor. Her ne kadar günümüzde popüler kültürün etkisiyle daha bilinen bir tür olmuş olsa da aslında yazması da okuması da oldukça zahmetli.

Peki bu tür nasıl ortaya çıktı? Aslında polisiye denince herkesin aklına ilk olarak Sir Arthur Conan Doyle‘ün yarattığı Sherlock Holmes geliyor, ya da Agatha Christie’nin romanları. Fakat aslında Doyle’un da Christie’nin de bu konuda fazlasıyla ilham aldığı onlara öncülük eden bir isim var; Edgar Allan Poe.

 

Edgar Allan Poe, kırk yıl sürmüş olan kısa yaşamında edebiyat dünyasına çok şey kattı. Kendisini yalnızca “polisiye” edebiyatının kurucusu olarak tanımlarsak haksızlık etmiş oluruz. Edgar Allan Poe’dan “gotik” ya da “yer altı” edebiyatının kurucusu olarak bahsetmemiz daha doğru olacaktır. Kişisel hayatının karanlığını edebiyatına da taşıyan Poe, 1841 yılında Morgue Sokağı Cinayetleri’ni yayımladı. Ve edebiyat tarihinde yeni bir sayfa açtı.

“Gerçek, her zaman bir kuyunun dibinde değildir. Biz bilgiyi vadilerin derinliklerinde ararız. O ise dağların tepesindedir.”

Şimdiden belirtelim yazımızda hiçbir spoiler bulunmuyor. Eğer kitabı henüz okumamış olsanız bile yazımızı okumaya devam edebilirsiniz.

Öykümüzün ana karakteri, Auguste Dupin. Aynı zamanda kendisinden edebiyat dünyasının ilk dedektifi olarak da bahsetmemiz mümkün. Auguste Dupin, Paris’te yaşayan aynı yaratıcısı olan Poe gibi depresif bir adam. Fakat aynı zamanda kendisi fazlasıyla zeki bir kişilik. Her ne kadar bunu Morgue Sokağı Cinayetleri’nde çok fazla göremesek de Dupin’in diğer maceralarını okuduğunuzda Sherlock’un Dupin’e haddinden fazla benzediğini anlayabilirsiniz. Hikayenin isminden de anlaşılacağı üzere Morgue Sokağı’nda yaşanan cinayetleri araştırıyoruz! Fakat polis bu cinayetler hakkında yeterli delillere sahip değil ve görgü tanıklarının ifadeleri de oldukça karışık. Auguste Dupin bu cinayetleri çözmeye çalışırken yalnız değil, bir “yardımcısı” var. Fakat kendisinin ismini bilmiyoruz ama tüm hikayeyi bize “o” anlatıyor. Dupin’in esas mesleği dedektiflik değil. Kendisi aslında yalnızca eğlenmek ve hünerlerini sergilemek istiyor. Bunu söylememiz spoiler sayılmaz çünkü zaten biz söylemesek de Dupin’in Morgue Sokağı Cinayetleri’ni en iyi şekilde çözdüğünü zaten tahmin ediyorsunuzdur. Hünerlerini sergileyerek polisin çözemediği cinayetleri çözen Auguste Dupin bu şekilde yeni ve heyecan dolu bir macera serüvenine atılmış oldu.

“Deliler bir grubun üyesidir ve lisanları, konuştuklarında her ne kadar anlamsız olsa da, her zaman hecesel tutarlılığa sahiptir.”

Edgar Allan Poe yüzlerce sayfaya gerek duymadan da yaklaşık 50 sayfada (çeviriye göre sayfa sayıları farklılık gösterebilir) okuru öykünün içine çekmeyi başarmış. Çok fazla detaya girmemesine rağmen yine de hikaye için yeterli seviyede bilgi vermiş. Gizem yaratmayı seven Poe, hikayenin bütününde bazı noktalarda akıllarda soru işareti bırakmayı elbette ihmal etmemiş.

Dupin’in diğer maceralarında görüşmek üzere!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
51