Platon, felsefesini Tanrı kavramı üzerine kurmuş, onu İlk Neden olarak göstermiş ve ideaları da her şeyin sebebi olarak nitelendirmiştir. Onun düşüncesinde yaratanın iyi olduğunu ve iyi olanda hırs olmadığını düşünen ve hırsı olmadığı için her şeyin mümkün olduğunca kendisine benzemesini isteyen bir Tanrı kavramı vardır. Bu nedenle, ona göre Tanrı, ideaları, yani her şeyi içine alan bir bütünü, örnek alarak evrenini oluşturmuştur düşüncesi vardır. Platon’un tanrısının yaratma ve düzenleme gücü vardır diğer çoğu filozofun düşündüğünün aksine. Yani o tanrısını felsefi, rasyonel bir yapıyla sistemleştirmiştir. Ona göre eski insanların tanrılar hakkında ileriye sürdükleri varsayımlar gerçek bilgiyi elde etmekte yetersiz kalmaktadır.

Kendi çağdaşlarının aksine Platon, evrenin tanrı olduğunu, tanrının da evrenin kendisi olduğunu düşünmek yerine daha rasyonalist ve idealist bir tanrı anlayışı geliştirerek fizik ötesine yükselmiş, akıl ile kavranan, idealar ortamında varlığını sürdüren felsefi bir tanrıyla iyiyi, güzeli, erdemi, mutluluğu, insanı, evreni açıklamaya çalışmıştır. Yani onun fikirleri geleneksel olandan tamamen farklı, metafizik alemde varlığını hiç doğmadan, hiçbir şeye benzemeden ve değişmeden kazandığı ilahi bir gücü betimlemektedir. Doğmuş olanın sürekli hareket halinde olduğunu ve tanrının hareket etmediğini savunmuş bu nedenle onun doğurulmadığını öne sürmüştür çünkü sürekli hareket halinde olan bir nesne hakkında konuşmak, o nesnenin başka bir şekle dönüşmesini veya eski halinde varlığını sürdüremeyeceği anlamını taşımaktadır.

Demiurgos adında mimar bir tanrı terimini, Platon Timaios diyalogunda kullanmış olup ona işçi, sanatkar, yapıcı bir baba, usta anlamı kazandırmıştır. Bu terim Yunan literatüründe Homeros’tan itibaren sıklıkla geçer ve Homeros el işçileri, doktorlar ve kahinler için de kullanır bunu. Sonradan zanaatkar olarak adlandırdığımız marangoz ve demirci gibi anlamlarda da kullanılmıştır. Bu sanatkar tanrı iyi olduğundan, ideaları örnek alarak usta bir mimar gibi şekilsiz olana biçim vermek suretiyle kusursuz evreni inşa etmiştir. Demiurgos, “İyi İdeası” ile aynı şeydir. Platon, ruha, dışarıdan gelen unsurlarla değişime uğramayan bir varlık olduğu için, tanrısal demiş olup bedene ise, meydana getirilen, görülen ve şekil verilendir demiştir. Böylece bizler de onun bu fikrine bakarak, ruhu Demiurgos, yani tanrı olarak nitelendirip ebedi, değişmeyen tek varlık olarak düşündüğünü yorumlayabilir, evreni ise beden gibi ilerleme gösterip değişen ve dış unsurlarla etkilenen sonlu bir yapı olarak açıkladığını anlayabiliriz.

Platon’a göre, her şeyin anlam kazanabilmesi için bir ideanın olması gerekir. Bu ideaya, var olanların tek sebebi olan akılla ulaşılır. O, görünen evrenin sürekli değiştiğini, duyularımızla algıladığımız şeylerin aldatıcı olduğunu bundan dolayı da bize hakikati veremeyeceklerini, ancak değişmeyenin duyularla değil de akılla bilinen, zorunlu ve ezeli bir varlık olduğunu düşünmüştür. Tıpkı aynaya baktığımızda kendimiz ile aynı oluşuma sahip başka bir yansıma görmemiz ve bu yansıma bize benzediği için gerçek gibi olduğunu düşünmemiz ve sanki bize, ona gerçekten dokunabilecek, konuşabilecekmişiz gibi gelmesi ama aynanın karşısından çekildiğimizde gerçek biz hala varlığını korusa da aynadaki yansımanın karşımızdan kaybolması gibi. Yani duyular insanları yanıltır, akıl hakikate ulaştırır.

Kısacası, Platon felsefesi içerisinde aklın ve yeteneğin karşılığı Demiurgos’tur. O, adaletli, erdemli ve iyiliği kendinde bulunduran mutlak bir Tanrı’dır. İnsan nasıl bir şeyleri icat edip o şeylerin yaratıcısı ya da mimarı olabiliyorsa, bu evrenin de bir mimarı olmalıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here