Üstlendiğin herhangi bir şeyin başarılı olma şansı, her zaman kendine olan inancın ile ölçülebilir. -Robert Collier

Kulağa teselli gibi gelen söylentiler, bilimsel verilere dayandırıldığı zaman inanca dönüşür. Bu gibi durumlarda zihni küçümsemek büyük yanılgıdır. İnsan zihni anlaşılması zor ve keşfedilmesi beklenen mucizelerle doludur. Çoğu zaman pozitif düşünce olarak basite indirgenen inanç, aslında arkasında kestiremediğimiz gerçekler barındırır. Yazının devamında bahsedeceğimiz Placebo etkisi denen güç de bu gerçeklerden biridir.

Bir insana yüzünün solgun olduğunu söylediğiniz zaman o insan kendini halsiz hissetmeye başlar. Beyin ve bedenin arasındaki güçlü iletişim harekete geçer. Çoğu hastalığın asıl ilacının ciddi anlamda moral ve sevgi olduğunu bilirsiniz. Hayır bu bir söylentiden ibaret değildir. Olumlu düşünerek mutluluğa veya hedefine çözüm arayan kişilerin beyninde ”endorfin” salgılanır ve endorfinin morfinden daha etkili bir acı dindirme gücü vardır. Bu noktada kötülüğü üzerine çekmek mevzubahis olacaktır. Aslında ortada kötülüğü üzerine çekmekten mutlu olmak durumu vardır. Her ne kadar kabul edilmesi zor olsa da, bazen kişi yaşadığı hüzünlerden, travmalardan ve durgunluktan zevk alır. Fakat bu zevk kişinin ömrüne uzun süreli yayılırsa, yıkıcı gücü de beraberinde getirir. Çıkılan her yol, olmazsa şeritlerine bölünür. Oysa ne istediğini bilen, istediği için ne yapması gerektiğini bilen insana yol yağ gibi akıp gidecektir. Tıp kazanmak isteyen bir insan, bunu kalpten isteyen bir insan, önündeki maratonu baştan kabullenir. Çözmesi gereken soru sayısını, sabahlaması gereken geceleri bilir. Yani körü körüne inanç tabii ki çoğu zaman yetersiz kalacaktır. İnancın yanına emek faktörü eklendiğinde ise insan tabiri caizse kendini yenecektir. En zor savaşı kendiyle olanlar için, anahtar kelime inançtır.

Zihin, bir şeyi yapabileceğini kestirebildiği kadar başarılı olur. %100 inandığın sürece istediğin her şeyi yapabilirsin. -Arnold Schwarzenegger

Placebo etkisi tanım olarak, hastalığı tedavi edecek herhangi bir etkinliği olmayan farmakolojik olarak etkisiz maddelerin veya nedensiz girişimlerin, hastaların şikayetlerini azaltarak kendilerini daha iyi hissetmelerine neden olan etkilerdir. Daha çok İkinci Dünya Savaşı sırasında cerrah olan Henry Beecher’ın zor duruma düşünce denediği yöntemler ile ses getiren etkiler, daha sonra birçok deneyi ve kanıtı da beraberinde getirdi. Placebo etkisinin tam olarak nasıl çalıştığını bilmesek de endişe azalışı veya mutluluk artışı gibi durumlarda beyindeki nörokimyasal mekanizmaları harekete geçirdiğini biliyoruz. Yemek, seks ve para gibi uyaranlar, beynin nucleus accumbensdenen bölgesinin uyarılmasını ve sonucunda dopamin maddesi salgılanmasına neden olur. Placebo etkisinde de hasta iyi olacağına inandığı zaman dopamin artışı gözlemleniyor. Artan dopamin ile birlikte hastanın ağrıları ve şikayetleri azalıyor.

”İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı.

Bir taraftan kredi verenler onu ödemeye zorlarken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu.  ”Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle paylaşmak ister misin?” diye sordu yaşlı adam.

İş adamının yakınmalarını dinledikten sonra da: ”Sana yardım edebilirim.” dedi. Çek defterini çıkardı. İş adamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ”Bu para senin, bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin.”

Yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İş adamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’a aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim diye düşündü John Rockefeller’a ait bu çekle her şeyi çözebilirdi.

Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı.

İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulmuş hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti.

Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı.

Hemşire: ”Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir.” dedi. ”Bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor.” diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.

İş adamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştiren yeniden kendinde bulduğu öz güven ve inançtı.

İnanç, kuşkuya karşı duyarsız, umutsuzluğa karşı sağır, imkansızlıklar karşısında kördür. İnanıyorsanız, çalışma isteğiniz varsa, başarmanın hayalini kurabiliyorsanız ve engellere rağmen devam etmeye cesaretiniz varsa, yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.”

Sözün özü zihninizin gücünü küçümsemeyin. Neler yapabildiğine şaşıracaksınız.

Görsel sonucu

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here