Yunan Mitolojisinin en çok bilinen mitlerinden biridir, Persephone ve Hades. Yeraltının kralı, ölülerin efendisi, üç büyük tanrıdan en karanlık olanı Hades ve doğa tanrıçası Demeter ile tanrıların kralı Zeus’un güzeller güzeli kızı Persephone. Hikaye Hades’in Persephone’u görüp aşık olmasıyla başlar.

Persephone’a olan aşkının Demeter’i sinirlendireceğini ve asla onaylanmayacağını bilen Hades, Zeus’tan yardım ister. Zeus bu ilişkinin ancak Hades’in Persephone’u kaçırmasıyla mümkün olabileceğini söyler. Bunun üzerine Hades, Persephone çiçek toplarken bir anda yer yarılır ve Hades, Persephone’u yeraltının derinliklerine kaçırır. Bu kaçırma anının en gerçekçi tasvirini ise İtalyan heykeltıraş Lorenzo Bernini’nin “Persephone’nin Kaçırılışı” adlı eserinde görürüz.

Lorenzo Bernini
Persephone’nin Kaçırılışı

Heykelde Persephone’un belirgin bir şekilde Hades’i ittiğini görebiliriz çünkü Persephone onu istemez. Ebeveynleri gibi bir tanrıça olan Persephone, hasattan sorumlu olan tanrıçadır. Tüm hayatı yeryüzünde, güneş ışığında geçen bu tanrıçanın Hades’i neden bu denli istemediği oldukça açıktır. Yeraltı karanlıktır, ölülerle doludur. Yaşam dolu bir tanrıçayken ölümün evine gitmek istememesi oldukça normaldir. Ancak heykelde de görüldüğü gibi Hades sımsıkı tutar Persephone’u, kaçmasına imkan bile tanımaz. Persephone ise mücadele eder, karşı koymaya çalışmasına rağmen tüm bu çabası yetersiz kalır ve Hades’in tutsağı olur.

Ancak Persephone’un tutsak olmasının altında yatan sebep yalnızca Hades’in onu sımsıkı tutması değil, ona yeraltına ait olan narı yedirmesidir. Yeraltına ait bir şeyi yediği için Persephone da artık yeraltı dünyasına, ölüler diyarına ait olur. Tanrıların kuralları böyle söyler. Böylelikle Persephone sonsuza kadar yeraltında yaşamaya mahkum olur. Hades ve Persephone mitine dair asıl soru işaretleri ise bu bölümden sonra başlar.

Dante Gabriel Rossetti
Persephone

Çaresiz kalan Persephone bu durumu kabullenmesi ona başka şans tanınmasıyla bağdaştırılabilir. Ancak mit burada bitmez. Persephone, bunu kabullenmekten fazlasını yapar ve Hades’le evlenir. Hikayenin devamına göre Persephone, kibirden arınır ve Hades’e aşık olur bu arınma sayesinde. Gerçek tam olarak bu mudur peki, bir kadının tanrı bile olsa onu kaçıran birini sevebilmesi tamamen kibirsiz olmasıyla mı alakalıdır? Hades’ten kaçamayan onun tutsağı olmak zorunda kalan Persephone gerçekten kibrinden arınarak mı Hades’e aşık olur yoksa Stockholm sendromumun antik çağdaki kurbanı mıdır?

Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye zaman içinde duygusal olarak bağlanması, sempati hissetmeye başlamasıdır. 1973’te Stockholm’de yaşanan bir banka soygunu sonrasında bu adı almıştır. Binlerce yıl önce oluşturulmuş bir mitle  gerçekten bağlantılı olabilir mi?

Persephone, Hades’in rehinesi değildir ancak tutsağıdır. Bu tutsaklığın sebebi ise Hades’in ona duyduğu aşktır. Bu nedenle Hades ile Persephone arasındaki sadece bir rehin-rehine iletişimi değildir. Hades’in kendini sevdirme çabası temelinde gelişen bir iletişimdir. Bu durum Persephone’un bir tutsak olduğu gerçeğini değiştirmemekle birlikte Stockholm sendromunun gerçekleşmesini kolaylaştıran bir faktördür. Sendrom 1973’te bu Stockholm adını almış olması ise daha önce yaşanmadığı anlamına gelmemektir. Bu nedenle Persephone’un Hades’e duyduğu aşk, tutsak edilmesinden kaynaklanır.

Kaynakça: 12 ve 3

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here