Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

Orijinal adı La Tour Eiffel olan ve dilimize nedense “Eiffel Kulesi” değil de Eyfel Kulesi olarak geçen bu yapıt, insanoğlunun elinden çıkmış en kıymetli eserlerden biri. Kule, sadece Paris şehrinin -ve tabii Fransa’nın- sembolü olmakla kalmayıp bir de bunun üstüne “romantizm” denildiğinde de dünya üzerinde akla ilk gelen yerlerden oluyor. Aslında sırf bu nedenle, İngiltere’nin Big Ben’i ya da İtalya’nın Pisa Kulesi gibi muadil yapıtlardan çok daha özel bir yerde: Eyfel, hem imaj olarak hem de ruhen insanları kendine çeken bir güzellik. Belki de bu sayede, “dünyada parayla en çok ziyaret edilen anıt” ünvanını elde etmiş. Ancak şu bir gerçek ki, mimar ve mühendis Gustave Eiffel’in öncülüğünde 1887-1889 yılları arasında inşa edilmiş bu görkemli eser, Paris’in tarih kokan sokaklarının en değerli hazinesi.

instagram.com/m.u.13/

Kule, bugüne kadar 250 milyondan fazla ziyaretçiyi kendisine adeta bir mıknatıs gibi çekmiş. Bu “ufak” kitlenin içinde değilseniz, şuradan 360 derecelik bir VR videosuyla kısmen de olsa Eyfel’in çevresini, şuradan ise Google Maps ile tepesinden görünen manzaraya göz atabilirsiniz. Eser, 3 katlı bir şekilde dizayn edilmiş; ancak birinci katında bile gerçekten olağanüstü bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Bunun ise 2 sebebi var: Öncelikle tabii ki, en üstteki 27 metrelik TV vericilerini hesaba katmazsak totalde 300 metrelik bir yükseklikten söz ettiğimiz için bu görkem çok doğal. Bu Wikipedia’lık bilgi dışında ise şu görsellerden de bakabileceğiniz gibi, hem Eyfel’in çevresi hem de Paris’in şehir merkezi, genel olarak acayip simetrik bir düzenle planlanmış. Paris’teki bu hastalık derecesindeki simetrik yapılanma sayesinde, Eyfel manzarasının etkileyiciliği birkaç kat daha fazla oluyor. Özellikle bu konuyu ve Gustave Eiffel’in New York’taki Özgürlük Anıtı‘na etkisini, Saffet Emre Tonguç’un bu videosundan da inceleyebilirsiniz. Ayrıca İzmir’deki Konak Pier de Gustave’ın eseri.

Biraz da bu eseri tarihi açıdan ele alalım: Eyfel’in yapılış amacı, Fransız Devrimi‘nin 100. yılını kutlamak için düzenlenen Expo 1889 fuarıydı. O zamanlar bu devasa yapıtın, sadece fuarın giriş kapısı olarak kullanılması istendi. Fuardan sonra ise -haliyle- yıkılması plandı. Ancak, gerek eserin oldukça ilgi görmesi gerek de Gustave Eiffel’in uğraşları sonucu kulenin bir süre daha Paris sokaklarını süslemesi kararı alındı. Buna karşın, Fransız halkı bu duruma -ilginç bir şekilde- karşı çıktı. Toplumu resmen ayağa kaldıran bu durum sonucunda özellikle devrin sanatçıları ve edebiyatçıları resmi bir kampanya bile düzenledi. Onlara göre kule, devasa bir sokak lambası ya da fabrika bacasından başka bir şey değildi. O zamana göre inanılmaz yüksek bu demir kulenin Paris’in itibarını zedeleyeceğinden korktular. Aslında yükseklik konusunda ufak da olsa hak vermek lazım; çünkü kule, 1931 yılında Empire State Binası inşa edilene kadar dünyadaki en yüksek yapıydı. Bu yüzden yüksekliğin halkı ürkütmesi o zamanlar için doğaldı.

instagram.com/m.u.13/

Biz yazarlar, ressamlar, heykeltraşlar, mimarlar ve Paris’in şimdiye kadar dokunulmamış güzelliğine adanmış tutkulu insanlar olarak bütün gücümüzle bu kullanışsız ve korkunç Eyfel Kulesine karşı çıkıyoruz.” gibi şuradan göz atabileceğiniz bir bildiri yayımlandı. Le Temps gazetesinin -tam da sevgililer gününe denk gelen- 14 Şubat 1887 tarihli basımında yer alan bu bildiride, Guy de Maupassant ve William-Adolphe Bouguereau gibi büyük sanatçıların da imzası vardı. Bu eleştirilere karşılık, Gustave Eiffel ise eserini, Mısır’daki piramitler ile kıyaslayıp o yapıtlardan çok daha görkemli bir eser meydana getirdiğini söyledi. Barış Özcan da bu konuyu videosunda dile getirmişti. Aslında bu isimlerin hepsi her ne kadar büyük birer sanatçı olsalar da bu durum, bir sanat eserini öngörü kabiliyetinden ve ileri görüşlülükten uzak, dar bir vizyon çerçevesinde değerlendirdikleri gerçeğini değiştirmiyor.

Kulenin şu anki kültürel etkisinden aslında söz etmeye gerek bile yok: Fransa’nın sembolü olan bu eserin minimize edilmiş versiyonlarının oradaki hediyelik eşya sektörünün vazgeçilmezi olduğunu biliyoruz. Özellikle de o sokaklarda, anahtarlıklarını satanlara rastlamamanız ise mümkün değil. Aslında konu Fransa olunca Eyfel’i neredeyse her yerde görüyoruz: Birçok romantik filmin tabii ki değişmez unsuru. Hatta şuradaki Ratatouille sahnesi gibi animasyon filmlerden tutun da GI Joe gibi aksiyon filmlerinde bile şu şekilde yıkılışını izleyebiliyoruz. Bambaşka örnekleri de ele alabiliriz: 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda orada bayrağımızı dalgalandırdığımızda bile bu, ülkemizdeki birçok kişi için gurur verici bir olaydı. Halbuki bir kesim de demir bir kuleye bayrağımız yansıtılıyor, olan sadece buydu diye düşündü. Sonuçta, kimileri için Eyfel, 18.000 küsur adet demir parçasının bir araya gelmesinden ibaret; kimileri için ise simetrik, devasa ve görkemli bir sanat eseri. Ancak kim ne derse dersin, ona her baktığımızda bize sanatın gücünü hatırlatan bu kule, demir yığınlarının bile paha biçilemeyecek değerde bir hazineye dönüştüğünün en muazzam kanıtı!

instagram.com/m.u.13/

Kaynak: The Telegraph & Mehmet Uğur Öztekin.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here