2004 yılından beri müzik dünyasında takip ettiğimiz rock grubu: Panic! At The Disco. Kuruluşundan itibaren çok sayıda üye değişimiyle birlikte müzik piyasasında farklı tarzlarda karşımıza çıkan grubun şu anki tek aktif üyesi 2004 yılında gruba vokalist olarak katılan Brendon Urie. Tur ekibinde yer alan isimler ise Kiara Ana Perico, Leah Metzler, Desiree Hazley ve Mike Naran.

Grubun en çok dinlenen şarkılarına baktığınızda bu 15 yıllık müzik yolculuklarında pek çok türle karşılıyoruz: Emo, pop punk, barok pop, alternatif rock, pop rock… Bu çeşitliliğin en büyük sebebi Brendon Urie’nin herhangi bir türde sabit kaldığı zaman sıkılması ve farklı şeyleri denemek istiyor olması. Bu durum bazı dinleyiciler tarafından hoş karşılanmıyor. A Fever You Can’t Sweat Out gibi bir albüm çıkaran bir grubun sonrasında daha elektronik bir altyapıyla synth müzik yapması ya da geçtiğimiz aylarda hayranlar tarafından fazlasıyla eleştirilen Brendon Urie ve Taylor Swift işbirliği ME! gibi bir şarkıda yer alması dinleyicinin çıkan şarkıya adaptasyonunu zorlaştırıyor. Yine de bence bir müzisyenin müziğinde farklı yollardan gitmesi ve yeni şeyler denemesi ortaya başarılı çalışmalar çıkarabilir ve en önemlisi müzisyenin alacağı zevk ve yaşadığı heyecan çıkan sonuca pozitif bir şekilde yansır. Panic! At The Disco diskografisi size birçok türde albüm sunuyor, zevkinize uygun olanı dinlemek de size kalıyor.

Bu içeriğimde 2013’te çıkan ve grubun 4. stüdyo albümü olan Too Weird To Live, Too Rare To Die!’ı inceleyeceğim.

1. This Is Gospel

Albümün en çok ses getiren şarkılarından biri. Klibiyle de çok konuşulan bu şarkıyı Brendon Urie grubun eski üyesi Spencer Smith için yazmış. Brendon şarkıyı arkadaşı (Spencer) için endişelendiği ve onu kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacağı bir dönemde yazmış. Ayrıca bu akılda kalıcı şarkının melodisi Brendon’ın köpeğine mırıldandığı şarkılardan ortaya çıkmış.

This is gospel, for the fallen ones
Locked away in permanent slumber
Assembling their philosophies
From pieces of broken memories

If you love me let me go 
‘Cause these words are knives that often leave scars

2. Miss Jackson (feat. LOLO)

Albümün en eğlenceli şarkıları arasında yer alan Miss Jackson, erkekleri önce kendine aşık edip sonra da onları terk eden bir kadın karakteri anlatıyor. MTV News’e verdiği bir röportajda Brendon “Bu şarkı zamanında benim başıma gelen bir olayı anlatıyor… Eskiden tek gecelik ilişkilerim olurdu ve karşı tarafın ne hissedeceğini düşünmeden hareket ederdim ve günün birinde aynısı benim başıma geldiğinde ‘gerçekten böyle mi hissediliyormuş’ oldum… Değişmem gerektiğini biliyordum çünkü ne birine bir daha böyle hissettirmek istedim ne de kendim hissetmek.”

Way down until the fire finally dies out
You’ve got them wrapped around your finger
Watch them fall down
There’s something beautiful and tragic in the fall out

Hey, where will you be waking up tomorrow morning?
Hey, out the back door, goddamn
But I love her anyway

3. Vegas Lights

Bu şarkıyla birlikte kendinizi Las Vegas’taymış gibi hissetmemek fazlasıyla zor. Zaten Brendon’ın da şarkıda yansıtmak istediği de buymuş. Vegas’a geri döndükten sonra bu ilginç parti enerjisini bir şarkıya dökmek istemiş.

Parçanın girişinde Susam Sokağı’nda geçen 10’dan geriye sayımın sample’ıyla birlikte tekerleme havasında olan şarkı, ilerleyen saniyelerde içerdiği elektronik sound’larla casino ve kulüp atmosferini yaşatıyor.

4. Girl That You Love

Brendon bu şarkıyı eşi Sarah, Spencer ve Spencer’ın eşiyle Fransa’da gezerken yazmış. Şarkı aslında Fransızca yazılmış ve adı “coeur de guimauve” yani “Marshmallow Heart”mış.  Ama Brendon şarkının Fransızca olmasını fazla iddialı bulmuş ve İngilizceye çevirmiş. Zaten coeur de guimauve ve Girl That You Love arasındaki ses benzerliğini fark edebiliyoruz.

Şarkıda Brendon’ın sesinin üzerindeki efektler bir P!ATD dinleyicisi olarak ilk başta fazla yapay gelse de daha sonradan şarkının genel altyapısı ve kullanılan sound’lara baktığımda mantıklı bir seçim olduğunu düşünüyorum. Brendon’ın filtrelediği robotik sesi ve gelgitlerle dolu aşk hikayesi şarkıya duygusuzmuş gibi görünen ama aslında fazlasıyla bir kederli üslup sağlamış.

5. Nicotine

Too Weird To Live, Too Rare To Die! ilk çıktığı zamanlar coşku dolu introsu ve romantik sözleriyle birlikte albümün en sevdiğim şarkısı olan Nicotine, adından da anlayacağımız gibi aşkı nikotin bağımlılığı üzerinden anlatıyor. Brendon, bahsettiği kişiyle birlikte olmayı çok isteyen ama o kişinin kendisine zarar vereceğini bildiği halde kendini ne olursa olsun aşka teslim eden bir karakterle karşımıza çıkıyor. Albümde This Is Gospel tarzına sahip yüksek ritimli şarkılardan biri. Brendon’ın güçlü vokalini heyecan ve tutku dolu üslubuyla dinliyoruz.

I taste you on my lips and I can’t get rid of you
So I say damn your kiss and the awful things you do
Yeah, you’re worse than nicotine, nicotine

It’s better to burn than to fade away
It’s better to leave than to be replaced
I’m losing to you, baby, I’m no match
I’m going numb, I’ve been hijacked

6. Girls / Girls / Boys

Albümün en çok ses getiren şarkıları arasında yer alan Girls / Girls / Boys, kişilerin cinsel kimlikleri ele alıyor. Şarkı, şeffaf bir cinsel kimliğe sahip olmanın önemini “Love is not a choice” diyerek vurguluyor ve halka açık bir şekilde yaşama cesaretini kutluyor.

7. Casual Affair 

Albümdeki favori şarkılarım arasında yer alan Casual Affair, synth tarzı, ağır ritmi ve yoğun atmosfere sahip altyapısıyla modunuzu ele geçiriyor.

Hey, a casual affair
That could go anywhere
And only for tonight
Take any moment, any time
A lover on the left
A sinner on the right

8. Far Too Young To Die

Elektronik bir giriş yapan ve öyle de devam eden şarkı, sonlara doğru kuvvetli rock kısmıyla bitiş yapıyor. Şarkının “Fixation or psychosis?/Devoted to neurosis now” dizelerinde mental rahatsızlık gibi durumlarda kişinin birini gerçekten sevmesiyle o kişiyle birlikte olma fikrine olan isteğini karıştırıp aslında ne hissettiğini ayırt edememesinden   bahsediyor.

I’ve never so adored you
I’m twisting allegories now
I want to complicate you
Don’t let me do this to myself

9. Collar Full

Albümün hareketli parçaları arasında yer olan Collar Full bana göre melodik açıdan biraz düz ve yetersiz ya da albümün geneline göre sönük kalmış demem daha doğru olur. Ama bu da Brendon’ın zevk alarak yazdığı ve synth soundları bol bol kullanmış olduğu bir parça.

10. The End Of All Things

Grubun sonradan çıkardığı 2 albümün (Death of a Bachelor ve Pray for the Wicked) son parçalarında olduğu gibi Brendon Urie bu albümde de kapanışı ballad’la yapıyor.

Bu şarkıyı Brendon eşine Sarah’ya ithafen yazmış. Elektronik bir altyapıyla birlikte piyano ve keman sesleri şarkıya duygusal ve romantik bir hava katıyor.

Whether near or far
I am always yours
Any change in time
We are young again

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here