Kaidesiyle beraber 93 metre boyuna ulaşan Özgürlük Heykeli, 1886 yılından beri New York’taki Liberty adasında tüm heybetiyle yükseliyor. Peki günümüzde Amerika’nın en önemli sembolü haline gelen bu heykelin hikayesini ve özellikle Osmanlı Devleti ile olan ilişkisini hiç merak ettiniz mi?

Mısır valisi Said Paşa, Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps ile 1854 yılında bir antlaşma yapar. Bu antlaşmaya göre; Akdeniz ve Kızıldeniz bir kanal (Süveyş) vasıtası ile birbirine bağlanacak ve kanalın Akdeniz’e açılan kısmına da dev bir heykel dikilecekti. Heykel, firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklinde olacak, elinde Asya’nın ışığının Mısır’dan geldiğini simgeleyen bir meşale tutacak ve başında da; 7 iklimin padişahı olan Osmanlı Sultanı’na ithafen 7 kıta ve 7 denizi simgeleyen 7 sivri uçlu bir taç olacaktı. Padişah Abdülaziz projeyi tahta geçer geçmez hemen onayladı ve eser Fransa’nın tanınmış heykeltıraşlarından biri olan Frederic Auguste Bartholdi’ye sipariş edilerek yüklü bir miktar avans ödendi.

Birkaç sene içerisinde; dikileceği yere monte edilecek şekilde parçalar halinde hazırlanarak tamamlanan heykel, Marsilya’dan bir gemi ile Mısır’a nakledilmek üzere beklemeye başladı. Her şey tam da istendiği şekilde ilerlerken hikayenin seyri Said Paşa’nın ani vefatıyla birlikte maalesef ki aksi yönde değişti. Yeni vali İsmail Paşa, Müslüman bir ülkeye böylesine büyük bir heykel dikilmesinin halk arasında huzursuzluk yaratacağını düşünerek eserin Mısır’a getirilmemesi talimatını verdi. Paşa’yı ikna etmek mümkün olmayınca da Süveyş Kanalı 1869 yılında büyük ama “heykelsiz” bir törenle açılmak zorunda kaldı. Bartholdi’nin eseri ise Paris’te bir depoya konarak adeta kaderine terk edilmiş oldu.

O dönemde yükselen Fransa ve ABD dostluğu çeşitli hediyeler ve jestlerle taçlandırılıyordu. Fransız hükümeti, Amerikalılara Fransa’nın dostluğunu daima hatırlamaları için eşsiz bir hediye gönderme fikrini ortaya atınca bu hediyenin büyük bir heykel olması kararlaştırıldı. Heykel bir elinde hukuku simgeleyen bir kitap tutacak, diğer elinde de dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü olan bir meşale taşıyacaktı. Sipariş yine Bartholdi’ye verilmişti. Zaten deposunda hazır bir eser bulunan Bartholdi bu fırsatı kaçırmayarak heykelinin ellerinde, kollarında ve yüzünde bazı değişiklikler yaptı. Heykelin yüzünü tamamen değiştirerek annesi Charlotte’nin silüetini işledi. Mühendislik ile ilgili kısımları da Gustave Eiffel ile beraber çalışıp tamamlayınca, eser 1885 yılında New York’a ulaştırıldı. 350 parçadan oluşan heykelin açılışı, Bartholdi ile Süveyş Kanalı’nın mühendisi Ferdinand de Lesseps tarafından 1886 yılında gerçekleştirildi. Günümüzde Amerika’ya seyahat eden insanların hala en çok merak ettiği ve en çok ilgi duyduğu yapıların başında geliyor. Böyle devasa bir sanat eserini kendi ellerimizle kaybettiğimiz için ne kadar üzülsek azdır.